Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dalga olmadan dalgalı kur olur mu?

<B>DALGALI</B> kur sistemi uyguluyoruz, ama döviz kurlarının dalgalanmasından hoşnut değiliz.

Kim bu kurları dalgalandırıyor diye suçlu arıyoruz. Kurlar düşerken de, çıkarken de, sıcak parayı suçlu ilan ediyoruz.

Sıcak para gelirken kurların düşmesine itiraz ediyoruz, ama aynı anda faizler de düştüğünden içimizden seviniyoruz da. Ama, kurlar fırlarken, çıkan sıcak para, düşmanın en büyüğü oluyor. Bir türlü de, sıcak para yasaktır diyemiyoruz.

Diyemeyiz de, Türkiye ekonomisindeki en büyük sıcak para sahipleri mali yatırımlarının yarısından fazlasını dövizde tutan Türkiye'de oturan insanlardır. Türkiye ekonomisine maalesef yabancılar tarafından doğru dürüst sıcak para dahi gelmiyor. Kaldı ki, dünyadaki sermaye akımlarının üçte ikisi doğrudan yabancı yatırımlardır. Toplam sermaye akımlarının ancak üçte biri kısa vadeli sermaye hareketleridir. Bunun içindeki sıcak para miktarı da büyütülecek bir rakam değildir.

BÜYÜK İKİLEM

Dalgalı kur sistemi uyguladığında, kurların gidişatını etkileyebilecek konumda olan bir merkez bankasının kurların düzeyi konusunda bir sıkıntısı olabileceği yönünde piyasalara bir mesaj vermesi yanlıştır. Türkiye'de, bu nedenle, Merkez Bankası, ne işe yaradığı pek belli olmayan ihale yöntemiyle her gün belli bir miktar piyasanın arzuları yönünde oluşan bir fiyattan döviz almaktadır.

Bu yöntem şimdiye kadar istenen sonucu doğurmamıştır. Çünkü, spekülatif piyasalarda, kurları düşüren ya da yükselten dövizdeki 'arz veya talep fazlası' miktarının ne olduğu önceden tespit edilebilecek bir büyüklük değildir. Merkez Bankası günde 50 milyon ya da 100 milyon dolar alsa veya satsa, oyun teorisi içinde kurları oynatan dövizdeki arz veya talep fazlası spekülatif beklentilerle kendini ayarlamaktadır. Piyasa kurların düşmesine ya da yükselmesine oynamaktadır.

Etkili dövize müdahale yolu Merkez Bankası'nın döviz piyasasına girerek doğrudan alım ya da satım yapmasıdır. Bu yöntemde, bu kez, piyasa Merkez Bankası'nın ne kadar döviz alımı ya da satımı yapacağını bilemediğinden, kurların düşmesine ya da yükselmesine oynamak mümkün olamamaktadır. Miktar değil, fiyat öne çıkmaktadır.

Bu yöntemin yarattığı ikilem, doğrudan müdahalenin, Merkez Bankası'nın kurların düzeyi konusunda bir fikrinin olduğu yönünde piyasalara bir mesaj verme aracı olmasıdır. Müdahalenin başladığı yer Merkez Bankası'nın rahatsız olduğu kur düzeyidir. Müdahalenin kesildiği yer Merkez Bankası'nın göreli olarak kurların geldiği yerden memnun olduğu düzeydir.

Son günlerde olduğu gibi, kurların düzeyi beni ilgilendirmez deyip günde 1 milyar dolar alım yapmak dalgalı kur hikayesinin ciddiyetini azaltmaktadır. Bugün, bu ikilem yaşanmaktadır. Bundan kurtuluş da yoktur. Kurtuluş ancak birinden birini uygulamaktan vazgeçmekle olabilecektir.

IMF KARŞI

Kısa dönemde ise, dalgalı kurdan vazgeçmek olasılık dahilinde değildir. her şeyden önce, IMF, bu ikilemi gördüğü halde, kurların dalgalanmasını belli ölçülerde sınırlayabilecek bir mekanizmaya karşı çıkacaktır. Kaldı ki, özellikle Merkez Bankası'nın alım yapma doğrultusunda yaptığı müdahaleler piyasaya para çıkması anlamına geldiğinden, olası enflasyonist baskıları azaltacak karşı mekanizmaların (sterilizasyon) yaratılmasını da zorunlu kılmaktadır.

Devam edeceğim.
X