"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Demirden dertlerle, plastik dertler

Şuna kim karşı çıkabilir: Yaşamanın çoğu, dert edinmekle ve dert etmekle alakalı.

Bazı şeyleri dert edinmek güzel, insanı büyütür. Örnek: ‘Nasıl daha güzel şarkılar yazarım?’, ‘Bu insani nasıl daha mutlu edebilirim’ gibi...
Bazı dertlerse, dert etmeye değmez. Örnek: ‘Arabamı çizmişler!’, ‘Niye ben hariç herkes geç kalıyor’ gibi...
‘Dert edindiğin şeye bak!’ lafı bunlardan çıkar. Diğer insan, kendi dertleriyle seninkileri karşılaştırdığında, seninkiler ona kategori dışı gelir ve seni rahatlatması için bu cümleyi savurur.
Sen dönüp, derdine tekrar bakarsın. Elinde değildir, her bakışında, Harry Potter filmindeki, saksısından koparılmış kökler gibi bağırırlar.
Peki, bir şeyin gerçek dert mi, yoksa sahte bir dert mi olduğu nasıl anlaşılır?
Hayatı içine çeken, ayık insanlar bunu ‘hissederler’. Basit bir kafa hareketiyle, derdin arkasına dolanır, onun boş bir dekor olup olmadığını görürler. Burada oynanan bir tiyatrodur ve bıçak plastiktir. Gerçekten yaralayamaz.
Fakat bilim ispatlamıştır ki, insan düşündüğünü yaşar. Yaşadığını yaşamaz. Bu durumda plastik bir bıçakla yaralanıp, yaralanmamak sadece düşüncemize bağlı. Dekordan bir gerçekliğin plastik bıçağının, derinin içine nüfuz ettiğini düşünmek, düpedüz yazıktır.
Bazen kendimize yazık ederiz. Vaktimizi plastik bir dertten uzaklaşarak geçiririz, ta ki demirden bir dertle karşılaşana kadar. ‘Neden daha uzun değilim’le, ‘kardeşim çok hasta’ arasında fark vardır. Bunu bilmek, insanın kendine borcudur.
Sadece demirden dertlerle canını yakanlar, onun olmadığı günlere teşekkür eder. Plastik dertleri, oyuncak sepetine kaldırır. Onların yeri orası.
Başkalarının dert olduğunu düşündüğü ve dertlenmeni istedikleri şeyin buna değip değmediğini öğrenmek için, hafifçe arkasına kıvrılınız. Orda kanlı canlı bir şey varsa, yiyiniz. Yoksa, midenizi hiç bozmayınız. Canımız ne kadar sıkılsa da, plastikle işimiz olmaz bizim. O halde, gerçek dertler bizi bulana dek, faydalı dertler edinelim. Gerisini dert etmeyelim.
(Geçen hafta, Tuna Kiremitçi, ‘Neşet ile Nil’ diye çok güzel bir yazı yazmış. Kendisine çok teşekkür ederim. Bizi birbirimiz yapan aşkı hatırlattı. Merak ederseniz, niltakipte.com’a link koydum.)

X