Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Değerini bilin

ÖNCE Slovakya ile millilerin fizik gücünü testen geçirdi Fatih Terim... Dün gece de Uruguay maçı ile teknik becerimizi tartıya koydu. Sahaya sürdüğü ilk onbire baktım... Servet kenarda, Tuncay Şanlı aynen... Sabri de yedeklerde. Aurelio, Terim’in yanında hazır kıta... İki santrfor Halil ve Semih Şentürk de kenarda bekleyenlerden...

Niye uzatıyorum...

Zengin ve yetenekli bir kadro ile Euro 2008’e kafa tutuyoruz.

Uruguay karşısında Terim’in beklentilerini ilk 45 dakikanın belirli bölümlerinde uygulama fırsatı yakaladık.

Yerden oynayacaktık.

Top bizde kalacaktı.

Ve pas yüzdesinde rakibin üzerinde bir rakama çıkacaktık.

Oyunun ilk 20-25 dakikalık bölümünde millilerin oyunundan herkes gibi inanılmaz bir keyif aldım.

Hele bu kısa zaman diliminde Emre Belözoğlu’nun ayağından çıkan toplar coşkularımızın tavan yaptığı dakikalardı.

13. dakikada Hamit-Arda işbirliğinde Arda’nın kafasından filelere yuvarlanan topu izlerken ne kadar mutluyduk...

Kolay ve basit goller yediğimiz bir gerçek. 31. dakikada Suarez’i kaçırırken, savunmadaki bir anlık şaşkınlığımız, kronik bir rahatsızlığın tekrarı değil miydi?

İyi güzel de, pozisyon penaltı mıydı?

Volkan’
ın iki kolu yerde çakılıydı.

Penaltı biraz ağır bir karardı...

* * *

Yediğimiz ikinci golü nasıl anlatsam...

Tümer Metin’in o geri pası yapması gerekir miydi...

Ya da Gökhan Zan’ın o topu eline-ayağına dolaştıracak kadar bir telaşa kapılmasına gerek var mıydı...

Tartışılır.

Lafın kısası, dünya futbolunda bir kariyeri olan Uruguay’a iki gol atıyoruz...

Ve sonuçta, ikisi penaltıdan üç gol yiyip yeniliyoruz.

Dönüp dolaşıp, yine aynı noktada birleşiyoruz.

Bir bakıma attığımız gollerin değerini bilmiyoruz.

Uruguay gibi bir takıma iki gol atarken, yediğimiz gollerin doğuşunu hatırladıkça kahrolmak işten değil.

Portekiz maçına 13 gün gibi bir süre kala, dilerim bu savunma hatalarını Euro 2008’e taşımayız.

Dün geceki maçtan sonra, yenilgiye bir teselli aradım...

Önce Servet Çetin’in süratle iyileştiğini hatırlayarak rahatladım...

Yine Portekiz maçına Terim’in aklında ve gönlünde sakladığı onbir ile çıkacağımızı düşünerek endişelerimden biraz da olsa sıyrıldım...

* * *

Evet, son 13 gün...

Bu kısa zaman diliminde bazı sorunlarımızı çözerek Portekiz maçına çıkacağız.

Bir şey gözüme çarptı.

Olağanüstü bir özgüvenle oynuyoruz.

Ve bu güveni taşıdığımız dakikalarda egemenliğimizi sahanın geniş alanlarına yayıyoruz.

Ne güzel. Böyle bölümlerde millileri keyifle izliyoruz.

Ancak, basit hatalar oyunumuzu etkiliyor, bütünlüğümüzü bozuyor.

İyi oynayan bir takım, sıradan bir onbir görünümüne bürünüyor!

Dün gece olduğu gibi.

Bir şey söylemek istiyorum.

Dün gecenin bir mazereti olabilir.

Bir hazırlık maçıydı.

Oynandı, bitti. Portekiz maçında böyle bir lüksümüz yok.

Yenilirsek, biletimizi keserler.

Öyleyse, 13 günlük zamanı iyi değerlendirelim!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI