Davutoğlu: İstanbul'dan gür bir ses çıksın istiyoruz

Hürriyet Haber
07.05.2011 - 17:18 | Son Güncelleme: 07.05.2011 - 17:17

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı ile "Uluslararası ekonomideki eşitsizliklere karşı İstanbul'da gür bir sesin çıkmasını istiyoruz" dedi.

İstanbul'da, bir grup gazeteci ve köşe yazarıyla bir araya gelen Davutoğlu, BM En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı'nın dördüncüsünü Türkiye'nin düzenlediğini hatırlatarak, "Biz dördüncü konferansı yapıyoruz. Uluslararası ekonomideki eşitsizliklere karşı İstanbul'da gür bir sesin çıkmasını istiyoruz. On yıl boyunca, bu ülkelerle ilgili dönem başkanlığını Türkiye yürütecek, faaliyetleri Türkiye idare edecek" diye konuştu.

Konferansın, BM sistemi içinde Genel Kuruldan sonraki en geniş katılımlı toplantı olduğunu aktaran Davutoğlu, "Biz bunu küresel bir ölçeğe çıkarmak için 2004 yılında ilk kez BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) aday olmaya karar verdiğimizde, BM sistemi içinde daha aktif bir rol oynamaya karar vermiştik, son yıllarda bunu arttırdık" diye konuştu.

TÜRKİYE BÜTÜN PROJELERDE DEVREDE

"Türkiye'nin, kendisine gelebilecek tehditler dolayısıyla, Kıbrıs gibi bazı sorunlar dolayısıyla küresel meselelerde mesafeli, defansif durduğunu, Türkiye'nin BM diplomasisinin böyle oluştuğunu" söyleyen Davutoğlu, "Biz ağırlık koymaya karar verdik. Şimdi Türkiye'nin bütün projelerde devrede olduğu söylenebilir" dedi.
Davutoğlu, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi üyeliğinin iz bırakan bir üyelik olduğunu belirterek şunları söyledi:

"İran'dan Gazze savaşı ve sonrasındaki gelişmelere kadar, o sorunlara müdahale ediş biçimimiz, uluslararası alanda tıkanmaları aşmak için getirdiğimiz özgün tekliflerle üyeliğimiz çok ciddi bir iz bıraktı, ne zaman tekrar üye olacaksınız diye sorulara muhatap olmaya başladık."

Türkiye'nin, Çin'den sonra yükselen donör ülke olmasıyla, bunun dikkat çekmesiyle son derece aktif bir ülke görünümü kazanıldığına değinen Davutoğlu, bunu daha da geliştirmek istediklerini, BM sisteminin, insanlığın en geniş platformu olarak Türkiye'nin ilgilendiği konuların kapsamını da değiştirmesinde önemli etkisi olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Biz En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı'nı bunun bir anlamda daha da görünür kılmasını sağlayacak bir imkan olarak değerlendirdik. BMGK'ya seçilirken oy tabanımız olan bölgeler vardı. O kampanya esnasında biz ciddi şekilde Pasifiklere, küçük ada ülkelerine, Sahra altı Afrika'ya, Latin Amerika ve Karayib ülkelerine açıldık. Bütün uluslararası örgütlerle ciddi işbirliği alanları geliştirdik. Bu ülkeler nezdinde de itibar kazandık."

Dışişleri Bakanı, gelişmiş ülkelerin, kötü yönetim nedeniyle en az gelişmiş ülkeleri sorumlu tuttuğunu, en az gelişmiş ülkelerin ise daha önce tecrübeleriyle zengin ülkeleri suçladığını belirtti. Davutoğlu, konferansa 40 civarında devlet-hükümet başkanı, 10 başkan yardımcısı, 94 bakan ve 47 uluslararası örgüt başkanının katılacağını, 192 ülkenin konferansta temsil edileceğini kaydetti.

Konferansın, hükümetlerarası boyutu, sivil toplum ayağı, özel sektör, parlamentolar ve entelektüeller boyutu olacağına değinen Davutoğlu, entelektüeller boyutunda ilk kez olarak uluslararası eşitsizlik konularına önem veren akademisyenlerin davet edildiğini belirtti.

