Teknoloji Haberleri

    Darwin doğruyu söylüyor

    PROF. DR. CENGİZ YALÇIN / cenyal1934@hotmail.com
    28.08.2009 - 11:18 | Son Güncelleme:

    Evrimsel biyolojiyi daha genel anlamda evrimselleşmeyi ret eden koyu Hıristiyan sofuların öncülüğünde gündeme oturtulan yaradılış efsanesi ile ilgili tartışmalar ülkemize de taşınmıştır.

    Evren dinamiklerin belirleyicisinin doğa kanunları değil soyut doğaüstü bir güce, yani tanrıya bağlayan yaradılışçılar ile bilimsel tartışma yapmak mümkün değildir. Esasında bilime at gözlükleri ile bakan ülkemizde TV kanalları, sadece ve sadece izleyici sayısını artırmak için bu konuda hiçbir ciddi bilgisi olmayan aktivistlerin saçmalıklarını ekranlara yansıtarak ilgi çekmeyi denemektedirler. Darwin kuramını yani biyolojik evrimselleşmeyi daha genel anlamda evrimselleşmeyi, örneğin kozmolojik evrimselleşme, temel bilimlerin çizdiği çerçeve içinde kalarak tartışılırsa bir anlam taşır. Evrimselleşme bir doğa mantığıdır. Doğa ile gerçeği anlama bağlamında ilişki kurmanın yolu, temel bilimlerden yani fizik, kimya, matematik, biyoloji ve fizyolojiden geçer. Bu konuda yeterli bilgisi olmadığı belli olan ekran yöneticisi, çok önemli bir keşif yapmış gibi,  âlimane bir tavır içinde, termodinamiğin ikinci kanunu evrimselle/images/100/0x0/55ea38aff018fbb8f8723cc2şmeye müsaade etmez gibi, saçmalıklar ile izleyicilerin kafasını karıştırmakla ne kazanabilir.

    Şimdi popüler kültür problemlerini bırakıp bilimsel konulara odaklanalım. Nasıl maddeyi oluşturan en küçük birim kuarklar ve elektron gibi kütle taşıyan temel parçacıklar ise, canlıyı da hücreler oluşur. Evrimselleşme hücrede başlar. Hücre Zar ile çevrelenmiş içinde plazma ve çekirdek bulunan bir sistemdir. Çekirdeğin içinde kalıtım bilgilerinin depolandığı kromozomlar bulunur. Kromozomları da DNA Molekülleri oluşturur. Şekil-1’de hücre yapısı gösterilmiştir.

    Evrimselleşmenin tüm bilgisi, yani biyolojik şifreyi, kromozomları oluşturan DNA molekülleri yazar. Canlılığı Temel birimi DNA molekülü 1953 yılında Francis Crick ve James Watson tarafından keşfedilmiş ve Nobel ile ödüllendirilmiştir. Molekül çift helis şeklinde olup A=Adenine, G=Guanine, T=Tymine, C=Cytosine ile gösterilen temel kimyasallardan meydana gelir. Kimyasallar helisin merdiven basamağına benzeyen parçalarını oluşturur (Şekil-1).

    Her basamak kimyasalların ikişer ikişer birleşmesi ile meydana gelir. Bu birleşmelerde bir kural vardır. A sadece T’ile A-T veya T-A;G sadece C’ile G-C veya C-G şeklinde birleşirler. Helisin basamakları A-T, T-A, C-G, G-C sıralarına göre birleşmelerinden oluşur. Burada amaç genetik dersi vermek değil, kalıtımın canlılarda bir kuşaktan diğerine nasıl aktarıldığını herkesin anlayabileceği bir dil ile aktarmaktır. Bu dört kimyasalın sıralanışı kaylım bilgisini kotlar. Nasıl DNA çocuğun babasının kim olduğunu kesin olarak saptayabiliyorsa, canlının tüm biyolojik özelliklerini aynı kesinlik ile saptar. DNA analizleri o kadar gelişmiştir ki ilerde hangi hastalığa tutulacağınızı dahi tespit edebilmektedir. Bu nedenle Sigorta şirketleri hayat sigortası için DNA testi yaptırmayı zorunluluk haline getirmişlerdir. İnsan tüm DNA bilgisi (Human Genome) 3,1milyar basamağın sıralanması ile oluşturulur. Günümüz biyoteknolojisi bu sıralamayı yapmakta zorlanmamaktadır. Riboz, A, C, T. G ile temsil edilen kimyasalların bağlandığı biyolojik malzemedir. Şekil-2 DNA merdivenlerini oluşturan kimyasalların sıralanışı gösterilmiştir.

    Darwin doğruyu söylüyor
      Şekil -2 DNA yapısı

    Hücre kendi neslini sürdürme şansı tanıyan küçük büyük tüm değişim bilgilerini kendisinden sonra gelen kuşaklara,  yeniden üretmekte olduğu hücrelere mRNA oluşturarak İletir. Hücre tüm fizyolojik faaliyetlerini DNA ve mRNA Molekülleri ile yürütür. Şekil-3’de hücrenin Protein üretimi gösterilmiştir. Hücre canlı için temel gereksinim olan proteinleri üretir. Şimdi bir DNA molekülü biyolojik bilgiyi kuşaklar arasında nasıl taşır çok basit olarak aktarmaya çalışalım. Canlılık esasında bir biyokimyasal olaydır. Hücre içinde ve dışında meydana gelen tüm olayların temelinde biyo-kimya kanunları taşır. A-T,T-A;G-C,C-G çiftlerinin sırlanışı, yani biyolojik şifre, biyolojik bilgi içerir bu bilgi şekil-3 de gösterilen mekanizma ile yeni oluşan hücrelere aktarılır. Bu kodlamayı kullanarak, biyolojik olsun veya olmasın, her türlü bilgiyi aktarmak mümkündür.

    Genetik kotları kullanarak mektup bile yazabilirsiniz. Daha fazla bilgi almak için buradaki makaleyi okuyunuz.

    Darwin doğruyu söylüyor

    Şekil 3 Kalıtım bilgisinin aktarım mekanizması

    Gerekli sandığım bilgileri verdikten sonra esas konumuza girelim. Acaba canlılık bir evrimselleşme geçirmiş midir? Tüm canlıların ortak bir geçmişi var mıdır; yoksa her canlı göründüğü gibi mi yaratılmıştır? Yani Darwin kuramına genetik ve bilgi teknolojileri açısından bakalım.

    İnsan genetik yapısını örneğin memeli hayvanların genetik yapısı ile karşılaştırıldığında çok sayıda ortak özelliklerin olduğu görülür. İnanmayanlar bilimsel literatüre bakabilirler. Bu ortak özellikler, ne kadar kızarsanız kızınız, canlılığın ortak bir geçmişi paylaştığının kanıtıdır. Şekil-4’de çok çarpıcı iki kromozom yapısı verilmiştir.

    Darwin doğruyu söylüyor
    Şekil 4 İnsan ve şempanze kromozom yapısının karşılaştırılması

    Görüldüğü gibi insan ve şempanze kromozom yapıları arasında şaşılacak bir benzerlik vardır. İnsanı evrimselleşme sürecinin tepesine yerleştirileniz,  en yakın kromozom yapısına şempanzelerin sahip olduğu görürsünüz. İnsan genetik deseni 23 şempanze genetik deseni 24 çift kromozom içerir. Orangutan kromozom sayısı da 24 dür ve genetik deseni şempanzeye benzer. Bu hiçbir zaman insanın evrimselleşerek şempanzeden türediği anlamına gelmez; sadece insan ve şempanzenin ortak bir genetik geçmişi olduğunu gösterir. İnsanın genetik yapısında bulunan bazı elementler sürüngenlerde bile vardır. Bu bulgu insana hakaret içermez. Gerçeğin kendisidir.

    Bilimsel tartışmalara akıl ve gözlem dışı renkler ile bakmak insanların, özellikle gençlerin, bilime bakış açısını negatif yönde etkiler. Bir ülkenin geleceği siyasi bütünlüğünü ekonomik bağımsızlığını koruyabilmesi bilimsel olması ile orantılıdır. Toplumu bilimden uzaklaştırmak, bilme şüphe ile bakmasını sağlayıp efsanelere ve hurafelere inandırmaya çalışmak bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Şimdilerde ülkemizde sergilenen budur.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı