Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Darbe, yapana da yâr olmaz

Oktay EKŞİ

Durup dururken ortalığı saran ‘‘darbe’’ söylentileri, nihayet yüksek rütbeli bir komutanın bugünkü Hürriyet'te okuyacağınız tepkisine yol açtı.

Komutan gayet açık bir dille, ‘‘darbe’’ tartışmalarının ordunun üst kademelerinde ‘‘hayretle’’ izlendiğini söylemiş.

Şöyle devam etmiş komutan:

‘‘Bizim ağzımızdan tek kelime çıkmıyor. Ama birileri bir Frankeştayn yaratıyor, sonra herkes ona taş atmaya başlıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde kimsenin aklında darbe yok. Darbe olmadığı gibi, bu kelimeyi telaffuz eden tek kimse yok. Aramızdaki konuşmalarda bile böyle bir konu geçmiyor.’’

Doğrusu rahatlatıcı sözler bunlar. Ama bunlar olmasa bile, Türkiye'nin bugünkü ortamında bir ‘‘darbe’’nin söz konusu olması ve bunun -velev ki yapılmak istendi diyelim- başarıya ulaşması ancak aşırı derecede hayalcilerin bel bağlayacağı bir ihtimaldir.

İhtimal dünkü gazeteleri görmüşsünüzdür:

Siyaset dünyasından bir tek isim bile böyle bir ihtimale sıcak bakmıyor.

Dahası:

Gazeteleri tek tek tarayın. Bir tek yazarın bile ‘‘darbe’’ fikrine -yahut söylentisine- sempati ile bakmadığını görürsünüz.

Neden?

Kamuoyu herhangi bir ‘‘darbe’’ için ortada inandırıcı hiçbir neden olmadığı düşüncesindedir de ondan!

Diyeceksiniz ki, ‘‘mesele sadece kamuoyunun bu ihtiyaca inanmasını sağlamaksa, onun yolu var!’’

Gerçekten biz 12 Mart 1971 askeri müdahalesi öncesinde ve 12 Eylül 1980 harekâtından önceki günlerde, ‘‘havayı hazırlamak’’ için neler yapıldığını anımsarız.

Unutanlar için, 12 Mart öncesinde Karaköy'de demirli bulunan Marmara vapuruna yapılan sabotajı, 12 Eylül öncesinde de Nihat Erim'e, Kemal Türkler'e yapılan suikastlardan sonra artık bir ailenin tüm bireylerini öldürme aşamasına ulaşıldığını ve her nedense bu olayların faillerinin sivil yönetim döneminde hiçbir zaman bulunamadığını anımsatsak yeter.

Demek istediğimiz açık:

Bir kere ‘‘darbe’’ yapmaya karar veren kesim onun gerekçesini oluşturacak şeyleri de ihmal etmez. Bu yolla kamuoyunu olgunlaştırır, eylem planını sonra uygular.

Ama Türkiye gibi ‘‘darbe’’den bıkmış, üstelik demokrasinin en kötü modelinin bile ‘‘darbe’’ yönetiminden daha iyi olduğunu yaşamış bir ülkede güçlü ihtimal, bu hikayenin ‘‘başarı’’ ile değil ‘‘hüzün ve pişmanlıkla’’ biteceğidir.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI