Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Daniel Bey konuşuyor!

<B>BU </B>Fransız arkadaşı taaa <B>1960'</B>lı yıllarda <B>Kızıl Dany </B>olarak tanımıştık. Sonra siyasete girdi, Avrupa Parlamentosu üyesi oldu, Türkiye'yi bombardıman etmeye başladı.

İki günden beri yine Türkiye'de ve yine ahkám kesiyor. Şöyle diyor:

‘‘Kıbrıs'ta 1974 yılında olanlar (Yunan cuntası ve Türklerin kesilmesi) geçmişte kaldı. Bunları unutun. Artık böyle bir şey olamaz...’’

Yani ‘‘Kıbrıs'ı bırakın, ödün verin, olsun bitsin’’ anlamına gelen sözler söylüyor ve ardından da sopanın ucunu gösteriyor:

‘‘Bunları yapmazsanız, Avrupa Birliği üyeliğini unutun.’’

İyi de muhterem kardeşim, madem ‘‘geçmişi unutmakla’’ iş bitiyor, o halde siz niçin Avrupa'da Nazi partilerini yasaklıyorsunuz? Adamlar gelmişler, kesip biçmişler, dünyayı felakete sürükleyip gitmişler. O devir taaa 1940'lı yıllarda kapanmış, önde gelenlerinden hiç kimse hayatta kalmamış.

Niçin Nazi partilerine izin vermiyorsunuz?

Bırakın kurulsunlar, gerekirse demokratik yöntemlerle iktidara gelsinler!

Geçmiş, bizim için Kıbrıs'ta geride kaldı da, sizin için neden kalmıyor?

***

Avrupa'dan böyle onlarca kadınlı erkekli tip geliyor, Türkiye'ye direktifler yağdırıp gidiyor.

Verin, verin, verin!..

Bir kez vermekle iş bitecek olsa, seve seve verelim!

Fakat bunlar, doymak bilmeyen bir canavarın kursağından sesleniyor.

Bugün Kıbrıs'ı vereceğiz, yarın Ege'yi isteyecekler. Sonra sıra Güneydoğu'ya gelecek. Onu da versek, bu kez karşımıza Ermeni kıyımı iddialarını çıkaracaklar.

Vermekle bitmeyecek.

PKK, Kürtçülük, bölücülük, hepsi bunların koruması altında.

Türkiye'ye karşı çalışan bilumum terör örgütleri bunların ülkelerinde. O ülkelerin tamamı Avrupa Birliği üyesi. Oralarda özgürce at oynatıyorlar, gazeteler, dergiler çıkarıyorlar, televizyon yayını yapıyorlar.

***

Ağızlarında hep aynı sakız: ‘‘Dediklerimizi yapmazsanız, Avrupa Birliği'ne asla giremezsiniz.’’

Bir yere girilecekse, adam gibi girilir. Örneğin bir eve konuk olarak gideceksiniz ve ev sahibi size bastırıyor:

‘‘Önce kapıda soyunacaksın. Cebindekileri bana vereceksin. Evi kırıp dökmeyeceğin konusunda senet vereceksin. Bir de güzel kız getireceksin. Aksi takdirde içeriye adım attırmam...’’

Siz o eve bu koşullar altında gider misiniz?

Eğer Avrupa Birliği'ne gireceksek, onurumuzla girelim. Bunun olmayacağı da artık anlaşıldı. İsmail Cem, Mesut Yılmaz bile anladılar ve konuşmaya başladılar.

AB'nin Ankara'daki büyükelçisi bile bir kapitülasyon komiseri gibi görev yapıyor.

Bunların bilinçaltında hálá Osmanlı dönemindeki kapitülasyonlar yatıyor. Hasta adam Osmanlı, sömürülen zavallı Osmanlı, tarihten ve yüzyıllar ötesinden kaynaklanan Türk düşmanlığı yatıyor.

Bizi Avrupa Birliği'ne alacaklarını zanneden Türkiye'deki saf veya çıkarcı vatandaşlara hayret ediyorum ve ısrarla söylüyorum:

‘‘Gireceksek girelim. Alacaklarsa, onurumuzla oynamadan alsınlar. Ama bunların karşısında kendimizi kepaze etmeyelim...’’

Çünkü hiçbir zaman almayacaklar!


ERDAL BEY İYİ ETTİ


Erdal İnönü parti kurmayacağını, herhangi bir oluşumun başında yer almayacağını açıkladı. Çok iyi etti, çok akıllıca bir karar verdi...

Çünkü hiçbir şey yapamayacağı belli olmuştu.

Hele o vakıf olayından sonra iyice yıpranmıştı.

Ancak bu kararı vermekte biraz geç kaldı ve düne kadar ‘‘Kararsız Kasım’’ rolü oynadı.

Yaşının geçtiğini söylüyor! Bunu dün mü anladı?

Şimdi belki diyeceksiniz ki, siyasette olan ötekiler Erdal Bey'den daha mı iyi?

Dürüst olalım. Erdal Bey'i bu konuda Tayyip, Recai beyamca, Tansu Hanım, Mesut Bey gibilerle kıyaslamak bile ayıp olur. Onları cebinden çıkarır. Haddini de bilir ve bunu dün kanıtladı.

Vakıf olayından büyük yara almıştı.

Ama veda ederken bunu elbette söyleyemezdi. Başka bahaneler bulması gerekirdi ve öyle yaptı.

Madalyonun öbür tarafından bakarsak, son derece onurlu bir davranışta bulundu. Baksanıza, Türkiye'nin en büyük soyguncuları siyasette... Türkiye'nin en büyük ahlaksız ve soytarıları yeni parti kurmaya kalkışıyor...

Nedeni ne olursa olsun, siyaset cambazlığına soyunmaktan vazgeçen Erdal Bey'i takdir edelim, alkışlayalım.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI