Gündem Haberleri

    Danıştay'dan uyarı: 'Sokakta türban' tartışmaları hukuka aykırı

    ANKA
    13.02.2006 - 15:58 | Son Güncelleme:

    Türban tartışmalarından rahatsız olan Danıştay uyardı: Yargı süreci devam ediyor. Açıklama yapmak hukuka aykırı.

    Danıştay Başkanlığı, türbanlı anaokulu öğretmeniyle ilgili Danıştay kararına siyasetçilerden gelen tepkilerle ilgili bir "Duyuru" yayımladı.

    Danıştay Başkanlar Kurulu, Danıştay 2. Dairesi'nin kararının ardından yapılan açıklamalar ve eleştirileri eğerlendirmek üzere Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya'nın başkanlığında toplandı. Toplantının ardından “Kamuoyuna Duyuru” başlığı ile Danıştay Başkanlığı adına iki sayfalık yazılı açıklama yapıldı.

    Açıklamada, “Birkaç gündür yapılan açıklamalar, kesinleşmiş yargı kararının irdelenmesi veya eleştirilmesi sınırlarını kat kat aşan, yargıyı siyasi bir rakipmiş gibi algılayan ve adeta yargı ile yürütmeyi karşı karşıya getirmeyi hedefleyen demokratik ve laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde bugüne kadar alışılmamış talihsiz açıklamalardır” denildi.

    ANAYASA'YA AYKIRI

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 8. maddesinin, yürütme yetkisi ve görevinin Anayasa'ya ve kanunlara uygun olarak kullanılacağını ve yerine getirileceğini belirlediği ifade edilen açıklamada, 9. maddede yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağının hüküm altına alındığı kaydedildi. Açıklamada, şöyle denildi:

    “Anayasa, TBMM üyelerinin yasama dokunulmazlığını 83. maddesinde Anayasal güvence altına alarak, milletvekillerini Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis'te ileri sürdükleri düşüncelerden ve Meclis'ce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutmazken, bu durumda 138. madde ile yine Anayasal bir istisna getirmekte ve görülmekte olan bir dava hakkında yasama Meclisi'nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili bir soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağını hükme bağlamaktadır.

    DANIŞTAY RENCİDE EDİLİYOR

    Her türlü dokunulmazlığın ve ifade özgürlüğünün en üst düzeyde var olduğu Yasama Meclisimiz'de dahi 'soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz' şeklindeki hükümlerle Anayasal koruma altına alınan mahkemelerin bağımsızlığı kavramını hiçe sayan mahiyette ve Danıştay'ın manevi şahsiyetini rencide eden bu açıklamaları, Anayasa hükümleri karşısında tasvip etmek ve yargı bağımsızlığı ile bağdaştırmak mümkün değildir.

    Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü, Anayasa'nın 11. maddesinde 'Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kurumları ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz' şeklinde ifade edilmiştir.

    DEMOKRATİK TEPKİ SINIRI AŞILIYOR

    Anayasa, başlangıç metninde 'Kuvvetler ayrımının, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğunu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğunu' açıklarken, yasama, yürütme ve yargı ayrımını yapmakta ve yargıya 'bağımsız' demektedir.

    Bu, tüm dünyada bugün için erişilen en son ve en demokratik nokta olup; Türkiye Cumhuriyeti de çağdaş bir hukuk devleti olarak tam bu konumda bulunmaktadır.”

    Danıştay Başkanlığı, Danıştay 2. Dairesi'nin bir öğretmen hakkındaki kararıyla ilgili olarak, “İşlemi tesis eden, davacının ilk aşamada lehine verilen kararı kabul etmeyerek temyiz eden ve temyizden feragat etmeyerek uyuşmazlığı sürdüren idarenin, işleminin ve temyiz başvurusunun yargı yerince hukuka uygun bulunarak, kabul edilmesi üzerine gösterdiği tepkiyi bir hukuk devletinde anlamak ve demokratik bir tepki olarak nitelendirmek mümkün değildir” dedi.

    YARGILAMA SÜRECİ SÜRÜYOR

    Danıştay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Anayasa'nın 125. maddesinin, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu hükme bağladığı ve yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı bulunduğu vurgulandı.

    İdari yargının, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluk denetimi için kurulduğuna ve yargı sürecinin uzun bir süreç olduğuna işaret edilen açıklamada, şöyle devam edildi: “Yapılan açıklamalara dayanak alınan yargı kararında da yargılama süreci henüz bitmemiştir.

    Göz ardı edilmemesi gereken husus, burada idarece tesis edilen bir işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği ve bu aşamada (temyiz aşamasında) Danıştay tarafından, idarenin işleminin hukuka uygun bulunduğudur.

    Dava konusu idari işlemi idare tesis etmiştir ve bu işlemi hukuka aykırı bularak iptal eden idare mahkemesi kararının, Danıştay tarafından temyizen incelenerek bozulmasını da idare talep etmiştir.

    Diğer bir anlatımla idare, tesis etmiş olduğu işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak, mahkeme kararının bozulmasını Danıştay'dan istemiştir ve Danıştay da bu aşamada idareyi haklı bularak mahkeme kararını bozmuştur.

    Anayasa'ya göre, idare bir bütündür ve idarede devamlılık esastır. İşlemi tesis eden, davacının ilk aşamada lehine verilen kararı kabul etmeyerek temyiz eden ve temyizden feragat etmeyerek uyuşmazlığı sürdüren idarenin, işleminin ve temyiz başvurusunun yargı yerince hukuka uygun bulunarak kabul edilmesi üzerine gösterdiği tepkiyi bir hukuk devletinde anlamak ve demokratik bir tepki olarak nitelendirmek mümkün değildir.

    Yargı süreci devam eden bir uyuşmazlıkta, diğer bir ifadeyle 'görülmekte olan bir dava hakkında' değil siyasi bir toplantıda veya basın açıklamasında, her türlü düşüncenin açıklanmasının güvence altına alındığı Yasama Meclisi'nde dahi, herhangi bir beyanda bulunmasını yasaklayan Anayasanın 138. maddesi hükmü karşısında, yapılan açıklamaları hukuka uygun bulmadığımızı; kamuoyunun bilgisine saygı ile sunarız.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı