Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Demirel: Devlete yakışır bir toplantı oldu

    Hürriyet Haber
    30.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 30.03.1998 - 00:01

    Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ‘‘İyi bir toplantı oldu’’ diye söze giriyor ve ekliyor: ‘‘Ben bu toplantının devlete yakışır bir toplantı olacağını önceden söylemiştim. Dediğim gibi oldu, devlete yakışan bir toplantıydı.’’

    Demirel, geçen cuma günü yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısını değerlendirmeye devam ediyor:

    ‘‘Her şey konuşuldu, sükunet içinde konuşuldu.’’

    Cumhurbaşkanı, ardından asker ve sivil kesimin MGK'da bir araya geldiklerinde, birbirlerine ‘‘eşit bir zeminde’’ muhatap olduklarına işaret ediyor:

    ‘‘MGK'da kimse birbirinin amiri ya da memuru değil. Herkes MGK'ya gelirken günlük mesaisindeki sıfatını kapıda bırakıp, içeri yalnızca MGK üyesi şapkasıyla giriyor. Ve herkes müsavi...’’

    Demirel, içeride yapılan tartışmadan memnun gözüküyor:

    ‘‘Meseleler iyi tartışıldı. Eleştiriler tabii ki oldu. Şu kadarını söyleyeyim, herkes aklına gelen neyse, açıklıkla söyledi. Kimse sözünü sakınmadı. Ben toplantının böyle geçmiş olmasından memnunum. Türkiye'nin ali menfaatlerine uygun geçmiştir.’’

    Bildiri metni üzerinde tartışma oldu mu?

    Demirel'e göre, ‘‘Yalnızca bir iki nokta üzerinde çok hafif tartışma oldu’’.

    Demirel'in üstü kapalı ifadelerle anlattıklarından çıkan sonuç şu:

    MGK'da gerek hükümet, gerek asker kanadın irtica tehdidine nasıl baktıkları ve nasıl bir strateji izlenmesi gerektiği konusundaki görüşlerini büyük bir açıklıkla, sözlerini esirgemeden anlattıkları anlaşılıyor. Bir anlamda, herkes eteğindeki taşları dökmüş.

    Bu tehdidin tarifi ve izlenecek yöntem konusundaki görüş ayrılıklarının da medeni bir şekilde ortaya konduğunu gösteriyor.

    Ancak Demirel'in penceresinden bakıldığında, tarafların uzaktan ve aracılar üzerinden yanlış anlamalar ve vehimle beslenen bir diyalog yerine, doğrudan, yüz yüze diyalog kurmuş olmaları büyük önem taşıyor.

    Asker kesim ile hükümet arasındaki temel görüş ayrılıklarından birini, Fethullah Gülen'in tehdit olarak algılanıp algılanmayacağı sorusu oluşturuyor.

    MGK toplantısında hükümet ve askerlerin en azından bu ‘‘tartışmalı’’ konuda anlaşamadıkları hususunda anlaştıklarını söylemek mümkün.

    Nitekim Demirel, Gülen'in durumunun görüş ayrılığına yol açtığı yolundaki haberleri hatırlattığımızda, bir yanıt vermek istemiyor, gülümsemekle yetiniyor.

    Aynı şekilde bir diğer anlaşmazlık konusunu oluşturan üniversitelerdeki türban yasağının MGK'da nasıl gündeme geldiğini sorduğumuzda, Demirel, ‘‘Bu konuda çok fazla bir şey konuşulmadı’’ demekle yetiniyor.

    Cumhurbaşkanı, ayrıca üniversitelerde türban yasağının yumuşatılarak başörtüsüne izin verileceği yolundaki gazete haberlerini de kesin bir dille yalanlıyor, ‘‘Öyle bir şey olmadı’’ diyor.

    Demirel, MGK toplantısından sonra yayınlanan bildiriden son derece hoşnut gözüküyor, bildiriyi ‘‘doğru, dengeli, savunulabilir ve Cumhuriyet'in doğrultusunda bir metin’’ olarak nitelendiriyor.

    Cumhurbaşkanı, bildirinin ‘‘mütedeyyin kitlenin rahatsız edilmemesi, gerçek dindarlarla dini istismar edenler arasında ayırım gözetilmesi’’ yolundaki bölümünden de memnuniyetini ifade ediyor:

    ‘‘Bu hususun bildiride yer alması çok doğru, çok doğal. Yüzde 99.99'u Müslüman olan bir ülkede, Müslümanları incitmenin ne yararı olabilir ki? Temel hak ve özgürlüklerini kullanan vatandaşları inciterek nereye varacaksınız ki? Laiklik, din ve vicdan hürriyetini korumak içindir. Herkes inançlarında hürdür. Ama başkalarının inançlarına karışmaya, müdahale etmeye başladığınızda, işte laiklik ona da karşıdır.’’

    Demirel sohbeti bağlarken, İngilizce ‘‘Democracy on work...’’ diye konuşuyor.

    Yani, ‘‘Demokrasi çalışıyor’’ diyor.

    Demirel'in bu sözü, geçmişte sıkça kullandığı ‘‘Democracy on march’’ yani ‘‘demokrasi yürüyüşte’’ ifadesinin gerisinde kalıyor.

    Üstelik, demokrasinin marşta olması, belli bir ihtişamla, ileriye dönük bir doğrultuyla yapılan bir yürüyüşü anlatıyor.

    Oysa, ileri doğru yürüyen bir demokrasiden, yalnızca çalışan bir demokrasiye gelinmesi, kuşkusuz bir gerilemeyi gösteriyor.

    Kendisine ‘‘eskiden ‘demokrasi marşta' derdiniz, şimdi ‘demokrasi çalışıyor' diyorsunuz...’’ diye hatırlattığımızda, Cumhurbaşkanı gülerek şöyle diyor:

    ‘‘Onu diyeceğimiz gün de gelir...’’






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı