Gündem Haberleri

    Deli kategorisindeyim

    Gülden AYDIN
    02.12.2001 - 01:57 | Son Güncelleme:

    Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk silahlı sağ eylemcisi. 22 Kasım 1952'de Vatan gazetesinin sahibi ve başyazarı Ahmet Emin Yalman'a altı kurşun sıktı, öldü diye bıraktı. Üzmez, ‘‘Allah düşmanı’’ Yalman'ı öldürmeye teşebbüs ettiğinde lise son sınıf öğrencisiydi. 10 yıl cezaevinde yattı.

    Çıktı, liseyi ve hukuk fakültesini bitirdi. Korkut Özal'ın ve dönemin Sağlık Bakanı Mehmet Aydın'ın özel müşaviri oldu. Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkan adayı oldu. Üzmez şimdi avukat ve Akit gazetesi yazarı. Bugünlerde televizyon kanallarındaki tartışma programlarının aranılan yıldızı. Esprileriyle ‘‘Üzmez bu kadar mı değişti?’’ dedirtti. Ancak Üzmez, şu satırlardan sonra çok daha şaşırtacak: Okuyucuları, Timaş Yayınları'ndan yeni çıkan Can Pazarı adlı aşk romanının kahramanının, Hüseyin Üzmez'in ta kendisi olduğunu bilmiyorlar. Üzmez yapacağını yaptı ve genç bir üniversite öğrencisiyle yaşadığı aşkı romanlaştırdı. Üzmez'le görüşmek şart oldu. Ankara'daki bürosuna gittik. Ayakkabılarımızı çıkardık, terliklerimizi giydik, röportajı yaptık. Duvarlarda Şeyh Şamil ve öldürülen Çeçen lider Şamil Basayev'in fotoğrafları. Çeçen ve Türk bayrağının alemine Said-i Nursi'nin asası asılı. Padişah Abdülhamid'in yaptığı bu asayı, cezaevi arkadaşı Necip Fazıl'ın vasiyetiyle devralmış. Bir köşede de Fadime Şahin'le Üzmez'in İstanbul'daki evinde basılan Aczimendi şeyhi Müslüm Gündüz'ün pirinç topuzlu asası duruyor.


    Gazeteci Ahmet Emin Yalman'a altı kurşun sıktınız. Pişman mısınız yoksa iyi yaptım mı diyorsunuz?

    - Her Anadolu çocuğu gibi dindarım. Dini değerler son derece önemlidir. O duygularla tahrik oldum. Yoksa ne lüzum vardı delik deşik etmeye. Çok pişmanım. Malatya'da yuvarlak adamlar yoktur. Hepsi de sivridir. En büyük siyasetçiler, en büyük veliler, en büyük deliler Malatyalı'dır.

    Siz en büyük ne oluyorsunuz?

    - Ben kendimi deli kategorisine koyuyorum. Üstad Necip Fazıl, 'Hüseyin Üzmez, gökteki yıldızdan ateş alan bir varlıktır. Bunu tahrik etmeye ne lüzum var. O bizatihi müteharrik' demişti. Birtakım tutkularım var. Ecevit, benim hakkımda en doğru teşhisi yaptı. 'Hüseyin Bey faşist değil. Bizden çok daha fazla solda. Fakat din tutkusu var' demiş. Din tutkumdan ipe götüreceklerini bilsem vazgeçmem. Ama ben günahkarım. Niye herkesle anlaşıyorum, niye diyaloğum geniş? Oportünist miyim? Değilim. Bizim cephedeki üç partiden teklif geldi. ABD'den icazet aldıkları için kabul etmedim. Partiler arasında teorik bakımdan fark görmüyorum. Hepsi takıyyeci.

    Seçimlerde oy kullanmadığınızı söylemeyeceksiniz herhalde?

    - Refahçılar'a, MHP ve BBP'ye oy verdim. Seçimimi adaylara göre yaptım. Dürüst solcu bulsam oy veririm vallahi.

    Sizin cepheden de eleştiriler alıyorsunuz. Yalnız mısınız?

    - Yalnız değilim. Allah bana yetiyor. Bu bir deliliktir ama böyleyim. Herkes aleyhime dönse, Rabbim bana yetiyor. Herkes beni alkışlasa önemi yok. Ben aciz kulum. Müslümanlık, milliyetçilik, Atatürkçülük, sosyalistlik hiçbir zümrenin inhisarında olmamalıdır.

    İslamcı yazar olarak tanımlanmaya itiraz edersiniz öyleyse?

    - Tövbeler tövbesi. Ben deli dolu bir yazarım. Akit'te yazıyorum ama benim beynimi yönetmiyor ki. Yazamayacağım hiçbir gazete yoktur. Bir şartla, bana müdahale etmesinler. En aşırı solcu Uğur Mumcu, 'Çilenin Böylesi'ni okudum. Hiçbir komünist senin gibi yazmadı' dedi. Şimdi komünist miyim? Tövbeler tövbesi. Ama ortada proleter hakkı var.

    Malatya Suikastı kitabınızda, ayin sırasında kafa atıp arkanızdaki adamın ağzını burnunu dağıttığınızı yazdınız. Delilikten mi?

    - Bir gün Kadiri tarikatından Esadoğlu Ahmet Efendi'nin meclisine gittim. Beş yüz kişi kendisinden geçiyor. Allah Allah, huu... Kafalarını duvarlara vurup yerden bir metre hopluyorlar. Lambayı da kısmışlar. Neden konsantre olmuyorum diye kendime lanetler ediyorum. Arkamda biri var, Allah diyor vuruyor, ciğerlerim sökülüyor. Döndüm, kim bu böyle cezbeye düşmüş diye. Baktım ki meşhur külhanbeyi Yemenici Abid. Allah dedim bir kafa vurdum, burnu dağıldı. Allah dedim bir vurdum dudağı patladı.

    Mitralyöz gibisiniz. Sarf etmeniz gereken daha milyonlarca sözcük varmış gibi. Daha yapacak çok mu işiniz var, mücahit misiniz?

    - Mücahitlik denince Hazreti Şeyh Şamil gibi insanlar geliyor aklıma. Ben onların tırnağı olamam, kapısının iti olamam. Öyle bir saplantım var ki ekmeksiz, susuz 150 gün yaşarım ama imansız bir tek saniye yaşayamam. İmanımla kendimi bütün hücrelerimle mutlu hissediyorum. Gençler, benim kendilerini teskin ettiğimi söylüyorlar.

    YÜRÜYEN İMAN

    Halbuki sizin hayatınız baştan aşağı ajite!

    - 'Bu ülke bize yetmiyor. Osmanlı'nın mirasçısıyız, biz yine eski zamana gidelim' diyorlar. Yapmayın diyorum. 'Peki o zaman siz ne yapmıştınız' diyorlar. Biz o zaman fikir olarak yoktuk. Varız dedik, bir gecede Kars'tan Edirne'ye kadar 600 kişi tevkif edildi. Bizim Malatya olayı ihtilal olayı gibi görüldü.

    Fikirlerinizi iktidar kılmak için gençlere ne öneriyorsunuz?

    - Örgütlenmeye lüzum yok. Allah'ın bayrağı altında zaten örgütlenmişiz. Karşındaki Müslüman değilse saygı göstermeye mecburuz, onlar da bize. Bizim Allah'ı sevmeme hakkımız yok.

    Enel hak diye diye can verebilirsiniz?

    - Háşá. Ben belki enel it derim. Ben bu yolun iti bile değilim. Kendi kendimi hiç beğenmiyorum.

    Bu yolun kölesi misiniz?

    - Köleden öteyim, kulum. Kölenin az çok hakları vardır. Allah'ın karşısında hiçbir hakkım yok.

    Size 'Yürüyen iman' diyorlar ama bu iman rahat ve huzurlu değil?

    - Türkiye'de ne kadar şeyh varsa bana, Hz. Peygamber’den bugüne kadar gelenlerin silsilesini gönderdi. Beni tarikatlarına almak istedi. Hepsine aynı derecede yakınım. Bakarım, 70-80 mübarek isim var. Hepsini öperim, öperim, bağlar kilitlerim. Bir gün bana sordular, 'nereye bağlısın' diye. Doğrudan trafoya bağlıyım, arada priz yok dedim. Bakın, burada Osmanlı büyükleri yok. Hazreti Şeyh Şamil var.

    Neden 'Hazreti' diyorsunuz?

    - Çünkü 24 sene başarı imkanı yokken Ruslar'a karşı vatanı için savaştı.

    Yedi düvelle savaşan Mustafa Kemal'e Hazret der misiniz?

    - Ona da Hazret diyeyim, tamam. O yedi düvele karşı savaştığı zaman Hazreti Mustafa Kemal'di. Atatürkçülüğü ayağa düşürenler birtakım sahtekarlar. Samimileri var, onlara bir şey demiyorum. Milleti için çarpışan, zulme karşı gelen herkese hazret derim. Mustafa Kemal'in inanmadığını söyleyebilir misiniz? TBMM'yi bile dualarla açtı.

    Allah'la ilişkisinden çok ulusu için yaptığı devrimler onu Atatürk yaptı.

    - Tamam, doğru. Háşá, Mustafa Kemal'in yerine bir sahtekar da aynı şeyi yapabilirdi. Sonuca bakarım. Onun iç dünyasından bana ne?

    ŞEYTANA BENZİYORUM

    Necip Fazıl, yüzünüzü Mefisto'ya benzetmişti?

    - Doğru. Ben de kendimi şeytana benzetirim. Çünkü en olmadık şeyler aklımdan geçiyor.

    Cezaevindeyken imanınız çok ciddi bir sarsıntı geçirmiş?

    - Tabii. Beş vakit namaz kılanların içinde Müslüman olmayan birini tesbit ettim. Bunları görünce boşluğa düştüm. Bunlar yalancı dedim, Allah filan da yok herhalde. Tam bir sene Allah'ı inkar etmeye çalıştım ama namazı terk etmedim, belki ahiret vardır diye.

    İman ve öbür dünyadaki mutluluğun dışında başka ne yaparsınız?

    - İki hayalim var. Biri, 40-50 hanelik bir köyde, tek odalı bir evde son derece fakir, her an inançlarımla ve kendimle başbaşa bir hayat. Öbür hayalim de Allah'ın izniyle o inkılap olmuş ve benim safında bulunduğum insanlar başarmışlar. Karşı taraf beni bir kayanın dibine götürüyor, kurşuna dizecekler. O sırada beyaz atlılar, kelimeyi şahadetlerle ve tekbir sesleriyle geliyor. Kurşuna diziliyorum. Başarıyı görmeden şehit oluyorum. Çocuklarıma, yakınlarıma vasiyet ettim. Beni vururlarsa, sakın ağlamayın. Ben şehit olmak istiyorum.

    Talibanların yanına gidip şehit olun öyleyse?

    - Talibanlar Müslümandır, mazlumdur. Ama Taliban'la fikir ayrılıklarım var. Şehit olmasam, secdede ölmek istiyorum. Eğer bunların dışındaki şartlarda ölürsem, o zaman benim için ağlayın diyorum. Geçen cuma İstanbul'daydım. Deprem söylentisi vardı. Cuma namazını Akit'te kıldım. Allah'a yalvardım, şu an deprem olsun da secdede şehit olayım diye. Bu sırada karikarüst Yalçın Turgut kalp krizinden pat diye düştü. Arkadaşlar namazı bozup koştu. İçimden, yarabbi Azrail yanlış yere gitti dedim.

    Şehit olasınız diye onca insanın depremde ölmesini mi istiyorsunuz?

    - Hayır, olacaksa olsun. Öbür depremde hemen secdeye durmuştum. Hanım çağırıyor ama ben namaz kılıyorum!


    AŞKINI ANLATIYOR


    İkinci kitap için onun hamile kalmasını bekliyorum


    Hanımıma yaşadığım aşkı inkar etmedim. Eşim asil bir kadın. Erkek olsaydı herhalde genelkurmay başkanı olurdu. Çok disiplinli, despot. Olayı öğrendikten sonra evde kıyametler koptu. En ufak ihanete tahammül etmez. Dedim ki doğru, insan kendi duygularına hakim olamıyor. Gönlünü almak için altın bilezikler aldım. Geçen gün de altın saat aldım.

    Kızcağızla ilişkim duygudan ileriye gitmedi. Sadece Kuğulu Park'ta yakınlaşmamız oldu. Bir insan o kadar zaafların içinde ancak bu kadar dayanabilir. Kızcağızın intihar ettiği, son anda kurtarıldığı doğru. Şimdi evlendi. Adamcağız karısının bana olan duygularını herhalde sezmiştir. Can Pazarı kitabının ikinci cildini yazmak için hamile kalmasını bekliyorum. Çocuk, onu evine bağlar diye. Yoksa yine çok etkilenecek, sarsılacak. O kızcağızla yaş farkı, çok hassas bir konu. Yaş farkı olmasaydı ne

    yapardım biliyor musunuz? Eşimden boşanmadan, onu nikahıma almadan günaha, cehennemde yanmaya, sorulacak hesaba razı olurdum. İkinci nikaha karşı olduğumdan değil, yaş farkından. Yoksa Allah'ın ruhsatı başımızın tacıdır. İslam davasının köpeği bile değilim ama karşıdakiler beni İslam davasının temsilcisi gibi görüyorlar. Şahsımdan İslam'a en ufak bir gölge düşeceğine, Allah canımı yüz bin defa alsın. Sırf bundan korktuğum için yapmadım. İnançlarını nefislerine alet edenlerden olurdum. Yaş farkını o mesele yapmıyordu, ben yapıyordum. 20 yaş daha genç olsaydım keşke. Ayrılmak için Çeçenistan'a gidip şehit olacaktım. Mahmut Ustaosmanoğlu Efendi Hazretleri, kerameten önledi. 'Nefsinle mücadele et' dedi. Avustralya'ya da ayrı kalmak, nefsimle mücadele etmek için gittim. Duramadım, döndüm.


    KARIM VE İKİ OĞLUM DÜZENİN İSTEDİĞİ TİPLER

    İki oğluma göre çok aşırıyım. Hanım da dahil beni çok tenkit ediyorlar. Bu düzenin istediği tipler. Onlara hiçbir şekilde baskı yapmadım. Eşimin başı örtülü değil, beş vakit namaz kılmaz. Onun hatırı için tatil de yaptım. Çocuklarıma iyi bir baba olmadım. Çünkü bütün fakir fukara benim çocuğum. İyi bir koca da olmadım.



    Üzmez'in bürosunda Türk ve Çeçen bayrakları yanyana. Padişah Abdülhamid'in yaptığı asa, Saidi Nursi'den Necip Fazıl'a devrolmuş. Necip Fazıl da asayı Üzmez'e vasiyetle devretmiş. Adnan Hocacılar asayı almak için çok dolar teklif etmişler ama Üzmez kabul etmemiş. Şeyh Şamil ve Şamil Basayev'in fotoğraflarına da ayrı bir önem veriyor.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı