"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Değişim şart

Ben öyle Anadolu’yu adım adım gezmiş, insanlarının ciğerini tanımışlardan değilim.

Aksine İzmir’de büyümüş, uzunca bir süre Türkiye’yi İzmir gibi sanmış biriyim.
Yani kadınların en az erkekler kadar özgür olduğu, sokak kavgası çıktığında kadınların erkeklerden evvel kendini meydana attığı, şortunu çekip gezdiği, işte klasik, bildiğiniz İzmir hikayeleri benim hikayemdi.
Sonradan tanıdım memleketimi.
Muhafazakarlığına alışmam da, kabullenmem de epey vakit aldı, itiraf edeyim.
Ama neticede baktım, gördüm, öğrendim, kabul ettim.
Lakin kabul etmek razı gelmek demek değildi.

* * *

Razı gelemediğim bir dolu konu var ama birini seçecek olursam, kadının ezilmesine asla razı gelmedim, gelmem.
Ve Türkiye muhafazakar bir ülke diye kadının itilip kakılmasına, ikinci plana atılmasına, kuluçka makinesi, evin hizmetçisi, çocukların bakıcısı, iş hayatının aksesuvarı, dünya meselelerine kafası basmayan safi arzu nesnesi cinsiyet olarak görülmesine, bu anlamda yerinde saymasına nefes aldığım sürece razı gelmeyeceğim.

* * *

Ama benim ve başka kadınların razı gelmemesi yeterli değil.
Öncelikle buna erkekler razı gelmemeli.
Ve en başta otorite razı gelmemeli.
Çünkü bu toplumda kadına zulmü, aşağılamayı ve sığlığı reva görenler, bunları kendilerine hak sayanlar, bunları normal bulanlar, gücünü o otoritenin söylemlerinden, onun politikalarından alıyor.
Yoksa bir adam nasıl çıkıp devletin televizyonunda “Eş yoktur, zevce vardır” diyebilsin?
Yoksa nasıl “Kadının ekonomik hürriyeti gibi aldatmacalardan vazgeçilmesi lazım. Kadın kocasına muhtaç olmadığını söyleyip boşanıyor ama elin adamının, patronunun hizmetinde olmayı haysiyetine uygun buluyor” diyebilsin?
Yoksa nasıl eline silah alan karısı boşanmak istiyor diye onu vurabilsin?
Değişim şart.
Bunun için de...
Otoritenin derhal söylemlerini ve politikalarını değiştirmesi şart.

* * *

“3 çocuk yapın” gibi yanlış söylemler yerine, KEİG Platformu bu işin nasıl düzeleceğini sıralamış.
1- Çocuk kreşleri ve yaşlı bakım hizmetleri Türkiye’nin her yerinde ulaşılabilir, anadilinde bakım ve eğitimi içeren kaliteli kamusal hizmetler olarak sunulmalı.
2- Kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan kreşlerin kapatılmasından ve Maliye Bakanlığı’nın Ocak 2013’te yayımladığı “Kamu Sosyal Tesislerine İlişkin Tebliğ” ile kreşlere kamu bütçesinden harcama yapılmasının engellenmesinden vazgeçilmeli.
3- Mevcut yasa önerisinde yer alan çocuk bakımına ilişkin bakım izinlerinin süre ve kapsamının genişletilmesi gibi düzenlemeler sadece annelere yönelik değil, babalara da yönelik yapılmalı.
4- Esnek çalışma sadece kadınlara yönelik kalıcı bir çalışma biçimi olarak değil, bakım yükümlülüklerini iş sorumluluklarıyla dengeleyecek şekilde yaşam döngüsü içerisinde belirli sürelerde hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılabilecek bir seçenek olarak sunulmalı.
5- Kadınları emek piyasasına çekecek yeterli sayı ve kalitede işlerin yaratılması, hükümetin makroekonomik politikalarının önceliği haline gelmeli.
6- Kadınlara yönelik istihdam politikaları kısmi-zamanlı ya da esnek çalışma gibi eşitsizlikleri pekiştirecek stratejiler üzerinden değil, standart çalışma biçimleri üzerinden, eşitlik ilkesi temelinde geliştirilmeli.

X