Gündem Haberleri

    DEMİREL’İN ARKADAŞI İNÖNÜ’NÜN SIRDAŞIYDI

    Şehriban OĞHAN - soghan@hurriyet.com.tr
    06.02.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İsmet İnönü’nün Atatürk ile yollarını ayırmasına neden olan gerginliği hakkında çok şey söylenir. Atatürk’ü yıpratmamak için o dönem susan İnönü, sırrını üç kişiye açıklar: Nihat Erim, Kemal Satır ve Muammer Erten... 10’uncu İnönü hükümetinin Sanayi Bakanı olan Muammer Erten’in hayatını anlatan ‘Topraktan Parlamentoya Muammer Erten’ adlı kitap bir döneme ışık tutuyor

    Süleyman Demirel çocukluk arkadaşıdır. İsmet İnönü de siyasetteki hocası. Sanayi Bakanlığı’nı yaptığı hocasının koltuğunu, yıllar önce bilgi yarışmasında tanıştığı çocukluk arkadaşı doldurur. Başbakanlık koltuğuna Demirel oturur. Bilgi yarışmasındaki rakibi, siyasi rakibidir artık. Ancak bu tatlı rekabet ortaokulda İslamköy Ovası’nda kurdukları hayali unutturmaz. Eğridir Gölü’nden İslam Köyü Ovası’nın sulanması projesine ilk harcı, bakanlığı döneminde Muammer Erten atar. Erten, Atabey sulaması adı altında projeyi 1965 icra planına koydurur. Gerçekleştirmekse Başbakan Demirel’e düşer. Ispartalılar bu projeyi tümü ile Demirel’e mal edince, onu büyük zorluklarla plana koyduran Sanayi Bakanı unutulur.
    Erten, aynı dönemlerde CHP içinde yükselen değerdir. Parti, ‘Ortanın solu’nu onunla tanır. İnönü’ye, başbakanlıktan ayrılmasının asıl nedenini anlattığı üç kişiden biri olacak kadar yakındır. Onunla girdiği siyasetten onunla çekilir. Muammer Erten, hasta yatağında kızına tek şey vasiyet eder: “Yaşadıklarımı başkaları da bilsin.”
    Babasını “Anadolu’nun 1923’teki yoksul ve yorgun köylerinde dünyaya gelip, Cumhuriyet’in kurduğu okullarda yeni bir ülke inşa etmek amacı ve heyecanıyla okuyarak kendini yetiştiren, Cumhuriyet’le yaşıt binlerce köylü çocuğundan biri” diye tanımlayan eski CHP Genel Sekreter Yardımcısı Şule Erten Bucak, kardeşi Niyazi Erten’le, babasının tuttuğu notları birleştirdi ve Doç. Dr. Hakkı Uyar’ın desteğiyle kitaplaştırdı. Erten’in, üst düzey tartışmaların yaşandığı Parti Meclisi toplantılarında tuttuğu notların da yer aldığı ‘Topraktan Parlamentoya Muammer Erten’, CHP tarihi açısından da belge niteliği taşıyor.

    PAŞA, BAŞBAKANLIKTAN AYRILIŞINI ANLATIYOR


    Muammer Erten, 10 Nisan 1972’de İnönü’nün Atatürk ile ihtilafı konusunda anlattıklarını evde kayda geçirir. İnönü, Erten’e özetle şöyle der:
    “Herkesin ‘ihtilaf’ diye yazdığı iktisat vekilinin değişmesi, çiftlikte bira fabrikası, kâğıt fabrikası konusu aramızdaki mutabakatla çözülmüştür. Ancak Atatürk’ün hastalığı ilerlemeye başladığı zaman sofranın ve İş Bankası çevresinin etkisi artmaya başlamış, aramızdaki konular daha tartışmalı bir hal almıştır. Doktorlardan aldığım bilgilerden sonra Atatürk’ü rahatsız etmemek için azami gayret gösteriyordum. Eylül 1937’de Nyon meselesine kadar bu böyle sürdü. İspanya iç harbinde Akdeniz’de, İspanya’ya yardım götüren gemiler batırılıyordu. Bunu önlemek için Akdeniz ve Karadeniz’e sahildar olan ülkeler Nyon’da konferansa davet edildi. Bizden Hariciye Vekilimiz Tevfik Rüştü Aras katıldı. İngilizler ve Fransızlar, Akdeniz’i bölgelere ayırarak kendi bölgelerinde bizim gemilerimizin de onlara yardımcı olmasını istiyordu. Atatürk, İngiliz ve Fransızlarla beraber olmayı tercih ediyordu. Hükümet ise kendi karasularında sorumluluk kabul ediyordu. İngiliz ve Fransızlar tezimizi kabul eder göründüler; biz de anlaşmanın imzalanması için talimat verdik. Ancak; sahildar ülkelerin açık denizlerde imkânları ölçüsünde yardım edecekleri kaydı Atatürk’ün Florya Köşkü’nden verdiği talimatla imzalandı. Bu, hükümet için emrivaki oldu. Atatürk ile telefon başındaki görüşmeler de sonuç vermedi. Onun üzerine İngiliz ve Fransızlardan bu kaydın uygulanmayacağı hakkında yazılı bir mektup almakta ısrar ettik ve bunu sağladık. Meclis’ten de bu böylece geçti. Ancak Atatürk ile aramızda halledilmesi gereken bir ihtilaf doğdu. Atatürk ile görüşmek için İstanbul’a gitmeye hazırlanırken, Ankara’ya geleceği haberini aldık. O gece Bakanlar Kurulu’nu yemeğe çağırdı. Bazılarının söylediği gibi içki falan içmemiştim. Ancak Nyon meselesi beni çok yormuş ve sinirlerimi tahrip etmişti. Ayrıca o sıralarda küçük kardeşim vefat etmişti. Çok üzgündüm. Yemekte tatsız tartışmalar oldu. Atatürk de üzüldü.

    TRENDE ATATÜRK İLE NE KONUŞTULAR

    Ertesi gün özel trende baş başa kaldık. ‘Nyon meselesinde aramızda ihtilaf olmuştur. Hükümet sorumluğu bendedir. Herhangi bir emrivakiyi kabul edemem. Anlaşarak meseleleri çözebilirsek çalışırız. Aksi halde size kolaylık yaparım’ dedim. Atatürk, ‘Son zamanda ihtilaflarımız arttı, istersen biraz istirahat et’ dedi. Ayrılmamın usulleri hakkında konuştuk. Yeni başvekilin kim olabileceğini sordu. Ben isim vermedim. ‘Celal Bayar uygun mudur’ dedi. ‘Uygundur’ dedim ve beni gururlandırıcı sözler söyledi. Ölünceye kadar dostluğumuz devam etmiştir.”
    Erten, kitabında bu konuşmadan sonra İnönü’ye sorular sormak istediğini, İnönü’nün “Sana her şeyi anlattım” diye konuyu kestiğini ifade ediyor. Erten, bu ihtilafın kendi çıkarlarını ve ihtiraslarını bir kenara atarak, memleket ve millet çıkarını esas sayan iki devlet adamını da yücelttiği yorumunu yapıyor. 


    Her şeyde istifa diyorsun

    İnönü, ‘ortanın solu’ görüşünü 1965’te Abdi İpekçi’ye açıklar. Ortanın solunun ‘sosyalist parti’ anlamına gelmediği paranteziyle... Muammer Erten, görüşü örgüte anlatmaktan sorumludur. Köylüye şöyle açıklar “Birinci köyde, etrafı toprak sahipleriyle çevrili, dediği dedik muhtar vardır. Jandarma onların emrindedir. İkinci köyde, toprak devletindir, başında da eli kırbaçlı adamı vardır. Üçüncü köyde, köylüler muhtarı, imamı kendileri seçer. Her köylünün de kendine yetecek toprağı vardır. Birinci köyü faşist, ikinci köyü komünist köy olarak nitelendiren Erten “Üçüncü köy ortanın soludur” der. Kurultayda ortanın solu kazanır, İnönü seçilir. Genel Sekreter Ecevit, Konya’da “Ortanın solu Hazreti Muhammed’in yolu” deyince, İnönü küplere biner. Ecevit’e “Sen bir adım attın, iki adım attın, onlarla kaç adıma kadar yarışabileceksin” der.  Ecevit, “İstifa edeyim” yanıtını verir. Paşa, “Her şeyde hemen ‘İstifa edeyim’ diyorsun” sözüyle tartışmayı bitirir.

    Her bayram İnönülere el öpmeye giderdik
    - Ailem, Paşa’ya çok bağlıydı. Her bayram, İsmet Paşa ve Mevhibe Hanım’ın elini öperdik. Arada bir de hep birlikte Kızılcahamam’a giderdik. Bir keresinde Tansu Oral (Özkök-Hüdai Oral’ın kızı) ve Zeynep Göğüş (Ali İhsan Göğüş’ün kızı) ile birlikte dağda asılı kaldık. Bizi itfaiye kurtardı.


    Bulutların arasında Cadillac ile geziyor şimdi
    Gazeteci Zeynep Göğüş, eski Turizm ve Tanıtma Bakanı olan babası Ali İhsan Göğüş ile aynı kabinede olan Muammer Erten’in ardından yazdığı yazıda Erten’i şöyle anıyor:“Milletvekilliği sona eren Muammer Erten 1973 sonu Brüksel’e Avrupa Topluluğu nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliği’ne müşavir olarak atanmıştı. Brükselliler benzine doymayan canavar Amerikan arabalarını eşek ölüsü fiyatına elde çıkarıyorlardı. Muammer Amca o zamanın parasıyla 6 bin liraya 66 model bir Cadillac satın aldı. Onca KİT’in bağlı olduğu bakanlık koltuğundan leke bırakmadan kalkmıştı. Bırakın Cadillac’ı yeni çıkan Anadol marka otomobillerden bile almayı hayal edemezdi. Cadillac’ını hevesini alacak kadar kısa bir sürede kullanıp sattı. Onu gökyüzüne yolladık. Bulutların arasında Cadillac’la geziyor şimdi.”

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı