"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Dayak atan suçsuz dayak yiyen suçlu!

Fatih’te 11 polisin bir vatandaşı sokak ortasında evire çevire dövdüğü olayda son durumun ne olduğunu biliyor musunuz?

Dayakçı polisler, ‘elleri incindi’ diye rapor almıştı daha önce...
Önceki gün de ifade verdiler savcıya.
İddiaları reddetti polisler ve dövdükleri adamın kendilerine hakaret ettiğini savundular.
Peki ne oldu?
Savcı, polisleri serbest bıraktı.
Dayak yiyen adam hakkında ise “Görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlilerine hakaret” suçundan 6,5 yıl hapis istemiyle dava açıldı.
Vatandaş gerçekten hakaret etmiş olabilir.
Açın davayı!
Peki savunmasız bir vatandaşı ağzını burnunu kırıncaya kadar döven 11 silahlı güvenlik görevlisinin hiç mi suçu yok?
Hem suçlu hem güçlü denir ya...
Siz siz olun, bu suçlular ve güçlüler ülkesinde polisten dayak yememeye çalışın!

Gökova’yı Prens’e verelim!

Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın yeğeni Prens El Velid, süper lüks yatıyla günlerdir Bodrum ve Gökova koylarında tatil yapıyor.
Kâh bisikletin üzerinde kâh teknenin güvertesinde çekilmiş fotoğrafları var gazetelerde.
Gökova’ya bayılmış Prens (kim bayılmıyor ki) ve Gökova Koyu’ndaki Kara Ada manzaralı 600 dönümlük araziyi gözüne kestirmiş.
Araziyi satın almak için danışmanlarına talimat vermiş.
Çok iyi hatırlıyorum, 28 yıl önce Turgut Özal, Sevda Tepesi’ni Suudi Prens’e satarken dönemin solcu öğrencileri olarak “Sevda Tepesi satılamaz” diyorduk.
“Orada imar izni yok” denerek satıldı. Hoş, sonra Özal’ın imar izni sözü verdiği de ortaya çıktı ama Prens’e verdiği sözü tutmaya ömrü vefa etmedi.
28 yıl sonra Sevda Tepesi için imar iznini kopardı Suudi Prensi (Bu arada Suudi Kralı oldu)...
Şimdi yeğeni Gökova’ya gözünü dikmiş.
Orayı da ona verelim efendim...
Nasıl olsa imar izni alır.
Ne de olsa amcasından tecrübeli, Türkiye’de er geç işlerin kitabına uydurulduğunu iyi biliyordur...

Power Türk mü haklı şarkıcılar mı?

O kadar çok şarkıcıdan şu lafı duyuyorum ki; “Power Türk, klibimizi döndürmüyor.”
“Neden?” diye sorunca da başlıyorlar veryansın etmeye...
“Onlar pop rock’ı seviyorlar. Başlarında bir Fransız var, o ne anlar Türk popundan? Neye göre kıstas koydukları belli değil...”
Neredeyse bir kaşık suda boğacaklar Power Türk’ü...
En son Özcan Deniz de isyan etti.
“Bi Düşün” şarkısı Power Türk ve Kral’da dönmeyince, “Otel odaları fatihleriyle aynı yere konulmak trajedi mi, komedi mi?” diye isyan etmiş.
“Otel odaları fatihleri” dediği Nihat Doğan’la İzzet Yıldızhan...
“Onların müziğiyle benimki aynı kefeye konuyor” demeye getiriyor, “Ben popçuyum” diyor...
Haklı olabilir isyanında.
Pek çok şarkıcı da klibinin Power Türk’te dönmeyi hak edeceğini düşünüyor. Onlar da haklılar...
Ancak Power Türk’ü Power Türk yapan da bu...
Siz Kanal D’yi “Neden korku filmi yayınladı da komedi filmi yayınlamadı?” diye eleştiriyor musunuz?
atv’nin yayın çizgisine karışma hakkınız var mı?
Power Türk’ün de kendine göre bir yayın anlayışı var.
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. İzlersiniz, izlemezsiniz...
Bu yayın akışına siz ‘Fransız snopluğu’ diyebilirsiniz ama unutmayın, bu anlayışla Power Türk’te klip yayınlatmayı kıymetli bir şeye getirdi adamlar...

Kim tutar TOKİ’yi?

Dün 6’sı çocuk 8 kişi öldü Samsun’daki sel felaketinde.
TOKİ’nin yaptığı Fransız balkonlu yeni evlerinde sel suları altında boğulup gitti çocuklar.
Çığlık çığlığa...
Çırpına çırpına...
6 çocuk...
Hepimiz biliyoruz ki dere yatağına ev yapan TOKİ’den ve yetkililerden hiç kimse sorumluluğu üstlenmeyecek. 6 çocuk öldüğüyle kalacak. İstediğiniz kadar ev yapın, istediğiniz kadar binalar inşa edin.
Ama unutmayın, sorumlular cezalandırılmadıkça TOKİ’nin her tuğlasında bu 6 çocuğun vebali olacak artık.

X