"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Değişimin farkında mısınız?

BİZDE gecekondu, Yunanistan’da prospibika, Güney Doğu Asya’da kampung, Güney Asya’da basti, Kuzey Afrika’da bidon ville, Güney Amerika’da barrio...Ama dünyanın bir gerçeği...

Dünyanın her ülkesinde ve farklı coğrafyalarda çarpık yapılaşma var.
Tabii farklı toplumsal gerçekleri ve nedenleri de...
Brezilya’nın Rio’sunda daha beterini gördüm. Brezilyalılar ‘Favelas’ diyor. Bizdeki gecekondulara benzeyen de var, daha kötü şartlarda hayatlarını devam ettiren de... Favelas bölgelerinde teneke evlerde yaşayanlar da bulunuyor. İnsanlar çok şikayetçi gibi gözükmüyor. Ama yine de sınırlı bir bölgeden söz ediyorum. Dünyada da böyle...
İnanın dünyanın hiçbir yerinde bizdeki kadar yağmalanan kentler yoktur. Türkiye’de 50’lerden sonra göçle başlayan müthiş bir yağmalanma yaşandı. Şehirlerimiz tanınmayacak hale geldi.

***

Birkaç yıl önce Fransız bir mimar arkadaşımı İzmir’de gezdiriyordum.
Kordon’u görünce bayıldı, hemen yorumunu yaptı.
“Bizdeki Cannes, Marsilya gibi” dedi. Karşıyaka’yı çok sevdi, Güzelyalı’yı da... Kemeraltı’nı ilginç buldu, modern alışveriş merkezlerini görünce şaşırdı.
Şarabı seven bu Fransız arkadaşıma bir de rakı-balık yaptırınca, “Burası Marsilya’dan daha güzelmiş” demeye başladı.
Neyse...
Ben hep İzmir’i Nice’e benzetmişimdir. Palmiye ağaçları, uzun sahil şeridi, güneşi, insan özellikleri...
Biraz daha dolaşınca, o da hak verdi. Biraz da şehir dışına çıkınca, yarımada tarafına geçince, “Bizim Cannes’ımız Çeşme” dedim.
İnanın Çeşme’nin gece hayatı, mekanları Cannes’dakileri aratmayacak hale geldi.
Avrupa’nın jet sosyetesini bir Çeşme’ye getirebilsek bir sonraki yılın rezervasyonlarını direkt buraya yaparlar.
Tabii bizim de ev ödemimizi iyi çalışmamız, Çeşme’ye biraz daha rötuş yapmamız lazım.
Fransız dostum da bana katıldı ve daha önce niye gelmediğine üzüldü.

***

Özetle...
Fransız dostum, hiç beklemediği bir İzmir’le karşılaştı.
Ta ki...
Yeşildere’den geçinceye kadar...
Paul, “Gördüğüm bu güzelliklere burası uymadı” dedi. Haklıydı...
Fransızlar gecekondu bölgelerine “la ville bidon” der.
Kendisine anlattım.
“Bu senin bildiğin, düşündüğün gibi değil. Yani kafandaki la ville bidon tanımına burası tam uymaz. Türkiye’de biz gecekondu diyoruz. Yani Fransızcası ‘bâti dans la nuit’dır. Geceden sabaha yapılan evler anlamına gelir...”
Gerçekten de Türkiye’nin birçok yeri geceden sabaha yapılan kötü yapılarla doldu. İzmir’in güzelliği de böylece gölgelendi.
Burada herkesin sorumluluğu var.
Ülkeyi yönetenlerin de, kentleri idare edenlerin de...
Ama göç edip gelen insanlar, kendi kentsel varoluşunun barınağını da kendisinin yasa, kural, denetim tanımadan çözme durumunda kaldılar. Bu durum yapı üretiminden sorumlu mimarları, kent ve toplum yönetiminden sorumlu politikacıları da hazırlıksız yakaladı. Mimarların büyük bir kesimi bu gelişimi sağlıksızlık olarak görüp umursamadılar. Politikacılar ise varoşları daha kolay manipüle edilebilecek bir nüfus birikimi olarak görüp kendilerine destek kaynağı olarak gördüler.
Sonuçta faturası ağır sorunlarla hepimizi karşı karşıya bıraktılar.

***

Yazı işleri masasında Yeşildere’nin son halini gösteren fotoğrafları konuştuk. Bir süredir İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kadıfekale’de sessiz bir devrim yapıyor. Gecekonduları kamulaştırarak, yağmalanmış bölgeleri temizliyor. Ama bu insanları açıkta da bırakmıyor. Buraların sakinleri yeni evlerine yerleştiriliyor. Onların da mutlu olduğunu düşünüyorum.
Aziz Kocaoğlu, bu çalışmayı kamuoyuna daha iyi anlatmalı.
Ve yıkılan yerlerin yerine nelerin olacağını, yıllardır dostlarımızı buralardan geçirirken İzmir adına üzüldüğümüz fotoğrafın nasıl değişeceğini örnekleriyle göstermeli.
Siz de arabanıza binin ve Yeşildere’den geçin. Dilerim bu örnek çalışma kentin tamamına yayılır. Ve İzmir çarpık kentleşmeye dur diyen, modern ve estetik kaygılarını her zaman dile getiren bir kent olur.

 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI