Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Demirel ısrar ediyor

Oktay EKŞİ

Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel, dostumuz Kurtul Altuğ'a verdiği ve 21 Eylül günü TRT 1'de yayınlanan mülakattaki görüşlerini, dün TBMM'nin yeni yasama yılını açarken yaptığı konuşmada tekrarladı.

Artık görülüyor ki Sayın Demirel, ‘‘Başkanlık sistemi tartışılsın’’ demiyor. ‘‘Başkanlık sistemi getirilsin’’ diyor.

Diyor ama onun hemen ardından ‘‘Ve başkan ben olayım’’ı ifade etmeyi şimdilik uygun görmediği için, sözünü ‘‘tartışılsın’’la sınırlı tutuyor.

Sistem değişir, kendisi de ağzındaki baklayı çıkarma zamanının geldiğine kani olursa, onu da söyler. Ve seçilebilir de...

Seçilebilir ama, Demirel için ‘‘iyi’’ olan bu formül, Türkiye için iyi olur mu?

Sayın Demirel'in siyasi yaşamını inceleyenler ve yakından izleyenler bilirler. Bir konuda kendisinin çıkarları ile ülkenin çıkarları paralel ise, sorun yoktur. Kavgayı verir, başarılı da olursa, ülke bundan çok yarar sağlar. Bunun en son ve somut örneği, cumhurbaşkanlığına seçilip de kendisinin oy toplamak için artık seçmene gitmesine gerek kalmadığı tarihten itibaren laik cumhuriyetin en ateşli savunucularından biri olmasıdır.

Ama eğer aksi doğru ise yani kendi siyasi çıkarı ülkeninkiyle çatışıyorsa, gözünü kırpmadan kendisininkini savunabilir. Yeter ki mücadelesi yasa ve hukuk dışına çıkmasın.

Nitekim geçmişte, laik cumhuriyetin hemen hemen tüm temel kurumlarının sarsılmasına destek verenlerin başında kendisi gelir.

Sadece bu değil... Sayın Demirel, siyasi yaşamımızdaki yanlışların pek çoğunun patentine sahiptir.

O nedenle bugün, laik cumhuriyeti ve demokrasiyi savunan, ülkenin bir yerine en küçük bir eser kazandıran insanların bir dediğini iki etmeden yurdun bir ucundan öbürüne koşarak açılış törenleri yapan Demirel'i değerlendirirken bu gerçekleri de görmek gerekir.

Sayın Demirel şimdi ‘‘başkanlık’’ tartışmasına girenlerin ‘‘İyi ama bunu kim söyledi?’’ sorusuna girmelerine karşı çıkıyor.

Oysa hakkı yok. Çünkü tartışmayı başlatan kişi -yani kendisi- konunun özünü teşkil ediyor. Zaten sistem değişikliğini de kendisi için istiyor.

Dahası... Bir an için değişiklik olduğunu ve kendisinin başkan seçildiğini varsayalım. Peki sonra? Evet, ondan sonra Türkiye nasıl bir ‘‘kişi’’nin eline teslim edilecek?

Kaldı ki bugün eğer bizzat kendisi ‘‘Sistem işlemiyor. O yüzden bunu değiştirip başkanlık sistemine geçelim’’ tezini savunurken, bu ülkenin son 35 senesine en belirgin damgayı kendisinin vurduğunu ve bugün bulunduğumuz yerde bir tıkanıklık söz konusu ise, bu sonucu kendisine fatura etmek zorunda olduğumuzu gözardı ediyor. Yani hem bozan hem de davacı sandalyesine oturan kişinin kendisi olduğunu unutuyor.

Daha açık konuşalım mı? Biz ‘‘Başkanlık’’ sisteminin tartışılmasına karşı değiliz. Ama bu tartışmayı başlatma hakkının en önce değil, Sayın Demirel'e en sonra geleceğine inanıyoruz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI