Ege Haberleri

    DAYAKTAN SONRA TWİTTER ACISI

    Turan GÜLTEKİN - Tufan HAMARAT
    07.06.2013 - 00:00 | Son Güncelleme:

    KOLUNDAKİ alçının bir köşesinde korkunç olayın tarihi olan 2 Haziran 2013, diğer köşesinde “Diren Gezi Parkı” yazıyor.

    Başta gözü ve kolları olmak üzere vücudunun pek çok yeri morluklarla dolu. Kolundaki alçıya, bileğindeki ve ayağındaki kırığa, vücudunun 25 yerindeki morluklara neden olan ise, aralarında polislerin de olduğu yaklaşık 25 kişilik gruptan yediği öldüresiye dayak. Üstelik çok sevdiği ancak 20 yıl önce kaybettiği dedesi Ali Özçelik emekli başkomiser. O, Taksim Gezi Parkı eylemlerinin İzmir’deki simgesi haline gelen Dokuz Eylül Üniversitesi Mütercim Tercümanlık öğrencisi Başak Özçelik... Yürümekte zorluk çekmesine rağmen ilk başta olayın olduğu yerde konuşmayı kabul etse de, Gündoğdu Meydanı’na gittiğimizde dayak yediği yere, anıtın arkasına gidemedi. “Yüreğim dayanmayacak” diyen Başak, Gündoğdu’ya, Kordon’daki çimlere dolu gözlerle uzun uzun baktıktan sonra yakındaki bir kafede anlattı o korkunç geceyi.

    Yardım için gittik

    “Ne provakatör, ne teröristim. Ben oraya arkadaşlarımla birlikte insanlara yardım etmek için, çantama bazı ilaçlar ve su koyup gittim” diye söze başlıyor Başak, bir gece önce Basmane Meydanı’nda yaşlı bir adama kalp masajı yaptığını anlatıyor. Birlikte okuduğu beş arkadaşıyla birlikte 2 Haziran Pazar gecesi Gündoğdu Meydanı’ndaki çimlerde oturduklarını söyleyen Başak, “Daha sonra başka arkadaşlarımızı görünce onların yanına gittik, 10-15 kişi olduk anıtın önünde. Aniden, çok kısa bir süre içinde üzerimize 20’ye yakın biber gazı geldi. Herkes kaçıştı, insanlar bağırmaya başladı. Biz kaçamadık, ortada kaldık. Göz gözü görmüyordu. Ben de anıtın arkasında yere oturup yediğim biber gazının etkisinin geçmesini beklemeye karar verdim. Üzerime 100-150 polisin, eli sopalı kişilerin geleceğini bilemezdim. Birkaç dakika sonra kafamı kaldırdım. Sağdan, soldan, önden, her taraftan üzerimize doğru koşuyorlardı. Olduğum yerde oturursam bir şey yapmazlar düşüncesiyle kaçmadım. Ancak herkesi bir tarafa çekip dövmeye başladılar. Ne oluyor diye kafamı arkaya çevirmiştim ki sırtımdan aldığım bir darbe ile yere yığıldım” dedi.

    Eli sopalı kişiler

    Yere düştükten sonra yaklaşık 20-25 dakika sürekli olarak şiddete ve dayağa maruz kaldığını, bu süre içerisinde iki kez bayıldığını, bir kez de baygın numarası yaparak kurtulmaya çalıştığını anlatan Başak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her yere düştüğümde kollarımdan tutup kaldırıp dövmeye devam ettiler. Olayı uzaktan gören bir arkadaşım anlattı, ben hatırlamıyorum. İlk bayılıp kendime geldiğimde tepemde en az 25 kişi vardı ve bunlardan sadece üçü polisti, diğerleri eli sopalı kişilerdi. Ayıldıktan sonra dövmeye devam ettiler, baygınken de dövmüşlerdir. Daha sonra ikinci kez bayıldım. Bu sefer beni kafama vurarak ayılttılar. Bu olaylar olurken bir polis, ‘Türk polisini çok seviyorum diye bağır, yoksa dövmeye devam edeceğiz’ dedi. Ben de, ‘Bağırmayacağım’ dedim. Dövmeye devam ettiler. Bu sefer sürünerek denize atlamayı düşündüm ama sırtımdan tutup geri çekip yere vurup dövmeye devam ettiler. En sonunda baygın numarası yaptım. O sırada başımda bir polis dikiliyordu, yüzünde kask vardı ama göz göze geldik. ‘İyi misin’ dedi. ‘İyi değilim yardım edin’ dedim. Bana, ‘Ya ölü taklidi yap nefes alma ya da defol git’ dedi. Bana vuranların geneli eli sopalı insanlardı. Hiç kimse onları durdurmadı. Aksine, baygın numarası yaptığımda biri açık açık, ‘İşte AKP Gençlik Kolları’nın gücü’ diye bağırdı ve vurmaya devam ettiler. Baygınken de vurmaya devam ettiler.”

    Dayaktan kurtuluş

    Sürünerek kalkan ve yakındaki bir arkadaşına tutunarak kaçmaya başlayan Başak, Kordon’da bir kafenin masalarının altına saklandıklarını belirterek, “Çok acı çekiyordum. Yarı koşar, yarı sürünür halde Kordon’un arkasındaki caddeye çıktık. Bir balkonda protesto için balkona çıkmış tencere tava çalan bir kadını görünce, ‘Ölüyorum, evinize alın’ diye yalvardım. Bizi evine alan Funda Hanım şimdi avukatlığımı yapacak. Eve girdikten sonra da hemen hastaneye gidemedim. Ancak üç saat sonra Ege Üniversitesi Hastanesi’ne gidebildim. Akrabalarım, yakınlarım bana destek oluyor. Tanımadığım birçok insan bana ulaşıp yanımda olduklarını söylüyor. Eğer onlar olmasaydı bugün ayakta olamazdım. Hukuki süreç başladı, hakkımı arayacağım. Benim dışımda böyle şeyler yaşayan çok insan var. Bunların unutulmaması için direnişin devam etmesini istiyorum. Polise yalvarıp kaçmadığım, bana zorla söyletmek istediklerini söylemediğim için gurur duyuyorum” diye konuştu.

    Emniyet'i değil Çarşı'yı ararım

    Almanya’da doğduğunu, 7 yaşında annesini kaybettikten sonra Denizli’ye geldiğini anlatan Başak, ekledi: “Babamla ablam Almanya’da çalışıyor, ağabeyim Çiğli’de oturuyor. Ben de teyzemle birlikte kalıyorum. Üstüne basa basa söylüyorum, ben oraya insanlara yardım etmeye gitmiştim. Eğer eylem için gitmiş olsaydım niye çimlerde oturayım, çıkıp bağırırdım. Daha bir gece önce Tıp Fakültesi’nde okuyan erkek arkadaşımla birlikte bir kişiye kalp masajı yapıp hayatını kurtardım. Türkiye’yi, ülkesini seven bir kişiyim. Her kim olursa olsun ülkeme zarar veren insanları hazmedemiyorum. Zaten bu yüzden direnmeye çalışıyorum ve direneceğim de. Dedem emekli başkomiserdi, 20 yıl önce vefat etti. Bugüne kadar polislik bir işim olmadı. Ne tartıştım, ne de başka bir şey... Biliyorum içlerinde iyi olanlar da, insanlara yardım edenler de var ama açık açık söylüyorum bundan sonra evime hırsız girse polisi değil, Çarşı’yı ararım.”

    DAYAKTAN SONRA TWİTTER ACISI

    Durumunun fotoğraflarını Twitter üzerinden paylaşan, “Benimle aynı durumda olanlar lütfen susmayın” diye yazan Başak’a çok sayıda kişi ve kurum destek çıkarken, bazı hemcinslerinin yazdıkları ise “Pes” dedirtti. “Kim beni bu hale getiren, bir avuç köpek” diye yaşadıklarına isyan eden Başak’a, bazı kadın Twitter kullanıcıları, “Oranı buranı açmış fotoğraf çektirmişsin. Polisime saldırırsan daha çok dayak yersin. Ama g....ü göstermeye gerek yok be kızım”, “Sana yakışmış, ayrı bir hava vermiş. Ayrıca onlar olmasa nasıl gösterecektin biyerlerini. Bence teşekkür et”, “Sen ve senin gibilere az bile” gibi çok ağır ifadelerle yüklendi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı