Gündem Haberleri

    Darwin 7’nin 20 bin beyin hücresi var

    Hikmet B. Çağlayan
    12.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Tıpkı bizim gibi düşünen bir robot yarattılar ve bıraktılar dünyayı keşfetsin diye. Bakalım bundan sonra ne olacak? Darwin gibi robotlar, yapay zeka ile ilgili gelişmelere bütünüyle yeni bir yaklaşım kazandıracak ve canlı beyinlerin kopyalanması ile akıllı makineler yaratılmış olacak.

    Hatta şimdiden kimi gruplar anatomik olarak gerçek, ama yapay silikon beyinler inşa etmek için kullanılacak mikroçipler tasarlamaya bile başladılar.

    Tıpkı bir çocuk gibi döşemeye yayılmış küplerin etrafında dolaşıyor, eline alıyor, ağzına götürüyor. Öğrenmeye, keşfetmeye aç, sürekli olarak yeni deneyimler kazanıyor. Keşfi daha çok güdüleri ile yapıyor. Parlak cisimlere doğru hamle yapıyor, tatmak istiyor, dokunuyor, sert mi yumuşak mı, sıcak mı, soğuk mu anlamaya çalışıyor...

    Bulunduğu yer, ABD’de Kaliforniya’daki Neuroscience Enstitüsü. Çocuk gibi davranan yaratık ise "Darwin 7" adlı robot. Darwin 7’nin 20 bin beyin hücresi var. Enstitüde Darwin 7’nin hareket ve davranışları izlenerek 18 aylık bir bebeğin yeteneklerinin ölçülmesine çalışılıyor.

    BEYİN KOPYALAMA

    Darwin’in sahip olduğu yeteneklerin anahtarı beyni. Daha doğrusu fare ve maymun beyinlerinin bileşiminin bir bilgisayar programına kodlanmış hali.

    Darwin 7, Jeff Krichmar ve ekibi tarafından insan beyninin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için yaratılan bir seri robotun dördüncüsü. Darwin’in ilk üç versiyonu gerçek bir robot bedenine sahip değildi. Darwin 7’de ise o, yeni bir şeyler keşfettikçe ve öğrendikçe beyin sinirlerinde meydana gelen değişimler kayıt altına alınıyor.

    Böylece gerçek beynin nasıl çalıştığına ilişkin nörobilimcilerin teorilerinin doğru olup olmadığı tespit edilebiliyor. Krichmar bu durumu "Gerçek beyinde asla böyle bir test yapmak mümkün değil’’ diye açıklıyor.

    Bazı araştırmacılar hatta ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri birimi bile, Darwin gibi robotların yapay zeka ile ilgili gelişmelere bütünüyle yeni bir yaklaşım kazandıracağını belirtiyor.

    Diğer bir deyişle, canlı beyinlerin kopyalanması ile akıllı makineler yaratılmış olacak.

    Hatta şimdiden, kimi gruplar anatomik olarak gerçek ama yapay silikon beyinler inşa etmek için kullanılacak mikroçipler tasarlamaya bile başladılar.

    YENİ GÖREVLER

    Gerçekleştirilmesi istenen hayal ise, bu yeni beyinlerin silikon ve çelikten robot gövdelere yerleştirilerek günümüzün yapay zeka teknolojisinin bir adım ötesine geçmek. Bu robotlar, keşfetme ve öğrenme süreçlerinde etraflarını ve çevreyi de tanıma fırsatı bulacak ve sürekli olarak değişim gösteren gerçek dünyaya adapte olarak yaşayabilme yeteneğini geliştirecek. Çocukların okula götürülmesi gibi insanın günlük rutinlerine yardımcı olmanın yanısıra, Mars’ı ve diğer gezegenlerdeki yeni keşifler ya da nükleer atıkların kaldırılması gibi konularda da hiçbir insan müdahalesi olmaksızın işlerini yapacaklar. Michigan Devlet Üniversitesi robot geliştirme uzmanı Juyang Weng’e göre, yapılması gereken tek şey "onlara tüm bu işlerin nasıl yapılacağını öğretmek".

    Ancak önemli bir sorun var. Sistemin işlemesi, beyin nöronlarını taklit etmeye ve onların birbirine nasıl bağlandığının yollarını bulmaya bağlı. Ve ne yazık ki, insan beyni henüz tam olarak keşfedilmiş değil.

    Yine de bu durum, bilgisayar mühendislerinin beynin fonksiyonlarını taklit etme heveslerini kırmadı. Bundan uzun yıllar önce 1943’de ABD’de Illinois Üniversitesi’nden Warren McCullough ve Walter Pitts, suni nöron ağları oluşturarak bilgisayarlaştırma fikrini ortaya attı. Son yıllara kadar çalışmalar bu ilk tohumlar ışığında gerçekleştirildi, belli ölçüde yapay zekalar ortaya çıkartılabildi.

    REKABET ZORLUĞU

    Son birkaç yıl içinde ise, nörobilimciler ve yapay zeka üzerine araştırma yapanlar, daha yakın ve ortak çalışma kararı aldılar. Bu karar araştırmaları bir anda hızlandırdı. Şimdi ilk kez dünyada farklı araştırma grupları hem beynin yapısını hem de nasıl çalıştığını beraber ele alıyor.

    Reading Üniversitesi Sibernetik profesörlerinden Kevin Warwick, "Tüm beden parçalarının kontrolünü sağlayacak beynin üretilmesi için yıllar gerekiyor ama bu imkansız değil. Aslında, beynin hareketlerini kontrol eden motor bölümü, kavrayabildiğimiz bir olgu. Asıl zor olan insan beyninin bütününü çözümleyebilmek" diyor.

    Yaygın bir görüşe göre bilgisayarlar ve robotlar hiçbir zaman insanoğlunun yaratıcılığına ve duygularına sahip klonlanmış ikizleri olmayacaklar. Ancak yakın gelecekte iyice günlük yaşamın içine girecek olan, asla yorulmayan, şikayet etmeyen, kapris yapmayan, motivasyonlarını kaybetmeyen, yükselme hırsı ve unvan tutkusu olmayan en pratik özelliği "power’’düğmesi kapatılınca işlerine son verilmiş olan makinelerle insan nereye kadar rekabet edebilir?

    Bu da başka bir soru...

    KİM HANGİ TÜR ROBOTUN PEŞİNDE?

    Tokyo Üniversitesi robot çalışmalarının yürütüldüğü önemli üniversitelerden birisi. Bu üniversitede 1994 yılından beri bir robot projesi üzerine çalışılıyor. Projenin ilk aşamasının amacı, insanlar için zor ve tehlikeli olan işleri yapabilecek, uzaktan kumanda ile çalışacak bir robot üretmekti ve Centaur adlı robot bu proje sonunda üretildi. Şu an Saika isminde, insan benzeri bir robot yapma çalışmaları halen devam ediyor. Projedeki kimi bilim adamları ise Saika’nın yapay derisi üzerinde çalışıyor.

    Robotlara yönelik bir başka proje de Londra’da yürütülüyor; Shadow (Gölge) Projesi. Proje ekibinin amacı, yalnızca kurumların değil aynen araba ya da bilgisayar gibi kişilerin de satın alabileceği çok amaçlı bir robot üretebilmek. Amerika’da MIT (Massachutes Institute of Technology) Yapay Zeka Laboratuvarı’ndaki araştırmacılar 1993 yılından beri Cog (İngilizce cognition sözcüğünden kavramak-bilmek anlamına gelen) adlı bir robot üzerinde çalışıyorlar.

    Cog, insan biçiminde tasarlanıyor. Bunun nedeni, insanların bu sayede robotla daha rahat, daha doğal bir iletişim kurabilmeleri. Cog, duyduklarıyla gördükleri arasında ilişki kurarak öğrenmesini sağlayan bir sinir ağları düzeneğine sahip. O da insanlar gibi deneyimlerden öğrenebiliyor. Ayrıca karşısındaki insanın mimiklerini algılayıp yorumlamaya yönelik bazı bilgisayar programları üzerinde de çalışılıyor.

    YAPAY ZEKANIN TARİHİ

    1956Yapay zeka konusunda düzenlenmiş ilk konferans olan Dartmouth Konferansı’nda, John McCarthy "yapay zeka" terimini ilk kez kullandı.

    1957Newell, Shaw ve Simon "General Problem Solver" isimli programı yazdılar.

    1958MIT’den John McCarthy, LISP dilini yarattı.

    1961James Slagle, LISP’i kullanarak matematik problemlerini çözebilen "Saint"i yazdı.

    1962İlk endüstriyel robot şirketi Unimation kuruldu.

    1963MIT’den Thomas Evans, IQ testlerindeki soruları çözebilen "Analogy" isimli programı yazdı. Edward A. Feigenbaum ve Julian Feldman yapay zeka konusundaki makalelerin ilki olan "Bilgisayarlar ve Düşünce"yi yayınladı.

    1964Danny Bobrow’un MIT’de yaptığı araştırma sonuçları, bilgisayarların basit matematik problemlerini çözebilecek derecede "anlayabildiklerini" gösterdi.

    1965Joseph Weizenbaum, İngilizce herhangi bir konu ile ilgili sohbet edebilen, etkileşimli program "Eliza"yı yarattı.

    1968Marvin Minsky ve Seymour Pappert, sinir ağlarının sınırları konusunda bir makale yayınladı.

    1969Yapay zeka konusunda ilk uluslararası konferans düzenlendi.

    1971MIT’den Terry Winograd’ın geliştirdiği robot kol, İngilizce söylenen komutları yerine getirebildi.

    1975Meta-Dendral isimli öğrenme yeteneğine sahip programın bulduğu kütle spektrumu sonuçları, bir bilgisayar tarafından bulunan sonuçların bilimsel dergilerde yayınlanmasının ilk örneği oldu.

    1978Herb Simon, yapay zeka alanındaki önemli adımlardan biri olan "sınırlı rasyonalite" teorisiyle Nobel Ödülü’nü kazandı.

    1980Uzman sistemler, ticari alanlarda kullanılmaya başladı. Amerika Yapay Zeka Derneği, ilk ulusal yapay zeka konferansını gerçekleştirdi.

    1984Yapay sinir ağları yaklaşımı ortaya çıktı.

    1985Harold Cohen, bilgisayarda çizim yapmayı sağlayan "Aaron" isimli programı geliştirdi.

    1987Marvin Minsky, zihnin teorik tanımlamasını yapan "Toplumun Zihni" isimli kitabı yayımladı.

    1997"Deep Blue" isimli satranç programı oldukça geniş bir kitlenin izlediği maçta dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov’u yendi.

    1998İnternet’in yaygınlaşması ile yapay zeka tabanlı birçok program geniş kitlelere ulaştı.

    2000Oyuncak robotlar piyasaya sürüldü.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı