Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Darbeye hazırlık

Serdar TURGUT

Türkiye'de 40 yaşını aşan kuşak bugün bir araya gelip fotoğraf çektirse, Freud Enstitüsü bunların fotoğrafını duvarına asar.

Ve altına yazdığı yazıda da ‘‘İşte Sigmund Freud'un tüm teorilerinin doğru olduğunu istemeden de olsa ispat eden örnekler topluluğu’’ der.

Biraz kabaca özetlemek gerekirse Freud geçmişimizdeki travmaların bilinçaltımıza yerleşip bugünümüzü belirlediğini söylemişti.

Benim kuşak ise travmaların babalarını yaşadı çünkü biz bildiğiniz gibi bu memleketin birer evladıyız.

Biz 1960 yılından bu yana yedi hepatit A, 20 hepatit B, dört kolera salgını, yılda bir kereden hesaplanınca 10 adet ‘yerli mallarını koruma haftası’, her yıl bir kereden hesaplanınca 38 adet Kıbrıs krizi, yine aynı yöntemle hesaplanan 38 adet kimlik krizi ve de tabii ki tam tamına üç adet askeri darbe atlattık.

Açıkça söyleyeyim bunlardan bizde en çok travmatik iz bırakan şey darbeler olmuştur.

Çünkü diyelim ki kolera oldunuz. Ne olup biteceği bellidir. Darbede ise yarın ne olacağı bilinemez. Devamlı kuşku zaten pek de normal olamayan ruh halimize binlerce darbe vurmuştur, buna inanın.

***

İşte bu nedenle son ‘darbe tehlikesi’ tartışmasının çıkması bile adım gibi biliyorum bazı hane birimlerinde sosyal ve psikolojik krizler yaratmıştır.

Hatta daha şimdiden hapishaneye hazırlık olsun diye evinin bahçesine çıkıp, volta egzersizleri bile yapanlar olduğunu biliyorum.

Yeri gelmişken, bizim evin bahçesinin bulunmaması beni çok üzmekte, bunu da bilin.

Tabii üç adet darbe atlatmış bir vatandaş olarak ben de elimde olmadan hazırlıklara başladım.

Gerçi komutanlara soru soran muhabir arkadaşlarımız ‘‘Darbe yok’’ yanıtını alıyorlar ama ne yanıt almayı bekliyorlardı ki yani, ‘‘Evet 12 Nisat akşamı saat 23.00'te darbenin ilk işareti verilecek. Harekât sabaha karşı 3.00 sularında tamamlanacak’’ mı diyeceklerdi?

Ben ne olur ne olmaz diye tedbirlerimi alıyorum, haberiniz olsun.

Belki size de yardımcı olur diye bunları aynen aktaracağım.

***

1- Eve soba aldık. Komşular doğal gaza rağmen soba almamızı kınadılar. Ancak onların hayattan haberleri yok. Yasak yayın yakılmasında soba kadar etkili ve dikkat çekmeyen bir alet bugüne kadar keşfedilmedi. Ben bir keresinde Lenin'in toplu eserlerini sobada yakmıştım, evimiz öylesine ısındı ki tam beş gün boyunca sobayı tekrar tutuşturmak gerekmedi. Hem sonra sobada közlenen kestanenin tadına da doyum olmaz.

2- Gerçi şu anda bizim evde benim görebildiğim kadar yasak yayın filan yok. Sadece ‘Maymunu Tokatlamak’ ve ‘Serdaramus’ adlı iki müstehcen kitap var ama onlar da yasaklanır mı bilemiyorum. Ama yine de tedbiri elden bırakmamak gerekir. Çünkü neyin yasak sayılacağı sürpriz kararlarla açıklanıyor. Bu nedenle sobayı da sürekli yanar halde tutmak lazım. Kulak radyoda bekleyeceğiz artık. Yeni yasaklar çıkar çıkmaz ateşi besleriz.

***

3- Ben Yavuz Gökmen'in birkaç yazısını beğenerek kesip saklamıştım. Bunları tartışmalar başlar başlamaz hemen yaktım. Onları sakladığım dosyaya ise Hürriyet'ten başka yazarların yazılarını kesip koydum. Ev arandığı zaman gerekli sosyal inançlara sahip, düzgün bir vatandaş olduğum izlenimini vermek için yaptım bunu. Yanlış anlaşılmasın başka gazetelerde de bol miktarda var o yazarlardan ama ben Hürriyet yazarlarını seçmek zorundaydım. Çünkü Ertuğrul Özkök, her konuda bizim Hürriyet'i tercih etmemizi istiyor. Bu konuda bir fanatik bile sayılabilir. Kazara o yetkililerden önce eve misafirliğe gelip de başka gazetelerden yazarların yazılarını kestiğimi görseydi yanardım valla. Hapse düşmek bile onun konuşmasını dinlemekten daha çekici geliyor bana.

***

4- Çeşitli itiraflar kaleme aldım. Bir ifademde Türkiye'ye komünizmi getirmek isteyenin aslında ben olduğumu itiraf ettim. Bir diğerinde nasyonal sosyalist olduğumu ısrarla vurguluyarak, sadece başlığını okuyacaklarını tahmin ettiğim için ‘Beyaz Türkler’ yazımı dosyama delil olarak koydum. Diğer bir yazımda ise Türkiye'ye şeriat rejimi getirmek isteyenin de ben olduğumu söyledim. Bu konuda delil bulamadım ama eminim yetkililer bu eksikliği hemen giderirler de ben onları da imzalarım ve dosyama konulmasını sağlarım. Son olarak bir de demokrat olduğumu itiraf eden bir yazı yazdım, bilmem artık ona ihtiyaç olur mu? Her olası suçu göz önüne alarak hazırlıklı olmak gerekiyor, çünkü ben işkenceye filan dayanamam. Sır verip ser vermeyen yiğit olarak her şeyi baştan itiraf edeyim ki beni dövmek için zaman harcamasınlar istedim.

5- Sorarlarsa sonuna kadar bilemeyeceğim için 10'uncu Yıl Marşı'nı ezberlemeye başladım. Bunu gerekli heyecanla sonuna kadar söyleyebildiğim takdirde bazı teknik sorunların daha kolaylıkla atlatılabileceğini sanıyorum. Ama tabii yanılıyor da olabilirim. Bakalım göreceğiz...













X