Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Daniel ‘‘Con’’-Bendit

    Hürriyet Haber
    23.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Vallahi merak ediyorum: Bile bile, kışkırtmak için mi yapıyorlar acaba?Kıbrıs sorunuyla ilgilenen bir kurumun, bir kimsenin, 1959 tarihli ve üç devlet (Türkiye, İngiltere ve Yunanistan) tarafından imzalanan Londra anlaşmasından habersiz olması mümkün müdür? Londra anlaşmasından sonra, 16 Ağustos 1960'ta Kıbrıs bu üç devletin garantörlüğü altında bağımsız cumhuriyet oldu. Şu anda Kıbrıs'ta bulunan Türk ve Yunan alayları meşruiyetlerini bu anlaşmadan almaktadır. Ve bu anlaşmaya göre, Kıbrıs imza sahibi üç devletin üye olmadığı hiçbir kuruluşa üye olamaz. Avrupa Birliği'ne İngiltere ve Yunanistan şu anda üye... Ama, Türkiye Avrupa Birliği'ne üye olmadan (ikiye bölünmüş) Kıbrıs'ın (Rum kesiminin) kendi başına AB'ye üye olamaması gerekir.Londra anlaşması bir uluslararası anlaşma ise ve geçerliyse (ki geçerlidir) durum böyle. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği başta olmak üzere her devlet ve kuruluşun 1959 yılında imzalanan bu anlaşmaya saygı göstermesi gerekir.Bu bir!*Lozan Antlaşması'na göre Türkiye'de azınlık statüsüne sahip olanlar bellidir: Hıristiyanlar ve Museviler. Müslüman Kürtler azınlık statüsüne sahip değildir.Bu iki!*Durum böyleyken, Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı ünlü Daniel Con-Bendit 'Kıbrıs'ta çözüm yoksa üyelik de yok!' diyor. Siz Kıbrıs Rum yönetiminin yerinde olsanız ne yaparsınız, herhangi bir çözüm için parmağınızı oynatır mısınız? Nasıl olsa kendi üyeliği çantada keklik. Türkiye üye olmak istiyorsa taviz vermek zorunda.Daniel Con-Bendit Efendi hızını alamıyor ve 'Biz Kıbrıs'ın bir bütün olarak 2004'e kadar AB'nin üyesi olmasını istiyoruz. Kıbrıs'ın Avrupa ile birleşmesini istiyoruz. AB'nin isteği bu yöndedir' diyor.Daniel Con-Bendit bir egemen devletle böyle konuşulamayacağını bilmiyor mu? Özellikle Türkiye ile? Domuz gibi biliyor ve insanları kışkırtıyor.*Daniel Con-Bendit'in bir küstah tavrına katlanamayan DYP Mersin milletvekili Ayfer Yılmaz, mali yardımlar ve serbest dolaşım konusunda Con-Bendit'ye 'Ortaklık anlaşmasına saygı duymuyorsunuz,' diye uyarmak istiyor. Con-Bendit bu uyarıyı nasıl yanıtlıyor biliyor musunuz ?'Siz de Leyla Zana hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara saygı duymuyorsunuz'.Daniel Con-Bendit tam bir mahalle kabadayısı ağzıyla konuşuyor. Politik yanı ağır basan AİHM'nin verdiği kararlar tartışılabilir, ama uluslararası sözleşmelere uyulmadığı nerede görülmüş. Bunların kafa yapısı böyle. Türkiye bu kafa yapısıyla ya sabırla mücadele edecek ya da lánet okuyup AB kapısını suratlarına çarpacak. Türkiye ikincisini asla yapmamalı. Yapmamalı ama Daniel Con-Bendit gibilerle neyi, nasıl tartışacak?*Dışişleri Bakanı İsmail Cem mücadelenin nasıl yapılacağını açıklıyor:'Açık söyleyeyim AB ile kavga edeceğiz, büyük bir mücadele başlatacağız... Türkiye olarak anlaşmalardan, hukuktan kaynaklanan hakkımızı kullanacağız. Biz Kıbrıs'ta yeniden çatışma çıkmasını, iki toplumun fertlerinin kavgalaşmasını, Bosna'da, Kosova'da yaşananları kaldıramayız. Zorlanırsak, tabii ki KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki bağları, beraberlikleri en üst noktalara taşıyacağız.'Avrupa bu kaygıyı gidermek için çaba göstereceğine, Türkiye'nin korku ve kuşkularını gidermek üzere Kıbrıs Rum yönetimine çağrıda bulunacağına Cohn-Bendit'in ağzından gene taraf tutuyor:'Kıbrıssız genişleme olmaz. Kıbrıs'ta çözüm bulun, bir çözüm oluşturmaz ve Kıbrıs'ı ilhak ederseniz yani Kuzey Kıbrıs'ı Türkiye ile birleştirirseniz Avrupa topraklarını ilhak etmiş olursunuz.'Şimdi ne yapacaksınız?Bunun anlamı şu: Ben ne dersem o! 'Çözüm'den Avrupa Birliği, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi ne anlıyorsa, o! Senin, kendi açından önereceğin çözüm önerileri geçersiz.Avrupa Birliği, Türkiye ile kurt ve kuzu oyunu oynuyor!*Avrupa Birliği'nin niyetini okuyamayan, AB sayesinde zengin bir ülke olmanın önemine değinen ve Denktaş'ı suçlayan TUSİAD başkanı 'Kıbrıs için Avrupa Birliği'ni kaybedemeyiz,' diyor. Ama bereket versin 'Meselenin çözümü için atılması gereken adımların tamamı Türkiye'den beklenmemelidir' demeyi ihmal etmiyor.*Avrupa Birliği, Türkiye'nin üzerine fena geliyor. Köşeye sıkıştırmak ve bütün isteklerini kabul ettirmek istiyor. AB'nin istekleri Yunan ve Rum isteklerinden hiç de farklı değil. Bir devlet, bir ulus bu denli 'enayi' yerine konulmamalı.Süt taşarsa bunun sorumlusu Avrupa Birliği olacaktır!
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı