"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Damdaki koşuşturmalar

GEÇEN gün Vatan Gazetesi’nde Mine Kırıkkanat’ın köşesinde okudum.

Le Monde Gazetesi’nde Lübnanlı 60 yaşında bir adamın sözleri yayınlanmış.

Bir gece yarısı oturduğu binanın çatısındaki terastan gelen gürültüyle uyanmış.

Birtakım adamlar koşuşturuyormuş.

Birden anlamış ki, oturduğu binanın tepesinden İsrail tarafına füze atılıyor.

O an eşini, çocuklarını kapmış, komşularını uyarmış ve dışarı kaçmışlar.

Nitekim kısa bir süre sonra İsrail, o binayı vurarak yerle bir etmiş.

* * *

Günlerdir şunu yazıyorum.

Bir ülkede aklın yerini kesin inançlar, tutkular, öfkeler, önyargılar aldığı zaman, felaket çanları çalmaya başlamış demektir.

Ben yine uyarmaya devam edeceğim.

Sorgulayacağım.

Neyi mi?

Mesela Ortadoğu’nun "çocukları mazlum" haline getirme alışkanlığını.

Geçmişte sordum, bugün soracağım, yarın yine sormaya devam edeceğim.

Lübnan’da çocukları öldüren füzeleri atan İsrail, cani, katil, katliamcı değil mi?

Evet öyle.

Peki o çocukların bulunduğu binaların tepesinden füze atarak, bilerek, kasıtlı biçimde o binaları İsrail’in hedefi haline getiren Hizbullah çok mu masum?

Evet, aklı başına birileri bana bu sorunun samimi cevabını versin.

* * *

Yine de kendimi emniyete alma ihtiyacı duyuyorum.

Çünkü İsrail’e karşı ben de tepkiliyim.

Bunları İsrail’i savunmak için yazmıyorum.

Bu savaşta İsrail’i savunmak mümkün değil. Eleştirmemek bile mümkün değil.

Ama bir sosyolog olarak şunu söylüyorum:

Bu savaşın iki yüzü var.

İki yüzündeki gerçeği de anlamaya çalışmazsanız, o bölgedeki masum insanlara bırakın yardım etmeyi, tam aksine kötülüklerine hizmet edersiniz.

* * *

Ben, yıllardır şu soruyu soruyorum:

Neden dünyanın sadece Ortadoğu bölgesinde çocuklar siyasi birer propaganda aracı olarak kullanılıyor?

Hindistan’da o kadar kitle gösterisi, etnik savaş oluyor.

Hiç küçük çocukların böyle insafsızca kullanıldığını gördünüz mü?

Türkiye’de sendika yürüyüşleri, işçi eylemleri yapılıyor.

Hiç polisin önüne çocukların yerleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Bu ülke, Kurtuluş Savaşı’na girdi, Çanakkale’de bir neslini kaybetti.

İngiliz askerinin ön saflarında bir tek Türk çocuğu fotoğrafı gördünüz mü? Bir yazı, hatırat veya tanıklığa rastladınız mı?

* * *

Peki nerede görüyorsunuz?

Diyarbakır’da.

PKK denilen terör şebekesi daha geçenlerde Diyarbakır’da çoluk çocuğu hedef tahtası haline getirmedi mi?

O gün orada kaç çocuğun öldüğünü herhalde unutmadınız. Örgütün o çocuklar üzerinden nasıl insafsız bir propaganda yaptığını da...

Bu sözlerim kesin inançlıları sinirlendiriyor.

Ama adalet duygusu biraz gelişmiş insanlar, herhalde Tel Aviv sokaklarında okul otobüslerinde patlayan canlı bombaları da unutmayacaktır.

Hiçbir İsraillinin de bu çocuklar üzerinden savaş ganimeti toplamaya çalışmadığını da...

* * *

İşte o nedenle diyorum ki, en alçakça savaşların bile mert bir tarafı olmalı.

Elbette kimse çocukların üzerine füze atmamalı.

Ama kimse de çoluk çocuğun yaşadığı binaların üzerine füze rampası yerleştirip oraları hedef haline getirecek kadar alçalmamalı.

Ben işte bunları söylüyorum. İsteyen istediği kadar kızabilir.

Ne yazık ki, Ortadoğu’nun inanç kültürü, küçücük çocuk bedenini siyasi malzeme olarak kullanmayı propaganda dehası olarak kabul ediyor.

Ve biz bunu böyle kabul edenlerle aynı dini, aynı inancı paylaşıyoruz.

Hep birlikte İsrail’i eleştirelim. Mahkûm edelim.

Ama bu coğrafyanın çocuğu kullanma alışkanlığının hiçbirimize şeref vermediğini de bilelim.

Hiç olmazsa eleştirilerimizin arasına küçücük bir cümle de olsa bunu koyalım.

Tabii amacımız gerçekten çocukların ölmesine mani olmaksa...
X