Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Demirel'i rahatlatan sözler

Tufan TÜRENÇ

Demirel, brifing almak için salı günü Genelkurmay'a gittiği saatlerde Başbakan Yılmaz partisinin grubunda yaptığı sert konuşmayı yeni bitirmişti.

Yılmaz bu konuşmada sert bir üslup kullanmış, Silahlı Kuvvetler'in irtica ile mücadele konusunda duyduğu rahatsızlığa yanıt vermiş ve askerin sivil otoritenin emrinde olduğunu vurgulamıştı.

Başbakan irtica ile mücadelenin askerin değil, hükümetin işi olduğunu özellikle belirtmişti.

Yılmaz'ın bu sert üslubu bir süreden beri tırmanan hükümet-ordu ilişkilerinde ipleri iyice germişti.

Başbakan'ın bu konuşmasını Genelkurmay'dan bir komutan çarşamba günü şu cümlelerle değerlendiriyordu:

‘‘Çok şanssız bir çıkış. Keşke Sayın Başbakan, bu konuşmayı yapmadan burada, Genelkurmay'da Sayın Cumhurbaşkanımız'a anlatılanları duysaydı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu konularda neler düşündüğünü öğrenseydi sanırım ki hiç böyle bir çıkış yapma gereğini duymazdı.’’

Cumhurbaşkanı, Genelkurmay'a geldiği zaman çok rahat değildi ama Orgeneral Karadayı ile öteki komutanların kendisini sağduyulu bir havada karşılayacağından emindi.

Genelkurmay'dan ayrılırken de, orada kendisine söylenenler Demirel'i çok rahatlatmıştı.

Neydi Genelkurmay'da Cumhurbaşkanı Demirel'i rahatlatan cümleler?

* * *

Demirel, daha karşılama anında Genelkurmay'da tahmin ettiği havanın hâkim olduğunu görerek mutlu oldu.

Çünkü Demirel'e Genelkurmay'da çok sıcak bir karşılama yapılmıştı.

Brifingden önce Demirel ile Karadayı baş başa bir görüşme yaptılar.

Bu görüşmede Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı'na Silahlı Kuvvetler'in olayları sağduyu ile değerlendirdiğini ve demokrasiye sonuna kadar bağlı olduklarını anlattı.

Zaten her zaman ılımlı bir üslup kullanan Karadayı, Cumhurbaşkanı Demirel'e bunalımı tırmandıracak davranışlarda ve açıklamalarda kesinlikle bulunmayacaklarını söyledi.

Karadayı, Cumhurbaşkanı'na şu mesajları verdi:

‘‘Sayın Cumhurbaşkanım, yapılan bazı açıklamalar beni ve silah arkadaşlarımı üzdü.

Terfiler konusundaki spekülasyonlar doğru değildir.

Sizin de yakinen bildiğiniz gibi benim görevimin uzatılması konusunda herhangi bir isteğim olmamıştır.

Bu tür açıklamalar ve tartışmalar orduyu yıpratır.

Türk Silahlı Kuvvetleri irticayla mücadelenin şart olduğuna inanır ama bu mücadelenin halkı huzursuz etmeyecek şekilde yapılması konusunda da çok duyarlıdır.

Türk Silahlı Kuvvetleri sonuna kadar demokrasinin yanındadır.

Anayasa'nın ve yasaların çizdiği konumumuzun ne olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bizim siyasi otoritenin üzerine çıkma gibi bir düşüncemiz olamaz.

Türk Silahlı Kuvvetleri siyasi otoriteye tabidir.

Onun için bizim bunalımı tırmandırma gibi bir eğilim içinde olmamız düşünülmemelidir.’’

Cumurbaşkanı Demirel'i, demokrasiye bağlığından en ufak bir kuşku duymadığı Genelkurmay Başkanı Karadayı'nın bu sözleri çok rahatlatıyor.

Brifingi bu duygular içinde izleyen Demirel yine aynı duygularla Genelkurmay'dan ayrılıyor.

* * *

Daha sonra yaptığı görüşmelerde Genelkurmay'da edindiği bu izlenimi sorumlulara iletiyor ve herkesin sağduyu ile hareket ederek bunalımı tırmandırmaması gerektiğini vurguluyor.

Zaten Demirel uzun yılların kendisine kazandırdığı deneyimle, özellikle de iki askeri darbeye muhatap olan bir politikacı olarak bu tip bunalımların durulmasında yaşamsal roller üstleniyor.

Demirel'in olaylara ta başından itibaren soğukkanlı yaklaşımının bugünkü bunalımın önlenmesinde çok etkili olacağı kesin.

Bu konuda Genelkurmay Başkanı Karadayı ile öteki komutanların olumlu tutumu da Cumhurbaşkanı'nın işini kolaylaştırıyor.

Siyasi otoritenin de aynı davranış içine girmiş olduğuna dair belirtiler var.

Ancak hükümete şu aşamada düşen önemli bir görev de Türk Silahlı Kuvvetleri'ni üzen havayı dağıtacak bir jest yapmasıdır.

Olaylar istenmeden tırmandırıldı.

Düşünülmeden atılan adımlar, söylenen sözler, istenmese de zaman zaman böyle bunalımlara neden oluyor.

Demokrasilerde geçerli olan, konuşarak sorunları çözmek için belli noktalarda buluşabilme olgunluğuna ulaşmaktır.

Bunu başarabildiğimiz oranda demokrasimizi bugün ortadan kaldırmak için çabaladığımız bunalımlara sık sık düşmekten kurtarırız.

Şunu herkesin unutmaması gerekir, Türkiye'nin yapacağı o kadar çok iş var ki, bu tip tartışmalarla kaybedecek zamanımız yok.













X