Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dediğimize geleceksiniz

BİZLER yani bazı yazarlarla gazetecilerin meslek kuruluşları kaç defa söyledik ama lafa gelince "hukuk devleti" ilkesine çok bağlı (!) hükümetimize anlatamadık.<br><br>Sorun aslında hiç de karmaşık, yani anlaşılması zor bir şey değildi.

Diyorduk ki, "Terörle mücadele gereklidir. Yeni yasa çıkartılmasına ve yeni önlemler alınmasına karşı çıkan yoktur. Ama alacağınız önlemler hukuk devletiyle çelişmemelidir. Anayasa’ya aykırı olmamalıdır. Özgürlükçü demokrasiye uygun olmalıdır."

Bunun anlaşılmayacak bir tarafı var mı?

Dedik ki, "Anlamaz, dinlemezseniz, sanmayınız ki istediğinizi yapabilirsiniz. Bizi dinlemezseniz, Anayasa’ya aykırı hükümlere önce Cumhurbaşkanı karşı çıkar. Çıkardığınız yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürür. Onun ardından Avrupa Birliği (AB) devreye girer. ’Bu yasa AB kriterlerine aykırıdır. Değiştirin, yoksa üye olamazsınız’ derler".

Şimdi size söylediklerimizi o zaman kabul etmek zorunda kalırsınız. Üstelik bir de ulusal onurumuzla oynatmış olursunuz.

Nitekim birinci adım gerçekleşti:

Bu iktidarın Terörle Mücadele Yasası’nda yaptığı değişikliklerin tam da bizlerin itiraz ettiğimiz hükümleri Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından "Anayasa’ya aykırı" oldukları iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi.

Çok güçlü bir ihtimaldir ki söz konusu hükümler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilecek...

Neydi o hükümler? Kısaca tekrarlayalım:

Yeni yasanın 5’inci ve 6’ncı maddeleri, yasaya aykırı bir eylem nedeniyle faili cezalandırırken, orada durmuyor. Eğer suç bir medya organı kullanılarak işlenmişse, "Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan sahipleri ve yayın sorumluları hakkında da bin günden on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur" diyor. Yani "suçu olmayana ceza ver" diyor.

Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı, yaptığı başvuruda, "Anayasa’nın 38. maddesine göre suçu kim işlemişse cezanın yalnız ona hükmedilip uygulanması, başkalarının o suçtan dolayı cezalandırılmaması" gerektiğini anımsatarak yapılan yanlış düzenlemenin iptal edilmesini istiyor.

Dahası, yasanın bir başka hükmü "suça iştirak etmemiş" kişiye "bin günden on bin güne kadar adli para cezası", yani yetkililerin beyanına göre pratikte 100 milyar liradan 1 trilyon liraya kadar para cezası verilmesini emrediyor.

Şunun akılla, insafla, adalet duygusuyla açıklanabilir bir tarafı var mı?

Bir başka hükümde gazete, dergi vs’nin "Cumhuriyet savcısının emriyle tedbir olarak on beş günden bir aya kadar kapatılmasına" olanak tanınıyor. Oysa Anayasa’nın hiçbir yerinde cumhuriyet savcısına böyle bir yetki veren hüküm yok.

Bunlar gördüğünüz gibi yasa yapma işini, Nasreddin Hoca merhumun abdestsiz namaz kılmasına benzetiyorlar.

Hoca’ya "Abdestsiz namaz kılınır mı?" diye soranlara o, "Vallahi ben kıldım, oldu" demiş...

Olur da işte o kadar olur.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI