Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Davacıyız ama, kimden?

Oktay EKŞİ

Eğer kendimizi aldatmıyorsak, sistem nihayet bir yanlışın farkına vardı ve ‘‘taşların’’ değil, ‘‘köpeklerin’’ bağlanması gerektiğini kabul etti. Nitekim, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı iken -anlaşıldığına göre- işini iyi yaptığı için birilerini kızdıran Hanefi Avcı serbest bırakıldı.

Burada bir parantez açalım:

Serbest bırakıldı ama biz Hanefi Avcı'ya yine de ‘‘dikkatli’’ olmasını salık veririz. Özellikle can güvenliği açısından. Çünkü onu hapse attırarak susturamayanlar şimdi başka yollar arayabilirler...

Köpeklere gelince:

Bakın CHP İçel milletvekili Fikri Sağlar, Sıvas milletvekili Mahmut Işık, İzmir milletvekili Sabri Ergül uzun süredir uğraşıyorlar. Susurluk olayının çözülmesi için her ihtimalin altını eşeliyor, bulabildiklerini kamuoyuna duyuruyorlar. Önergelerle, konunun üstüne gidiyorlar.

TBMM Susurluk Komisyonu'nun RP'li Başkanı Mehmet Elkatmış, yer yer hayal kırıklığı yaratsa da, mensubu bulunduğu kesime göre hayli düzgün bir çalışma yaptı. Komisyondaki Aydın DSP milletvekili Dr. Sema Pişkinsüt'le, ANAP Sinop milletvekili Yaşar Topçu çok yararlı katkılarda bulundular.

Başbakan Mesut Yılmaz'ın talimatıyla ‘‘devlet içinde yuvalanmış çeteler’’ konusunda geniş bir araştırma yapan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş -bize kalırsa- hayli önemli gerçekleri ortaya çıkardı. Devleti işletmek isteyenlere, ‘‘İşte suçlar, işte ipuçları ve işte benim bulabildiğim zanlılar’’ dedi.

Ama köpekleri bağlamak (bir başka ifadeyle çarkları işletip sanıkları adaletin huzuruna çıkarmak) hâlâ mümkün olmadı.

Avcı'nın günahı ne idi?

Yasaları çiğneyerek, bildiklerini söylemek...

Biz, başlatılan soruşturma hakkında yasal açıdan bir değerlendirme yapacak değiliz. Esasen böyle bir hakkımız yok, olamaz da!

Ama onun dışında bir nokta var ki, değinmeden geçemeyiz:

Hanefi Avcı'nın söyledikleri yalan diyen çıktı mı?

Çıkmadı!

O kadar çıkmadı ki, tutuklandıktan sonra, hapishanede kendisiyle görüşen Sabri Ergül'e, ‘‘Yeşil denen Allah'ın belası adamın irtibatları belli. Antalya'da evi var. Burada birçok insanla beraber kalıyor. MİT'in kendi adamları da bu evde beraber kalıyor. Ev bir yuva haline dönüşmüş’’ dedikten bir gün sonra polis sözü edilen eve baskın yapınca, bunun da doğru olduğu görülüyor.

Tabii ortada artık ne Yeşil kalmış, ne Kırmızı?

Biz şimdi neyi ispata çalışıyoruz? Hâlâ, doğru söyleyeni dokuz köyden kovduğumuzu mu?













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI