Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Değişim!

    Cüneyt ÜLSEVER
    05.01.2002 - 15:07 | Son Güncelleme: 05.01.2002 - 15:07

    Yeni yılla birlikte bir kavramı tartışmaya açmak istiyorum: Değişim!

    Çok samimi olarak ifade ediyorum ki; Türkiye ve Türk insanı değişmesi gerektiğini 2001 yılında kavrayamadı ise, bir daha hiç kavrayamayacak demektir.

    Tuttuğumuz yolun yol olmadığını, 2001 yılında anlamadı isek, inşallah bir daha böyle bir fırsat elde etmemiz mümkün olmayacaktır.

    * * *

    Türkiye topyekün değişmesi gerektiğini artık öğrenmiş olmalı. Değişimin çeşitli çehreleri var. Ancak, ben bu sütunlarda sadece insan açısından değişimi irdeleyeceğim.

    * * *

    Değişim nedir?

    Değişim olandan farklı olma sürecidir, çabasıdır.

    İnsan; ya kendi denetimi dışındaki koşulların değişimi ile bunlara ayak uydurmak için, ya da kendi aklı ile kendisi için 'daha iyi' olanı bularak değişmeye çalışır.

    Ancak, değişimin şaşmaz bir ortak noktası vardır.

    Değişim iradidir!

    İnsan, istemezse değişmez.

    Bu açıdan bakıldığında, dış koşulların değişimde payı hem önemlidir, hem de değildir.

    İnsan değişen koşullara direnebilir.

    Çevre değişse de kendi değişmeyebilir.

    * * *

    'Kader yoktur'
    demiyorum.

    Ama kader sadece alternatif sayısını kısıtlar, alternatiflerden hangisinin seçileceğini yine kişi belirler.

    Değişmek veya değişmemek bizim elimizdedir.

    Bu açıdan bakıldığında; örneğin, 2002 bize mutluluk getirmez. Olsa, olsa biz 2002'ye mutluluk getiririz.

    Aynı mantıkla 2001 uğursuz geçmemiştir. Onu çekilmez hale getirenler bizleriz.

    Biz müdahale etmez ve her şeyi kendi haline bırakırsak; ilahi denge sadece kendini tekrar eder, durur.

    Evrende değişim yoktur, değişim insandadır.

    Evrende zaman da yoktur, zaman da insanın içindedir.

    * * *

    Değişim ne kadar bir ihtiyaç haline gelse de, dünyanın en zor işidir.

    Var olanı değiştirmek kadar zor bir şey yoktur.

    Hatta yoktan yaratmak daha kolaydır, denebilir.

    Bizler, birer insan olarak, değişim mecburiyetini hissetmeden evvel de var olduğumuza göre, kendimizi değiştirmek çok ama çok zor bir uğraştır.

    Kendimizi yoktan var etmeyeceğiz, var olanı farklı hale getireceğiz.

    * * *

    İnsan öğretisi alışkanlıklar manzumesidir. İnsan aklı ile öğrense dahi, tecrübe ile faydasını sınadığı hareket biçimlerini alışkanlık haline getirir.

    Hatta alışkanlıklar rahatlık yaratır.

    Olgu karşısında alıştığımız tepkiyi düşünmeden, otomatik gösteririz.

    Alışkanlıklar bir kere edinildi mi, hayatı düzenler. Alışkanlık; benzer olgular karşısında hep aynı ve faydalı tepkiyi göstermektir.

    Çevreden bize yönelen olgu değişmediği sürece mesele yok!

    Ancak, olgu değiştiğinde ne yapacağız?

    Maalesef, olgu değiştiğinde de; çoğu kez faydasız hale gelen, hatta zararlı sonuçlar veren, alıştığımız tepkiyi gösteriyoruz.

    İşte o zaman sorunlar yumağı örülmeye başlıyor.

    * * *

    Ne demek istediğimi basit bir deney ile anlatayım:

    Bir fareye, bir kutuda birbiri içine geçmiş yollarda dolaşarak, peyniri aramayı ve bulmayı öğretebilirsiniz.

    Peyniri hep aynı yere koyarsanız, fare bir süre sonra peynire giden yolu bulmayı alışkanlık haline getirecektir.

    Bu alışkanlık fare için kolay ve faydalı bir süreçtir, doğru bir tecrübeye dayanmaktadır.

    Benzer olgu (hep aynı yere konan peynir) alışılan ve faydalı tecrübe ile hep doğru sonuç verecektir. Peynire ulaşılacak ve karın doyurulacaktır.

    Peki ya olgu değişirse?

    Ya biri peyniri başka bir yere koymaya başlarsa?

    İlginçtir; kendi açılarından denetim dışı olan bu değişimden sonra fareler farklı tepkiler veriyorlar.

    Bazıları netice alamasalar da, inatla peyniri hep aynı yerde aramaya devam ediyorlar.

    Alışkanlıklarını sorgulamayan, yeni yöntemler aramayan fareler her gün en kolay olanı yapıyorlar. Aynı yolu takip ediyorlar.

    Sonunda da açlıktan ölüyorlar!

    * * *

    Bazı fareler ise, zor olanı seçiyorlar. Önce birkaç gün alıştıkları yolla peyniri arıyorlar, sonunda peynirin artık bu yöntemle bulunamayacağına karar veriyorlar. Tüm zahmetine rağmen yeni yollar deniyorlar. Arayış içine giren fareler peynirin yeni yerini buluyorlar, ona giden yeni yola alışıyorlar ve açlıktan ölmekten kurtuluyorlar.

    * * *

    Peynirin yerinin değiştiğini 2001 yılında gözümüzün içine batırdılar. Siz hangi faresiniz?

    (Devam edecek)
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı