Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Demirtaş: "Ortada devlet bırakmadınız"

    Cem EMİR- Serdar SUNAR/DİYARBAKIR, (DHA)
    10.01.2011 - 15:06 | Son Güncelleme:

    BDP Genel Başkanı Selehattin Demirtaş, terör örgütü Hizbullah üyelerinin tahliye edilmesinin eksik tartışıldığını ibelirterek, "KCK davasında da olduğu gibi Türkiye’de yürüyen bir çok davada olduğu gibi, Türkiye’de yargı sistemi çökmüş durumdadır" dedi.

    BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Baskanı Ahmet Türk, yardımcısı Aysel Tuğluk, 13 Ocak’ta yeniden başlayacak PKK’nın gizli sivil yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) ana davasına ilişkin, basın toplantısı düzenledi. Diyarbakır’daki sivil toplum örgütü temsilcilerinin de katıldığı Sümerpark’taki basın toplantısında, Aysel Tuğluk, BDP ve DTK’nın ortak hazırladığı basın metnini okudu.

    'KCK DAVASININ MEŞRUİYETİ KALMADI’

    Tuğluk, KCK operasyonlarını ’siyasi soykırım’ olarak değerlendirdiklerini belirterek, operasyonların asıl amacının, Kürt siyasetini ve talep ettiği demokratikleşme sürecini ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Davanın kamuoyu vicdanında mahkum edildiğini, meşruiyetinin kalmadığını savunan Tuğluk, sanıkların konuşturulmadıklarını ve savunmalarının engellendiğini ileri sürdü. Tuğluk, mahkemenin ’bilinmeyen dil’ tespitine de tepki göstererek şöyle konuştu:

    "Şu gerçeği tüm kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz, bugün itibariyle Kürt halkının anadilini ve kültürünü yaşamın her alanında kullanma talebi ve demokratik özerklikle Türkiye Cumhuriyeti içerisinde eşit ve özgür bir şekilde yaşama iradesi, tüm yönleriyle ortaya çıkmıştır. Bu irade gücünü halktan almaktadır. Ve hiçbir siyasi operasyonla, baskıyla ve zorla sindirilemeyecek kadar güçlü ve birlik içerisindedir. Kürt siyaseti tüm kurum ve örgütleriyle, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine büyük katkılarda bulunarak, mevcut sınırlar içerisinde her bir yurttaşın dini, dili, kimliği ile hiçbir ayrımcılığa uğramadan, özgür ve eşitçe yaşayabileceği bir değişim ve dönüşüm sürecine odaklanmıştır. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın."

    YENİ ANAYASADAN BEKLENTİLER

    Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Kürt siyasi hareketinin, Türkiye’nin tam demokratik bir cumhuriyete geçiş sürecinde en fazla önemsenmesi gereken ve vazgeçilmez dinamiklerinin başında geldiğini savundu. Dinamiğin darbelenmeye çalışılmasının, Türkiye’nin geleceğinin darbelenmesi anlamına geleceğini ileri süren Tuğluk, şöyle konuştu:

    "İktidarın ve bir bütün statükocu elitlerin, hamasi nutuklarla bu hareketi suçlaması ve polisiye operasyonlarla sindirmeye çalışmasının, 72 milyon yurttaşın tümünün zararına olduğunu belirtmek istiyoruz. Demokratikleşme ertelendikçe, huzurumuz- güvenimiz-özgürlüğümüz ve refahımız hep tehdit altında olacaktır. Bu konuda, herkesin alabildiğince duyarlı ve sorumlu bir şekilde, aktif yurttaşlık görevlerini yerine getirmesini ve iktidarın bu keyfi uygulamalarına karşı refleks göstermelerini bekliyoruz. Önümüzdeki bir-iki yıl içerisinde yapılmasını beklediğimiz yeni demokratik sivil Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yüzyıllık acılı tarihimizin bir özeleştirisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini özelikle vurgulamak istiyoruz. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz günlerden başlayarak önümüzdeki dönemi, her yönüyle aktif olan yeni bir toplumsal sözleşme oluşturma süreci olarak görmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu dönemde barış- özgürlük ve eşitlik için yapılacak her etkinliğin, her toplantı ve her mitingin; Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Erzurum ve Sivas Kongrelerini, Birinci Büyük Millet Meclisi oturumlarını hatırlatırcasına, demokratik bir Cumhuriyeti hep birlikte yeniden oluşturmak amacına yönelik olmasının altını çizmek istiyoruz."

    Tuğluk, 13 Ocak Perşembe günü görülmesine devam edilecek olan KCK/TM ana davasında yargılananların, Kürtçe savunma talebinin kabul edilmesini ve serbest bırakılmalarını isteyerek, aydın, sanatçı ve demokrat kesimleri davanın görüleceği gün Diyarbakır’a davet etti.

    ORTADA DEVLET DİYE BİR ŞEY BIRAKMADINIZ

    Terör örgütü Hizbullah üyelerinin tahliye edilmeleri konusunda değerlendirmesi sorulan Demirtaş, şöyle konuştu:

    "Meselenin sadece Hizbullah tahliyeleri ile ilgili ele alınıp tartışılması bir eksikliktir. Biz fotoğrafın tümüne bakılması düşüncesindeyiz. KCK davasında da olduğu gibi Türkiye’de yürüyen bir çok davada olduğu gibi, Türkiye’de yargı sistemi çökmüş durumdadır. Şu anda Türkiye’de hiç kimse kendini yargı güvencesi altında hissedemez. Türkiye’de çökmüş bir yargı sistemi var iken, çıkıp ’tek millet tek devlet’ falan deyip, milliyetçilik üzerinden siyaset yapanlar kendine şunu sormalıdır. Ortada devlet diye bir şey bırakmadınız. Ortada toplumsal mekanizmaları tümüyle çürüten bir siyasi anlayış bıraktınız. Türkiye’de hükümetin de katkıları ile sadece AKP hükümeti değil, ondan önceki hükümetlerin katkıları ile yargı sistemi çökmüştür. Şu anda herkes, mahkemeye sanık olarak giden de, mağdur olarak giden de büyük bir tedirginlik, büyük bir tereddüt içerisinde gitmektedir. Çünkü adalet sarayları artık adalet dağıtan binalar olmaktan çıkmıştır. Durum bu kadar vahimdir."

    GEÇMİŞTEN DERS ÇIKARILMALI

    Demirtaş, yeniden Hizbullah ile bir gerginliğin olup olmayacağı yönündeki yorumunun sorulması üzerine, faili meçhul cinayetlere dikkat çeken Demirtaş şöyle devam etti:

    "Fi tarihinden bahsetmiyoruz, 10- 15 yıl önceki Türkiye’den bahsediyoruz. Bölge halkı buradaki trajediyi unutmuş değil. Fakat devletin o dönem burada işlenen faili meçhul cinayetlerden sorumlu değilmiş gibi bir hava yaratılıyor ki, bu doğru değil. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti devletini o dönem yönetenler başta olmak üzere, bu işi yakın geçmiş ile hesaplaşmak üzerinden tekrar masaya yatırmak gerekir. Mesele iki üç kişinin tahliye olma meselesi değildir. Şuna biz dikkat çekmek istiyoruz; Geçmişte faili meçhul cinayet işleyen örgüt, bölgede ’hizbi kontra’ olarak değerlendirildi. Bölgede o faili meçhul cinayetlerden yola çıkarak, o faili meçhul cinayetlerde kullanılan kişilerden yola çıkarak, dini cemaatler ve işte bir takım dini örgütlenmeler ile Kürt hareketini karşı karşıya getirilme girişimini de biz doğru bulmuyoruz. Bu bölgede herkes, demokratik teamüller çerçevesinde bir birine saygı temelinde yaşamayı öğrenmelidir. Hiç kimse başkasının çıkarlarına alet olmamalıdır, herkes buna dikkat etmelidir. Umut ediyorum ki bundan sonrada geçmişten ders çıkarılarak bu şekilde hareket edilecektir."

    AHMET TÜRK: SİLAHSIZ OLACAKLARSA GELSİNLER

    DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ise, Abdullah Öcalan’ın, Hizbullah için ’Kendilerini legal olarak ifade edeceklerse onlar DTK’ya çağrılır’ yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, "DTK sivil alanın örgütlenmesidir. Elbette ki sivil siyaseti esas alan, silahı esas almayan ve bu halkımızın siyasal statüsünü önemseyen anlayışa sahip olan herkese açıktır" dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı