Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Davul tokmak vaziyeti!

Emin ÇÖLAŞAN

Ne yalan söyleyeyim, şu son aylarda Recai Kutan beyamcamın yerinde olmak istemezdim. Çok tonton bir adam. Beni onu çok seviyorum. Fakat aynı zamanda durumuna üzülüyorum. Bu kadar sevdiğim bir insanın böyle durumlara düşmüş olması beni kahrediyor. Geceleri uykum kaçıyor...

Çünkü davulu Recai beyamcamın boynuna asmışlar, tokmak başkasının elinde.

Gel de kahrolma!

Peki tokmak kimin elinde?

Necmettin beyamcamın elinde. Davula istediği gibi vuruyor. Güm güm de güm güm. Ortalık inliyor.

Recai beyamcam bu ağırlığı kaldıramıyor. İki eli boşta ama davulun ağırlığından boğazı şişti, omuzlarına kan oturdu. O da gümgümletse sorun kalmayacak ama tokmak başkasında!

Çok sıkıntı çekiyor. İki arada bir derede kaldı. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık.

Ne yapacağını şaşırdı. Bazen isyan ediyor ama ne yapsın! Evde karınla veya kocanla kavga edersin, uluorta çıkıp anlatamazsın. Kol kırılır yen içinde kalır. Kan kusarsın, kızılcık şerbeti içtiğini söylersin.

Recai beyamcamın durumu aynen böyle!

***

Koskoca bir partinin bu durumlara düşmesi gerçekten üzücü. Partinin genel başkanı var, yetkili kurulları, karar alma mekanizmaları var ama ‘‘dışarıdan’’ yönetiliyor.

Partisinin kapatılmasına neden olan, yasalarımız uyarınca siyaset yasaklısı olan Bay Erbakan, gerçekten doymak bilmiyor.

Doymadığı bir yana, partisini de rahat bırakmıyor. Elini oradan çekmiyor, partiyi dışarıdan yönetiyor.

80 yaşına merdiven dayamış bir pir-i fani'nin bu hırsını anlamak mümkün değil.

İnanılması güç bir siyaset hırsı.

Beyefendi bunca olaydan sonra büyük bir pişkinlik daha sergileyip bağımsız aday bile oldu. Bar bar bar bağırdık... ‘‘Ey muhterem, yasalar uyarınca sen aday olamazsın’’ dedik.

Hayır, ısrar etti ve Yüksek Seçim Kurulu'ndan hak ettiği yanıtı aldı. Adaylığı reddedildi.

Bunu içine sindiremediği için bu kez küskünler operasyonunda yeniden piyasaya çıktı. Partisini bir kez daha bölmeyi göze alarak.

İlle sahnede olacak. Mekanizmalar ille de ondan yana çalışacak. Mutlaka onun dedikleri yapılacak! Her şey onun çıkarlarına göre ayarlanacak! Akıl almaz bir doyumsuzluk.

***

Fazilet Partisi resmen çatlamış ve ikiye bölünmüş durumda. Partinin içinde Erbakan yandaşları ile Erbakan karşıtları arasında amansız bir mücadele sürüp gidiyor. Siz bakmayın fazla gürültü çıkmadığına. Onlar işlerini sessiz götürmeyi her zaman tercih eder... Çünkü diğer partilere benzemezler. Öyle açıktan konuşmaları, eleştiri yapmaları falan biraz zordur.

‘‘İmamın ağırlığı’’ partide her zaman ön plandadır.

Şimdi bu durumda, gelin de Recai Kutan için üzüntü duymayın!

Onu böyle kritik zamanlarda ilgiyle izliyorum. Eli ayağı birbirine karışıyor, yüzü kızarıyor, ne söyleyeceğini şaşırıyor. Yüzde yüz kesinlikle inanıyorum, ‘‘Ben bu işe nereden girdim. Beni kim arkamdan itti’’ diye hayıflanıyor, ama onu da açıktan söyleyemiyor.

Bir genel başkan düşünün ki, seçim öncesinde partisine egemen değil. Araya Bay Erbakan radyosundan yükselen parazitli sesler giriyor. Bay Erbakan partiyi dışarıdan, hariçten gazel okuyarak yönetmeye kalkışıyor... Ve bir ölçüde başarılı oluyor.

Recai beyamcamın itiraz gücü, karşı koyma yeteneği sınırlı. Sözü fazla geçmiyor. Ama davul onun boynunda olduğu için kamuoyunun karşısına kendisi çıkmak zorunda kalıyor.

İşte o zaman, onun zor durumda ve açmazlar içinde olduğunu anlıyoruz.

Son zamanlarda bu gerçeği iki kez somut olarak yaşadık.

l- Meclis'e türbanlı kadın milletvekili sokma olayı.

2- Küskünler hikáyesinde Meclis'in toplanması.

Her ikisinde de Bay Erbakan devreye girdi ve ‘‘eserini’’ yarattı. Recai beyamca türbanlı milletvekiline karşı. Ama Bay Erbakan direnince son anda ve içi kan ağlayarak listeye iki türbanlı koymak zorunda kaldı.

İkinci olayı yine Bay Erbakan kaşıdı. Onun sonucunu önümüzdeki hafta alacağız. Fazilet'in tutumu, daha doğrusu Erbakan-Kutan çatışmasının galibi Meclis'te o zaman belli olacak.

Allah hiç kimsenin, hele hiçbir siyasetçinin boynuna davulu asıp tokmağını başkasının eline vermesin. Amin. Zor iştir. Altında ezilirsiniz.

TIK YOK!

Dünkü yazımda İ Melih'in özel avukatı Mehmet Ali Alan'ın nasıl emme basma tulumba gibi çalıştığını, bir yanda Melih'in ve belediyenin avukatlığını yaparken öte yanda belediyeye karşı davalar alıp yüz milyarlarca liralık belediye parasına nasıl haciz koydurup çektiğini belgelerle açıklamıştım.

Bu olup biteni İ nokta Melih bilmiyor mu, görmüyor mu?

Dün her ikisine de sorular sormuştum.

Ne İ nokta Melih'ten, ne de çift taraflı çalışan iş bitirici avukat Mehmet Ali'den tık yok!

Ey sevgili okuyucularım, bütün bunlar ‘‘Müslümanlık’’ adına yapılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara kimlerin elinde kalmış!

Ayıptır, yazıktır, günahtır.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI