Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dargınlar ve efeler

Zeynep ATİKKAN

Oportünizm karambolünün şahikasıydı küsküsler hareketi. İlerde yeni oportünizm örnekleri yaratmak için küskünler şimdilik arazi oldular. Hürriyet'in dünkü birinci sayfasında çil yavrusu gibi dağıldıkları yazıyordu.

Oportünizmin doğasıdır ürkeklik.

Öyle olmadı mı?

Zil çalınca direnç filan kalmadı.

Önceki gün Kocaeli'nde sürdürdüğüm seçim çalışmaları sırasında Fazilet Partisi'nin belediye başkan adayı Necati Çelik, ‘küskünler hareketinin büyük bir demokratik eylem olduğunu’ söylüyordu. Çelik'e göre insanları kişiliksizleştiren sisteme karşı büyük bir isyandı bu. Nasrettin Hoca'nın göle maya çalması gibi ‘ya tutarsa hareketiydi’.

Göle maya çalmak gibi algılanan ‘büyük demokratik eylem’ hak ettiği yeri buldu. Bütün konjonktürel eylemler gibi, bütün ilkesiz hareketler gibi. Bunun arkasına sığınıp demokrasi önderliği yapmak da hiç inandırıcı olmuyor.

İlkeler ve büyük siyasi hareketler ancak birşeyleri kaybetmeye hazır olan insanlarla gelişir.

Dargın zevat, uyarı gelince yok oluvermiş.

Demek istediğim toplum, küskünlerin bu büyük ‘demokrasi mücadelesi’nden mahrum kalabilir ve de fazla bir kaybı olmaz.

* * *

Küskünler, göle maya çalmaya başladığı günlerde bu hareketin, merkez sağdaki demode reflekslerin ürünü olduğunu yazmıştım. Hareketin güç kazanması halinde bazı ANAP'lı ve DYP'lilerin göle atlayabileceğini söylemiştim.

Merkez sağ partilerin taşra örgütlerinde geçirdiğim birkaç saatten sonra bu görüşümün sağlamasını yapma olanağını buldum.

Ve gördüm ki merkez sağ denilen ‘siyasi kulüp’te küskünler sohbeti, seçim hedeflerinden, yerel yönetimlerde gerçekleştirilecek projelerden daha önemli.

Zaten adayların önemli bölümü ANAP-DYP arasında sürekli yatay geçiş halinde olmuş figürler. Yani biri Mesut Yılmaz'a kızmış Çiller'le barışmış. Bir diğeri, Çiller'e gücenmiş Yılmaz'ın saflarına katılmış.

Bunların hepsi demokrasi ve de hizmet adına.

Sonra konuşmalar devam ediyor, küskünler, göle maya çalmaya karar verdiklerinde bazı eski küskünleri de aramışlar. Telefonlar durmamış. Sizleri de aramızda görmek istiyoruz demişler. Sanıyorum, eski küskünler yeni küskünlere ‘Dün aklınız neredeydi’ diye sitem etmişler. Onlar da ‘Ne yapalım biz ettik sen eyleme abi’ demişler. Çünkü dünkü küskünler ‘Lidere bayrak açalım teklifini getirdiklerinde, bugünkü küskünler ürkmüşler. O tasfiye oluyor, biz de oluruz’ diye düşünmüşler.

Bu korkunç kakafoniyi bir pazar günü başınızı ağrıtmak için değil merkez sağın büyük demokrasi mücadelesinin inceliklerini sergilemek için yazıyorum.

Küskünlerin, dargınların ve de barışıkların durumu bu. Daha fazla ayrıntıya gerek var mı?

* * *

Merkez sağ kulübünün liderlerinden Mesut Yılmaz, gölbaşındaki küskünleri uyaran Genel Kurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu'nu alkışlamış; ‘Biz söyleyince inanmıyorlar. Paşa söyleyince inanırlar. Genel Kurmay’ın üslubu eskiye göre daha olumlu' diyerek.

Küskün olmayanların da üslubu bu.

Genel Kurmay'ın her demecinden sonra bir alkış, bir methiye. Ve de üslup eskiye göre daha iyi daha kötü diye sözüm ona hafif bir sivil tepki.

Bu da küskün olmayanların demokratik hareketi!

Ne diyelim ki?



X