"AMACIMIZ, ULUSLARARASI VİCDANIN SESİ OLMAK"

"Amacımız, uluslararası vicdanın sesi olmak, küresel bir seslenişte bulunmak, on yıl boyunca da bu seslenişi sürdürmek" diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Sadece krizlerde gündeme gelen Türkiye değil, kalkınma paradigmasını, yeni kurumsal araçlarını, sürdürülebilir, eşitlikçi kalkınma modeli kurulan bir dönem olmasını istiyoruz, bizim dönem başkanlığımızın. On yıl içinde yapılacak faaliyetleri organize edebilmemiz açısından bu önemli. Tekrar BM Güvenlik Konseyi'ne üye olacağız, 2015 gibi yakın bir dönemde olacak. BM sistemi içinde herhangi bir konu gündeme geldiğinde, konunun paradigmasını değiştiren bir rol oynamak istiyoruz."

IMF'nin bu tabloda yer alıp almadığı sorusu üzerine Davutoğlu, "IMF'nin bu ortaklar arasında, dolayısıyla sürecin içinde" olduğunu belirterek, "Ama bu bir IMF projesinin parçası değil, IMF bu sürecin ortağı" dedi.

Davutoğlu, Türkiye'nin "eskiden borç alan, IMF'nin nesnesi olan bir ülkeyken, şimdi öznesi konumuna girdiğine" işaret etti. Devlet-vatandaş ilişkileri, rejim değişikliği konusunda bir soru üzerine Davutoğlu, "bu sorunların hepsinin ekonomi-politik sorunlar olduğunu, siyaset ve ekonominin iç içe geçtiği sorunlar olduğunu" kaydetti.

Davutoğlu, "Rasyonel bir yönetişim yoksa, orada bu kültür gelişmemişse, baştakiler bu sınırlı kaynakları, kendi çıkarları için kullanmaya yönelince sosyal patlamalar başlıyor" dedi. "Kalkınma paradigması adına siyasal gelişmeleri yönlendirmek gibi bir gündemimiz olamaz" diye konuşan Davutoğlu, bu ülkelerin geri kalmışlık sorunlarına en iyi çözüm yollarını bulmak ve uluslararası finans alanındaki kaynakların oralara aktarılmasına katkıda bulunmayı amaçladıklarını belirtti.

"TİKA'NIN AFRİKA AÇILIMI"

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı'nın (TİKA) Afrika'ya yönelmesinin, bazı çevrelerden "eksen kayması olarak eleştirildiğinin" hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

"1991'den 2002'ye kadar TİKA'ya ayrılan kaynakların en az beş misli, TİKA'nın misyonunu ilgilendiren bölgelere son sekiz yılda ayrıldı. Kırım'daki 1000 evi 2005'lerde teslim etmişsek, Moğolistan'da Orhun anıtlarına giden yolu on yıllar sonra 2006'da açmışsak, Moldova'da Gagavuzlara 20 milyon dolarlık taahhüdümüzü tamamlamışsak, Balkanların her yerindeki Osmanlı envanterlerini çıkarıp, Filibe'den Üsküp'e, Mostar'a camilere, köprülere kadar, hepsini yapmışsak, yapmaya da devam ediyorsak, niye Afrika'ya da açılıyorsunuz diye bir öncelik eleştirisi yapılması doğru değil."

Davutoğlu, Türkiye'nin böylece küresel sorunların dışında kalmadığını belirterek, "Türklerin değişik bir milliyetçilik anlayışları var, 'soydaşlarına bütün kaynaklarını aktarıyorlar' diye bir algıyı şimdi önlemiş olduklarını" söyledi.

TİKA Başkanı Musa Kulaklıkaya'nın, Moritanya'ya Büyükelçi tayin edilmesinden bahseden Davutoğlu, bunu yaparken, TİKA'nın tecrübe birikimini oraya kanalize etmeyi öngördüklerini, Afrika'da kaynakları olan bir ülkeye odaklanmayı düşündüklerini belirtti.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı