"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Delikanlı adam liste de yapmaz

ŞİMDİ, iki yıldır filan elektronik posta tarikiyle o bilgisayar benim, beriki senin şeklinde gezen bir hikaye var: Delikanlılığın Kuralları.

Aferin, tebrik ederim.

Fakat kim yazmış, hangi delikanlı belirlemiş bu kuralları bilemiyorum.

Ancak, çok pardon, söyleyecek bir iki lafımız var bu hassas konu hakkında.

Listede deniyor ki; ‘‘Delikanlı, light sigara içmez, diyet kola içmez, delikanlı naylon poşet taşımaz vesaire vesaire...’’

Doğru, fakat gözden kaçan bir noktaya temas etmek gerekiyor.

Delikanlı adam tutup böyle bir liste de hazırlamaz.

İşin o tarafını da düşüneceksin.

Delikanlı adamın yapacağı işi gücü, halledeceği bir meselesi zaten vardır.

Tutup kahvede liste mi yazacak.

Delikanlı adamın işi mi sosyolojik saha çalışması yapmak.

Delikanlı kahvede bu metni hazırlarken arkadaşı gelip, ‘‘Usta ne iş, ne çiziktiriyorsun?’’ dese, bu da ‘‘Delikanlının yasak listesini hazırlıyorum paşam’’ diye cevap verse ne olur biliyor musunuz?

Şu olur: ‘‘Adını da ekle bari’’ derler adama.

Neyse bu pek de enteresan olmayan mevzuyu burada keselim.

Bu konuda çok laf etmek de muhitteki itibarımızı sarsabilir.

Ağır ağabeylerin dediği gibi: Delikanlıya böyle işler lazım değil.

*

İki hafta önce, Formula 1'in Fransa ayağını seyrediyorum evde.

Futbol devreden çıktı, NBA final serisi de tamamlandı, elimizde kala kala bir tek Formula 1 kaldı.

Hastası sayılmam, hastasıyım desem zaten bu işi yıllardır tırmalayan insanlara ayıp etmiş olurum, fakat Formula 1'e alaka duyuyorum işte.

Bu alaka, Riko ve Topesto (Döndü bu arada tatilinden turşu) biraderlerimize komik geliyor.

‘‘Otomobil kullanmayı bilmiyorsun, otomobil yarışı seyrediyorsun. Viniiiiiiuvv, viniiiiiiiuv diye dönen araba seyretmekten aklını kaybedeceksin’’ dediler.

Ben de dedim ki; ‘‘Hep eksik, hep yanlış konuşuyorsunuz usta. Bir kere ben bisiklete bile binemem. Kişiliğimde mobil bir yön yok. Hem çizme işine kabiliyetimiz yok diye Ken Parker okumayacak mıyız mesela? Bu ne yaman çelişki, bu ne çarpık ve yıkılası bir zihniyet, haydi uzatmayayım bu ne be?!’’

Ben hiddetlenince bunlar ‘‘İyi ama biraz sesini kıs bari’’ dediler.

Enis Öksüz modeli bir inatçılığın alemi yok, kıstık.

*

Gün döndü, pazar oldu. Toplandık.

Topesto yine enteresan mevzu yaratmak arayışında.

Hot Dog diye şapşahane bir sinema dergisi çıkıyor Büyük Britanya'da. Acayip eğlenceli bir dergi. Bizim sevdiğimiz mevzuları ele aldığı için tanıdığımız günden itibaren direkt yazıldık bu süper dergiye.

Şubat 2001 sayısı elimize ulaşmamıştı. ‘‘Get Carter’’ kapaklı sayının esas konusu ‘‘En İyi 50 İngiliz Filmi’’ idi.

İngiliz sineması özel ilgi alanımız değil. Ama nedir; Kubrick vardır, Lynch vardır, Greenaway vardır, Boyle vardır, Jordan vardır... Yönetmenler bile bir yana Michael Caine vardır.

Neyse işte bizimki sonunda bu sayıyı temin etmiş.

Bu sayıdan da bula bula Polar Lights üretimi ‘‘Monster Model Kits’’ mevzuuna takılmış.

Monster Model Kits dediği, meşhur filmlerin, meşhur canavarlarının Action Man gibi yapılmış oyuncak modelleri.

Godzilla, Wolf Man, Odd Job, Dracula, Mumya, yok efendim işte Maymunlar Cehennemi'nin Cornelius'u, General Ursus'u, Dr. Zaius'u filan hepsini böyle makete çevirmişler.

Bu işe ilk uyanan ve 1997'de kapılarını kapayan Aurora'nın modelleri, şu anda 1000 dolara kadar alıcı bulabiliyormuş.

Bu Polar Lights, aynı maketleri şimdi 20 dolar gibi 'uygun' (Şu ekonomik vaziyetimize nesi uygunsa artık, bilemiyorum) fiyatlara satıyormuş.

Riko'yla bunu dinledik dinledik ve ‘‘Eeeee, biradek sadede gel. N'apıcaz şimdi biz bu acayip bilgileri? Veya n'apıcaz o maketleri? Bi cevap versene’’ dedik.

Bu da cevap olarak ‘‘Aydınlanın, iki satır bir şey öğrenin diye konuşuyoruz burada. Hem ne var bunda. Sanki o kadar saçma kitabı (Benim son aldığım, belli ki mevzuya kafayı takmış bir beyefendinin sadece yerlere tüküren insanları kınamak için yazdığı kitabı kast ediyor) ben alıyorum.’’ dedi.

*

Sonra baktık hiç tartışacak filan halimiz yok, sevdiğimiz bir şey seyredelim, eski güzel günlerdeki gibi zaman geçirelim diyerek TRT'yi açtık.

Tele-Pazar pozisyonumuzu aldık ve süper bir üç saat yaşadık.

Güneş Tecelli, rahmetli Cenk Koray hepsini andık...

Bu güzeller güzeli Tele-Pazar ayrı yazı olur. Bu sebeple şimdilik noktayı koyuyorum...
X