Değişmeyen Almanya

Hürriyet Haber
26.10.2015 - 10:46 | Son Güncelleme:

Almanya’nın gündemine son dönemlerde göçmen, göç ve İslam tartışmaları yeniden yerleşti.

Hem de ne biçim?

Gazetelerde, dergilerde çarşaf çarşaf yararlı göçmen, sosyal sisteme yük göçmen, İslam Almanya’ya mı ait? haberleri.
Televizyon kanallarında açık oturumlarda aynı konular.

Tabii bir de Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı ve Bavyera Eyalet Başbakanı Horst Seehofer’in farklı kültürden olan Müslüman Türklere ve Araplara Almanya kapılarının kapatılması önerisi...

Türklere ve Araplara, daha doğrusu Müslümanlara dönük aşağılayıcı ve dışlayıcı söylemleri yüzünden Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa etmek zorunda kalan Thilo Sarrazin’le başlayan bu olumsuz yaklaşım, gerçekten tehlikeli boyutlara ulaşmaya başladı.

Sosyal Demokrat Parti (SPD) yanlısı Friedrich Ebert Vakfı tarafından yapılan bir araştırmada ürkütücü sonuçlar elde edildi.
Bu araştırmaya göre Almanların yüzde 55’i, insanların Arap Müslümanlara karşı tepki göstermesini anlayışla karşılıyor.

Başka ülkelerdeki dinsel azınlıklara haklarının verilmesi için haklı olarak talepte bulunan Almanların yüzde 58.4’ünün Müslümanların dini vecibelerini yerine getirmelerinin sınırlandırılmasından yana olduğu da aynı araştırmada ortaya çıktı.
Hatta bu oran eski Doğu Almanya sınırları içinde oluşturulan eyaletlerde yüzde 75.7’ye ulaşmakta.
“İslamiyetsiz bir Almanya daha iyi olurdu” diyen Almanların oranı da yüzde 35’i bulmakta.
Bu rakamlar gerçekten insanı dehşete düşürüyor...

Ya yabancı düşmanlığı?

Almanya’da yıllardır aşırı sağcı partiler de gruplar da çok açık bir biçimde yabancı düşmanlığı yapmaktadır.
Zaten onlar da yabancı düşmanı olduklarını gizlememektedir...

Ancak Friedrich Ebert Vakfı adına yapılan araştırmada, yabancı düşmanı aşırı sağ düşüncenin Alman toplumuna yerleşmeye başladığı tehlikesi de kendini iyice göstermiştir.

Bu araştırmaya göre; CDU/CSU yanlılarının yüzde 23.5’i, SPD’lilerin yüzde 24.2’si, FDP’lilerin yüzde 16.2’si, Yeşiller’i destekleyenlerin yüzde 12.7’si ve Sol Parti’ye oy verenlerin de yüzde 20’si yabancı düşmanlığını onaylamaktadır.
Bu oran aşırı sağcı partileri destekleyenlerde yüzde 66.7’ye ulaşmaktadır.

Almanya gibi özgürlükçü, demokratik bir hukuk devletinde böyle bir tablo gerçekten insanı dehşete düşürmektedir.
Daha korkuncu ise Almanların yüzde 13.2’sinin diktatörlüğü, yüzde 23.6’sının da güçlü bir tek partili sistemi istemesidir.
Ben böyle düşünenlerin söz sahibi olacağı bir Almanya istemiyorum...
Öyle bir Almanya’da yaşamayı da...

Ben, farklı uluslardan, farklı kültürlerden, farklı dinlerden ve farklı dilleri konuşan insanların barış içinde birlikte yaşadığı ve yaşayabileceği dünyaya açık bir Almanya istiyorum...

* * *

Evet, bu yazıyı 17 Ekim 2010 tarihinde yazmışım.
Yani bundan tam beş yıl önce.
Ama bugünlerde Almanya yine göçü, sığınmacıları ve Müslümanları konuşuyor.
CSU lideri ve Bavyera Eyalet Başbakanı Horst Seehofer, yine Almanya’nın kapılarının çoğu Suriye, Irak ve Afganistan olan Müslüman sığınmacılara kapatılmasını istiyor.

Son yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Almanların önemli bir bölümü Pegida kısa adıyla sokaklara dökülen Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar’ın tutumuna destek veriyor.
Almanların yüzde 38’i İslam’ı bir tehdit olarak görüyor.

İslam karşıtı tutumuyla oy avcılığı yapan sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD) her geçen gün güçleniyor.
Yabancı düşmanlığı da, sığınmacılara dönük saldırılar ve kundaklamalar da artıyor.
Başbakan Angela Merkel, “Başarırız” diyerek sığınmacılara Almanya’nın kapılarını açıp tam bir insanlık örneği sergilerken, bazı popülist Alman politikacılar “Almanya bu yükün altından kalkamaz” diyerek halkı kışkırtıyor.

Yani yine aynı masalı anlatıyorlar.
Yine sosyal sisteme yük tartışmaları yaşanıyor.
Evet, görülüyor ki, son 5 yılda Almanya’da bu alanda hiçbir şey değişmemiş.
Almanya aynı Almanya...
Masal aynı masal...
Almanlar aynı Alman...
Yazık...

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı