Gündem Haberleri

    Davutoğlu AK Parti İl Kongresi'nde konuştu

    AA
    18.01.2015 - 14:49 | Son Güncelleme:

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin, Avrupa tarihinin bir parçası olduğunu, Avrupa geleceğinin de parçası olacağını belirterek, "Hem değerlerimizi koruyacağız, hem de Avrupa ile bütünleşmenin kararlı yürüyüşüne devam edeceğiz. Geçen hafta Paris'te dünya lideriyle birlikte yürürken sadece teröre karşı yürümedik, Avrupa'daki yabancı düşmanlığına karşı, Avrupa'da yükselen ırkçılığa karşı sesimizi yükselttik" dedi.

    Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Tekirdağ İl Kongresi'ne katılan Davutoğlu, tarihten bugüne büyük davanın yürüyüşü içinde, Tekirdağ'a çok önem verdiklerini belirterek, "Tekirdağ, bizim Anadolu'dan Avrupa'ya geçişimizin, Rumeli'ye adım atışımızın diyarı. Tekirdağ, fethiyle İstanbul'un fethini müjdeleyen mübarek diyar. Atina Fatihi Ömer Gazi'nin diyarı. Tekirdağ, Rumeli'ye doğru yürürken Evladı-ı Fatihan, Anadolu'dan gelen medeniyetimizin durak kıldığı şehir. Evliya Çelebi'nin, 'Anadolu Yörükleri'nin ilk yerleştiği yer' dediği Tekirdağ. Tekirdağ bizim batıya doğru, Avrupa'ya doğru ilham vererek yürümemizi sağlayan şehir" diye konuştu.


    Tekirdağ'ın, Balkanlar'da, Evlad-ı Fatihan'ın zorlukla karşılaştığında dönüp sığındığı şehir olduğunu aktaran Davutoğlu, "Hem ensar hem muhacir olmuş, kahraman şehir Tekirdağ" ifadelerini kullandı.


    Davutoğlu, "Avrupa, Rumeli" denilince akıllarına Tekirdağ'ın, aydınlık yüzlü, çalışkan insanlar denilince de Tekirdağlıların geldiğini anlatarak, şöyle devam etti:


    "Onun için AK Parti davası her zaman her yerde olduğu gibi en kolay Tekirdağlılara anlatılır. Tekirdağ, Türkiye'de demokrasinin önemli bir merkezidir. Ekonomik kalkınmanın odak şehridir. Uluslararası itibarının da en iyi anlaşıldığı şehirdir. Son 12 yıl içinde biz, Tükiye'de demokrasiyi yeniden inşa etmenin mücadelesini verdik. 60 yıllık demokrasi tarihimizde askeri darbeler, darbelerin getirdiği o kısıtlamalara karşı özgürlüklerin mücadelesini verdik. Tekirdağ, bir özgürlükler kalesi olarak, bir Avrupa şehri olarak AK Parti'nin aslında en iyi anlaşılacağı şehirdir. Çünkü son 12 yıl içinde bütün yasaklara karşı tam bir seferberlikle demokrasiyi inşa ettik, ihya ettik ve demokrasinin, Türkiye'de vazgeçilmez temel bir değer olarak benimsenmesini sağladık."


    "Fikir özgürlüğü hakaret etme özgürlüğü anlamına gelmez"


    Tekirdağ'ın, ekonomik kalkınma itibarıyla hem tarım hem ticaret hem sanayi hem de turizm kenti olduğunu ve bu kalkınmadan en çok istifade eden şehirler arasında yer aldığını vurgulayan Davutoğlu, "Ekonomik kalkınmamızda Tekirdağ odak şehirlerimizdendir. Yine önümüzdeki dönemde de inşallah Tekirdağ, bizim için ekonomik kalkınmanın mihver şehirlerinden olacaktır" dedi.


    Davutoğlu, uluslararası itibar denildiğinde de Tekirdağ'ın bunu çok iyi anladığına işaret ederek, şunları kaydetti:


    "Çünkü Tekirdağ, Avrupa Birliği yolunun ilk istasyon şehridir. Son 12 yıl içinde Avrupa yolunda attığımız adımları en iyi Tekirdağlılar anlar. Kim ne derse desin, Türkiye Avrupa tarihinin bir parçasıdır ve Avrupa geleceğinin de bir parçası olacaktır. Hem değerlerimizi koruyacağız hem de Avrupa ile bütünleşmenin kararlı yürüyüşüne devam edeceğiz. Geçen hafta Paris'te dünya liderleriyle birlikte yürürken sadece teröre karşı yürümedik, aynı zamanda Avrupa'daki yabancı düşmanlığına karşı, Avrupa'da yükselen ırkçılığa karşı sesimizi yükselttik. Biz dünyanın neresinde olursa olsun teröre karşı her zaman ilkeli bir tavır sergiledik. Ama bir kez daha Tekirdağ'dan sadece ülkemize değil, Avrupa'ya ve dünyaya seslenerek diyorum ki fikir özgürlüğü hakaret etme özgürlüğü anlamına gelmez. Hem teröre karşı dimdik duracağız ama alemlere rahmet olarak gelmiş Hz. Peygambere yapılan hakarete karşı da en yüksek şekilde sesimizi yükselteceğiz."


    "Biz, Trakya'ya geldiğimizde Tuna'ya kadar konuşuruz"


    Başbakan Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin Selçuklu'nun, Osmanlı'nın devamı olduğunu ve ülkenin küresel bir güç olması yolunda gece gündüz çalıştıklarını belirterek, şöyle konuştu:


    "Bizim devletimiz Türkiye Cumhuriyeti devleti nevzuhur bir devlet değildir. Konjonktürel bir devlet değildir, kültürü, değeri, geleneği asırlar öncesine giden köklü bir devlettir. Kökünde Selçuklu, Semerkand, Buhara vardır.
    Kökünde Orta Asya vardır. Kökünde Evladı Resul vardır. Ve cihan devlet Osmanlı
    vardır. Kökünde Evlad-ı Fatihan vardır. Avrupa'ya doğru yürüyen Horosan Erenleri vardır. Şimdi Tekirdağlılar Evlad-ı Fatihan çocukları olarak, Anadolu Yörükleri'nin torunları olarak, Balkan muhacirlerinin devamı olarak çok iyi bilirler ve anlarlar ki biz Trakya'ya geldiğimizde, Edirne'ye, Kırklareli'ne geldiğimizde sadece Trakya'ya konuşmayız, Tuna'ya kadar bütün Balkanlar'a konuşuruz."


    Başbakan Davutoğlu, "Türkçe Bayramı'nda Yunus Emre'den ilham almış, Horosan erenlerinin, Evlad-ı Fatihan'ın torunu Makedonyalı soydaşlarımızla tarihdaşlarımızla dindaşlarımızla bir araya geldiğimizde, bizden al bayrak istediler. Biz de onlara söz verdik. Bu sözümüzü yerine getireceğiz. İnşallah önümüzdeki haftalarda, onlara söz verdiğimiz gibi önce Üsküp'e, Gostivar'a, Kalkandere'ye Ohri'ye, Makedonya'nın her bir köşesine, sonra da Balkanların her yerine, isteyen her haneye, bir al bayrak, bir Kuran-ı Azimüşşan ve bir Türkçe sözlük hediye edeceğiz" diye konuştu.

    "İnşallah bir gün özgür Küdüs'te de hep beraber olacağız" diyen Davutoğlu, "Nasıl zalim Miloseviç ve onun zalimleri, Saraybosna'yı döverken, Gorajde'yi kuşatmışken, hepimizin yüreği Saraybosna ile Gorajde ile Mostar ile atmıştı, şimdi de hepimizin yüreği Gazze'de, Filistin'de, Suriye'de, Somali'de, Irak'ta atıyor" ifadelerini kullandı.

    Davutoğlu, zulme karşı sesiz kalmış, zillete düşmüş bir neslin devamı olmadıklarını, aksine dünyanın her yerine İlahi Kelimetullah davasını, adalet davasını götürmüş, Avrupa'da bugün ırkçılık karşısında ders alınması gereken Saraybosna ve Balkanlar'da bütün dinlere, inançlara özgürce yaşama hakkı tanıyan Evlad-ı Fatihan'ın torunları olduklarını kaydetti.

    Berlin'de Fatih Camisi'nin yakıldığını hatırlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

    "Fatih Camisi'ni yakanlar ki ziyaret ettim, son 2 yıl içinde Almanya'da 94 camimize saldırıda bulunanlar, Avrupa'nın her yerinde yüzlerce camiye saldırıda bulunanlar, bu anlamda kültür terörü işleyenler gelsinler Rumeli tarihinden ders alsınlar. Kilisenin, caminin, sinagogun yan yana olduğu, asırlarca yan yana yaşadığı, Saraybosna'da, Üsküp'den, Filibe'den, Selanik'ten, Edirne'den, Tekirdağ'dan ders alsınlar. Şimdi, AK Parti'yi eleştirmeye kalkanlar ve sanki AK Parti farklı düşüncelere, müsamahakar değilmiş gibi içeride ve dışarıda birtakım propaganda yürütenler, son 12 yıl içinde Türkiye'de her konuda tam bir özgürlük devriminin yaşandığını görmelidirler. Tekirdağ'da her yere, her köşeye, ilçeye, sokağa, mahalleye gideceksiniz ve özgürlük davamızı anlatacaksınız. 28 Şubat'ta yapılan zulümleri, 12 Eylül döneminde yaşanan baskıları, 27 Mayıs'ta dar ağacına gönderilen şehit Başbakanımızı hatırlatarak 12 yıllık özgürlük destanımızı anlatacaksınız."

    "Cumhuriyetçilik cumhuriyeti yüceltmekle cumhurun sesine kulak vermekle olur"

    Trakya'nın her zaman demokrasinin kalesi olduğunu, demokrat bir zihniyete sahip olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Trakya hiçbir zaman Cumhuriyet Halk Partisi'nin tek parti zihniyetine tabii olmadı, darbelerin yanında olmadı, özgürlüklerin yanında oldu. İşte şimdi de bu özgürlüklerin teminatı AK Parti'dir. Buradan bütün Trakya'ya, Anadolu'ya şu taahhütte bulunuyoruz, Türkiye son 12 yıl içinde nasıl demokrasiyle taçlanmışsa, önümüzdeki dönemde, 2023'e doğru giderken yükselen cumhuriyetimizi, kökleşen demokrasiyle birleştireceğiz" diye konuştu.

    Başbakan Davutoğlu, cumhuriyetçi olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

    "Cumhuriyet Halk Partisi gibi sadece adında cumhuriyet olan bir parti değil. Biz gönülden cumhuriyetçiyiz, yürekten, zihinle emekle cumhuriyetçiyiz. Cumhuriyetçilik cumhuriyeti yüceltmekle cumhurun sesine kulak vermekle olur. Tek parti döneminde her türlü baskıyla cumhurun üzerine gidenler, özgürlükleri kısıtlayan bir geleneğin takipçisi olanlar hiçbir zaman cumhuriyetçi olamazlar. Bütçe konuşmasında hatırlarsınız, Mısır'daki darbecilere sahip çıkınca Kılıçdaroğlu, dönüp ona demiştim ki 'sahip çıkıyorsunuz, çünkü siz de darbecisiniz.' Türkiye'de her darbenin ya yanında, ya arkasında, ya önünde Cumhuriyet HalK Partisi oldu. Samimi Cumhuriyet Halk Partili kardeşlerime, seçmenlerime de sesleniyorum, son olarak 17-25 Aralık ile 19 Ocak MİT tırlarına yapılan baskınla, 27 Mart'ta bizzat benim odamın dinleme zilletine, ihanetine düşen bir çeteyle Kılıçdaroğlu'nun yan yana durmasını içinize sindiriyor musunuz? Öyle bir dönemden geçiyoruz ki herkes sınavda. Kimse demokrasi sınavından ve millete hesap vermekten kaçamaz. Kılıçdaroğlu'na soruyorum, aslında kendi milletvekili sordu, bir bayan, bir hanımefendi, CHP milletvekili, Kılıçdaroğlu'na paralel çeteyle işbirliğini sordu. 12 soru yöneltti. Daha Kılıçdaroğlu'ndan cevap yok. Kapalı kapılar ardında, Türk demokrasisine karşı bu paralel çeteyle ne planladınız? Çıkın ve açıklayın."

    "Kılıçdaroğlu o hakaretlerin yanında, arkasında durdu"

    Başbakan Davutoğlu, CHP'yi eleştirerek, "Hem cumhuriyetçilik iddiasında bulunacaksınız hem de dinimizi istismar eden, hayır hasenat peşinde olan vatandaşlarımızı iyi niyetini istismar ederek, Türkiye'de bürokrasi üzerinden darbe yapmak isteyen bir çeteyle beraber hareket edeceksiniz. İşte bunların cumhuriyetçilikleri bu kadar. Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhuriyetçiliği cumhurla ilgili değildir. Belki bir gazeteyle ilgilidir, olabilir. Cumhuriyet gazetesiyle ilgili olabilir ama cumhur ile ilgili değildir. Dikkat edin o gazete Peygamber Efendimize hakaret ima eden karikatürleri bastığında yanında Kılıçdaroğlu vardı, cumhur yoktu. Ama Kılıçdaroğlu o hakaretlerin yanında, arkasında durdu" diye konuştu.

    Türkiye'deki her türlü basın özgürlüğünün teminat altında olduğuna işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Her türlü teröre karşı da her türlü güvenliği alacağız. Ama milletin değerlerine, hele hele 1,5 milyar Müslüman'ın alemlere rahmet olarak gördüğü Hz. Peygambere hakaret edilmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. Anadolu'dan Tekirdağ'a Süleyman Paşa ile yürüyen o Türkmen obaları, o Yörük obaları, Evlad-ı Fatihan, Resul aşkına yürüdüler, Hz. Muhammed aşkına, Hz. Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem aşkına yürüdüler. İşte biz de aynı yoldayız. Kim ne derse desin, kınayanın kınamasından çekinmeden söylüyoruz; bizim için cumhuriyet ve cumhuriyetçilik, milli değerlerle, cumhurla buluşan bir zihniyettir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurla da cumhuriyetle de ilgisi yoktur."

    AK Parti kadrolarının cumhuriyete aşık ve cumhuriyeti hayat felsefesi olarak gördüğü için Cumhuriyetin en yüce makamı olan Cumhurbaşkanlığına, liderleri Recep Tayyip Erdoğan'ı aday gösterdiğini kaydeden Davutoğlu, "Peki CHP ne yaptı? Cumhuriyetçi CHP, kendi içinden Cumhuriyetin zirvesine Cumhurbaşkanlığına bir aday gösterme cesareti ortaya koyabildi mi? Kılıçdaroğlu, madem Cumhuriyet aşığıydın, niçin aday olmadın? Niçin cumhurun önüne çıkıp da Cumhuriyeti taçlandırmak için 'Cumhurbaşkanlığına adayım' cesareti göstermedin? Gösteremezler çünkü milletten onay ve izin alamayacaklarını bilirler. Gelirler Trakya'da, İzmir'de, Muğla'da, Ege, Akdeniz, Trakya kıyılarında cumhuriyetçilik yaparlar. Cumuhriyetçilik, Türkiye'nin her bir santimetrekaresinde yapıldığı zaman cumhuriyetçiliktir" dedi.

    "Pensilvanya'da yapılan siyaset mühendisliğiyle aday buldular"

    MHP'yi de aynı konuda eleştiren Davutoğlu, "Milliyetçi Hareket Partisi, niçin kendi içinden bir aday çıkaramadı? Neden Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına bir Milliyetçi Hareket Partiliyi aday gösteremedi? Çünkü o da bilir ki milliyetçilik onun sadece ismindedir, Türkiye'de milliyetçilik iddiasında bulunmak için vatanperverlik iddiasında bulunmak için Namık Kemal'in izinde yürüyebilmek için Hakkari'de de Edirne'de de Kars'ta da Muğla'da aynı sözü söylemek lazım, oralara gidebilmek lazım, bu al bayrağı oralarda dalgalandırmak lazım. Biz çok üzerine gidince Tunceli'ye gitti, sadece Valiliğin önünde konuştu ve geri döndü" ifadelerini kullandı.

    Davutoğlu, kendilerinin her gittikleri yerde vatandaşlarla kucaklaştıklarını, onların kokusundan, yüreğinden güç aldıklarını ve bunun için AK Parti'nin Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiğini ifade ederek, şöyle dedi:

    "Diğerleri ne yaptı? Pensilvanya'da yapılan bir siyaset mühendisiyle bir çatı aday buldular ve çatı aday diye ortaya koydukları şahıs kaybedince Kılıçdaroğlu dedi ki 'Tabii Sayın İhsanoğlu'nu halk tanımıyordu.' Peki halkın tanımadığı birini niye aday gösterdiniz? Bunu şunun için zikrediyorum, bir kez daha söylüyorum; Türkiye'de gerçek cumhuriyetçilik AK Parti tarafından savunulan bir idealdir. Gerçek milliyetçilik vatana hizmet ve uluslararası itibarı yükseltme bakımından AK Parti'nin gerçekleştirdiği bir hizmettir."

    "IMF'ye borç veren bir ülke olduk"

    Türkiye Cumhuriyeti'nin 12 yıl önce içinde bulunduğu durum ile bugün kıyaslandığında farkın net şekilde görüleceğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

    "12 yıl önceki Türkiye Cumhuriyeti devletini düşünün. Fazla değil tek parti dönemine gitmiyoruz. Camilerin ahır haline getirildiği, ezanın aslının yasaklandığı döneme gitmiyoruz, 12 yıl öncesine AK Parti öncesine öyle bir haldeydi ki devletimiz, o Selçuklu'dan Osmanlı'dan Evlad-ı Fatihan'dan beslenen devletimizi o hale düşürmüşlerdi ki bir IMF memuru gelir ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına neredeyse talimat verirdi. Türkiye bir kaç milyon dolar için Avrupa'ya el açardı. '5 sente muhtaç' diye sembolizm geliştirilmişti. Peki 12 yılda nereden nereye geldik? 12 yıl içinde gücünü Namık Kemal'den, gücünü ve ahlakını Süleyman Paşa'dan alan AK Parti kadrolarıyla bırakın IMF'den borç almayı, IMF'e 5 milyar dolar borç veren bir ülke olduk. İşte Cumhuriyetçilik budur. Bırakın 2001'de çok küçük bankalardan, devletlerden hibe talep eden ülke olmayı şimdi dünyada gayri safi milli hasılasına oranla en yüksek insani yardım yapan, mazlumlara el uzatan en güçlü ülke oldu Türkiye Cumhuriyeti Devleti. İşte aramızdaki fark bu. Cumhuriyetçilik bu, milliyetçilik bu."

    "Cumhuriyetçilik izzet meselesidir"

    Türkiye'de 1999 depreminde Ankara'dan Sakarya'ya ulaşamayan bir hükümetin yerini, Van depreminde, 1 yılda 20 bine yakın konutla yepyeni bir şehir inşa edebilen bir hükümetin aldığını aktaran Davutoğlu, "İşte aramızdaki fark bu. Cumhuriyetçilik nutuk meselesi değildir. Cumhuriyetçilik inanç meselesidir. Cumhuriyetçilik irade meselesidir, kararlılık meselesidir ama en önemlisi izzet meselesidir, onur meselesidir. Devletimizi o hale getirenler, 2002'de o hale getirenler cumhuriyetçilik iddiasında bulunamazlar" ifadelerini kullandı.

    Savunma sanayindeki atılımlar

    Başbakan Davutoğlu, konuşmasında Türkiye'de savunma sanayinin kat ettiği mesafeye de değindi.

    Geçmişte başka ülkelerin envanterinden çıkan "Artık biz kullanmıyoruz, siz kullanın" diyerek "sadaka gibi" verdikleri tankları almak için Türkiye'nin müzakere yürüttüğünü, o tanklar alındıktan sonra da İsrail'e modernizasyon için milyonlarca dolar ödendiğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle konuştu:

    "Şimdiyse Altay tankıyla kendi tankını üreten kudretli bir Türkiye Cumhuriyeti devleti var. Şimdi, geçen hafta savunma sanayi icra komitesi toplantısı yaptık. Orada inşallah 2023'te ilk prototipini üretecek olduğumuz kendi milli savaş uçağımızın ön tasarım aşamasına geçmesine karar verdik. Şimdi tasarımı başlıyor 2023'te yüce ülkemizin semalarında Türkiye Cumhuriyeti markalı milli savaş uçağımız uçacak. Aramızdaki fark bu. Şimdi Tekirdağlılar size soruyorum, kim cumhuriyetçi, Türkiye cumhuriyeti devletini zelil duruma düşürenler mi yoksa Türkiye Cumhuriyeti devletini dünyada yüksele güç haline getiren AK Parti mi? Soruyorum, gerçek Cumhuriyetçi parti kimdir? Gerçek cumhuriyetçi, cumhuriyeti taçlandıran parti AK Parti'dir. Bunu her yerde cumhuriyetçiliğe inanan bütün vatanımızda olduğu gibi Trakya'nın her köşesinde anlatacaksınız."

    Esnaflara verilen müjdeler

    Davutoğlu, DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde bir esnafın Başbakan'ın önünde yazarkasa kırdığını hatırlattı.

    Ankara'da esnaflarla yaptıkları toplantıda, kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerde faizi kaldırdıklarını açıkladıklarını, ustalık beratını almış ve yeni dükkan açmış esnaflara da 1 yıl faizsiz kredi müjdesini verdiklerini aktaran Davutoğlu, "İşte yazarkasa kırılan Türkiye'den esnafın fevç fevç Ankara'ya gelip bizimle buluştuğu ve bu müjdeleri aldığı Türkiye'ye geçtik. Yine esnafımıza kredi sübvansiyonu için ayırdığımız 600 milyon Türk Lirasını, 750 milyon Türk Lirasına çıkardık. Bu takriben 4-5 milyar dolarlık ek kredi imkanı demek. İşte, yazarkasa kırılan Türkiye'den bugün buralara geldik. Hamdolsun" dedi.

    Annelere müjde

    Trakyalı kadınların çok çalışkan olduklarını vurgulayan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    "Çalışan kadınlarımızın hep bir ikilemi vardı? Acaba bir evlat Rabbim nasip ederse annelik mi yapayım çalışmaya devam mı edeyim diye. Yine geçen hafta devrim mahiyetinde karar aldık. Çalışkan Trakyalı kadınlarımıza bir anlamda hediye olsun diye buradan zikrediyorum. Artık çalışan kadınlarımız anne olmaya karar verdiklerinde acaba 16 haftalık annelik izni bitince ne yapacağım diye düşünmeyecekler, ondan sonra yarı zamanlı olarak ilk çocuk için 2 ay yani 8 hafta, ikinci çocuk için 4 ay 16 hafta, üçüncü çocuk için 6 ay, 24 hafta yarı zamanlı çalışıp tam ücret alacaklar. Bu o kadar önemli bir husus ki çalışan kadınlarımızın istihdamında devrim mahiyetinde bir adım. Yine bütün annelerimize bütün bacılarımıza kardeşlerimize bir hediye mahiyetinde devrim gibi bir adım daha attık, hani memur maaşlarını bile ödemekten aciz olan o dönemler varya o dönemlerin aksine bugün Türkiye'de yeni çocuk sahibi olan her anneye evlat sahibi olan her anneye bir altın, hükümetimizden devletimizden hediye olarak verilecek. İlk çocukta yarım altın karşılığı 300 lira, ikinci çocukta yarım ve çeyrek karşılığı takriben 400 lira, üçüncü çocukta tam altın, annelerimize devletimizden hediye olarak verilecek."

    "Cumhurun nüfusunu artırarak ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmeye kararlıyız"

    Geçmişte Türkiye'yi yönetenlerin "Cumhurun nüfusu ne kadar az olursa başımız o kadar az ağrır" diyerek doğum kontrolünü teşvik ettiklerini, "Cumhurun nüfusunu azaltıp, yaşlı nüfusu artırırsak gayri safi milli hasılada da daha yukarılarda çıkarız" şeklinde bir hesabın içinde olduklarını dile getiren Davutoğlu, "Bunların Cumhuriyetçilikleri böyle, cumhuru azaltarak yükselmek. Biz ise aksine cumhurun nüfusunu artırarak ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmeye kararlıyız. Cumhurumuz ne kadar artarsa gücümüz o kadar artar. Onun için 'En az 3 çocuk' derdi Cumhurbaşkanımız Başbakanlığı döneminde. Biz ise diyoruz ki 'Rabbimiz ne verirse başımızın üstündedir', bu milletin nüfusu ne kadar artarsa bizim sorumluluğumuz o kadar artar" diye konuştu.

    Başbakanlık görevini devraldıktan sonra adım adım Anadolu'yu dolaştığını bir taraftan da hükümet icraatlarında bulunduklarını aktaran Davutoğlu, şunları kaydetti:

    "Sadece annelere, esnaflara yardım değil uyuşturucuyla mücadele konusunda dev adımlar atıyoruz. 25 sektörel dönüşüm programı ilan ettik, her birini adım adım uyguluyoruz ama bu arada Cumuhriyet Halk Partisi ne yapıyor? kendi Şişli ile uğraşıyorlar, Şişli'de bir ilçede, demokrasiye aykırı olarak seçim öncesinde alınmış imzalı bir taahhüdün peşindeler, mahkemeye düştüler, bir birlerini tehdit ettiler, şantaj yaptılar işte onların ahlakı da yolu da yolculuğu da bu. Birbirine saygı göstermeyen bir kadro millete saygı gösterir mi? Milli iradeye saygı gösterir mi?"

    "Tekirdağ'ın çilelerinin bitmesi ancak ve ancak AK Parti iktidarıyla mümkün"

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişte "Mahalli idareleri nasıl idare ettiysek Türkiye'yi de öyle idare ederiz" dediğini, şimdi ise bunu söyleyemediğini kaydeden Davutoğlu, salonda bulunanlara "CHP'nin Tekirdağdaki yerel yönetiminden memnun musunuz?" diye sordu.

    "Hayır" yanıtını alan Davutoğlu, şöyle konuştu:

    "Neydi o aralık ayında sokaklarda çamur deryaları? Bütün Türkiye'ye Tekirdağ manzaraları yakıştı mı? Şimdi şunu demek lazım; Eğer CHP Şişli'deki siyaset ahlakıyla Tekirdağ'daki hizmet seviyesiyle Türkiye'ye talip oluyorsa Allah bu milleti muhafaza etsin. Zaten millet onlara bu emaneti vermez ama Tekirdağlılar eğer AK Parti belediyeciliğine bu emanet tevdi edilmiş olsaydı bugün Türkiye'nin en başarılı belediyecilik örnekleri Tekirdağ'a yansırdı ama AK Parti kadroları olarak sizlere emanetimiz şudur, hiç gücenmeyeceksiniz hiç küsmeyeceksiniz, sorumluluk öncelikle bizim üzerimizdedir, her Tekirdağlı'nın kapısını çalacaksınız ve selamımızı ileteceksiniz ve Türkiye'nin yükselişinin de Tekiradağ'ın yükselişinin de Tekirdağ şehrinin çilelerinin bitmesinin de ancak ve ancak AK Parti iktidarıyla mümkün olduğunu anlatacaksınız."

    Etiketler: son dakika
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı