Gündem Haberleri

    Demirel'den bir dinleme öyküsü

    A.A
    31.05.2008 - 17:01 | Son Güncelleme:

    Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye'de vatandaşların dini vecibelerini yerine getirme konusunda en ufak şikayeti olmadığını söyledi.

    Üroonkoloji Derneğinin Bostancı Greenpark Otel'de düzenlediği “Bahar Dönemi Bilimsel Toplantısı”na katılan Demirel, dernek üyesi doktorlara “2008 Mayısında Türkiye ve Dünya” başlıklı bir konferans verdi.

    Konuşmasında demokrasinin önemine değinen ve Türkiye'de her yapılanın Cumhuriyet'in eseri olduğuna işaret eden Demirel, Atatürk'ün çağdaş devlet iddiasıyla ileri toplumlarla Türkiye'nin arasındaki 150 yıllık mesafeyi kapatma gayretinde olduğunu, bu amaçla devrimler gerçekleştirdiğini anımsattı.

    Demirel, çağdaş devlet, çağdaş hukuka dayanacağından çağdaş hukukun da ülkeye getirildiğini belirterek, din ile devletin ayrılmasının da bunun gereklerinden biri olduğunu ifade etti.

    Türk halkının bu durumdan şikayetçi olmadığını anlatan Demirel, “Din ile devletin ayrılması, yapışık doğan iki çocuğun cerrah müdahalesiyle ikisinin de yaşayabilmesi için ayrılması gibidir” benzetmesinde bulundu.

    Demirel, bu konuda kimsenin korkuya kapılmaması gerektiğini dile getirerek, “Bugün Türkiye'de din ile devlet ayrılmıştır. Bugün Türkiye'de vatandaşların dini vecibelerini yerine getirmekte en ufak bir şikayeti yok. Ne hacca gidene, ne oruç tutana bir şey diyen yok. Halkın vicdan hürriyeti kanunlarla korunmuştur” dedi.

    İSLAM, CUMHURİYET VE DEMOKRASİ

    Türkiye'de “Asr-ı Saadet”teki uygulamaları yerine getirmek isteyen “selefi cereyanların” olduğunu savunan Demirel, şunları söyledi:
    “Böyle dediğiniz takdirde o ülkede demokrasi mümkün değildir. İslam, Cumhuriyet, demokrasi, laiklik ve modernite bir ülkede bağdaşıyorsa o ülke rahattır. Bize göre İslam, cumhuriyet, laiklik, demokrasi ve modernite birbiriyle çatışmaz. Ve bunu Türkiye devam ettirdiği sürece Türkiye'nin başı ağrımaz. Ama çatıştırmak isterseniz, çatıştırırsınız.”


    Herkesin Türkiye'nin geleceğine güvenle bakmasını isteyen Demirel, “Milletimizin sağduyusu, birlik ve beraberliği, kendisine, demokrasiye, Atatürk Cumhuriyetine olan inancı teminatımızdır” dedi.

    Süleyman Demirel, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın açıklamalarına ilişkin de şunları söyledi:
    “Türkiye, din ve vicdan özgürlüğünün korunması ve gelişmesinde alicenap büyük bir ülkedir. Müslümanlığın icaplarını yerine getirmekte kimsenin bir sorunu yoktur. Kişisel olarak bazı kimselerin sorunları varsa onu bilemem. Halkın tümünün bir sorunu yoktur. Mahalle baskısı denen bir olay var. Türkiye bugün ondan şikayet ediyor. Başını bağlayan kadına 'niye bağladın' diyen var mı? Ama okulda ve devlet dairesinde bağlarsan o ayrımcılığa girer. Din ve vicdan özgürlüğü kullanılmamalıdır, istismar edilmemelidir.”

    Bir ülkenin dışarıya şikayet edilmesinin bütün vatandaşları rahatsız edeceğini belirten Demirel, siyasi iktidarların ağlama duvarı olmadığını vurgulayarak, “Eğer size şikayet geliyorsa onu ortadan kaldırın” diye konuştu.

    “TÜRKİYE'Yİ KİMSE BÖLEMEZ”

    Demirel, Türkiye'de demokratik sistem içerisinde kurumların, anayasanın ve muhalefetin olduğunu belirterek, “Kim bizi bölecek? Bizi kimse bölemez. Biz bölünmezliğe inanacağız. Devletler de milletler de yaşayan vücut gibidir. Bazı rahatsızlıklar olduğunda doktora gideriz. Bazı arızaların tehdit durumuna gelmesi mümkün değildir. Türkiye kendisini taşıyacak güce sahip. Hiç kimse bu gücü denemeye kalkmasın” dedi.


    Sorunların demokratik yollardan çözülmesinin önemine işaret eden Demirel, sözlerine şöyle devam etti:
    “Biz istiyoruz ki Türkiye'nin sokakları hür olsun. Bak şimdi buraya gelmiş konuşuyoruz. Bizi dinleyen var mı? Acaba bizi dinlerler de yarın bir şey yaparlar diye bir endişe var mı? Böyle bir endişeniz olsa buraya gelmezsiniz zaten. Benim ne diyeceğim belli. Yasaklı dönemim oldu. Bana 'telefonunuz dinleniyor' dediler. 'Dinleniyorsa iyi, bir şey öğreniyorlar', dedim. Ama herkes bunu diyemez. Ha, ayıplarımız var. Bu ayıptır. Birtakım rahatsız edici unsurlar var. Bu unsurlar hukuk devletinin usulleri içinde halledilmeye çalışılmalıdır.”

    “MİLLET SEÇMESİNİ BİLEMEDİ DEYİP GEÇMEYİN”

    Türkiye'de bir yönetim zaafı olduğunu ileri süren Dokuzuncu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “(Millet seçmesini bilemedi) deyip geçilmemesi gerektiğini”, vatandaşın iyi aydınlatıldığı takdirde yanlış yapmayacağını vurguladı.


    Demirel, “eğer (millet seçmesini bilemedi) denilirse”, bunun 'Türkiye kendi kendisini yönetemedi' anlamına geleceğini dile getirerek, seçimler sayesinde iyi bir yönetimin seçilebileceğini ifade etti.

    Türkiye'de 1000 yıllık bir devlet fikri ve tecrübesi bulunduğunu, ancak bu zenginliğin farkında olunmadığını belirten Demirel, şunları kaydetti:
    “Demokrasiyle idare etmek kolay değildir, ancak güzel bir şeydir. Hiç kimse başka bir şeye heveslenmesin, demokrasi dışında bir şeyi aklından geçirmesin. İyisini ülkeyi en iyi idare edeni bulana kadar seçime gideceksiniz. 'Benim vatandaşım seçemedi, yapamadı, onun için ben geldim oturdum' olmayacak. Hiç kimse kendini bu ülkenin vatandaşından üstün görmesin. Bu ülkenin vatandaşının dediği olacak, onun rızasından uzaklaşıldığında her şeyden uzaklaşırız.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı