Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dalaşmayın, bağış yapın

    Hürriyet Haber
    07 Ekim 2011 - 00:00Son Güncelleme : 07 Ekim 2011 - 12:26

    Neredeyse 10 yıldır Türkiye’de yaşayan Yunan akademisyen Harry Tzimitras’ın, Ege’nin iki yakasını bir araya getirmek için Atina hükümetine çok basit bir önerisi var: İt dalaşı yapmak için uçak kaldırmak yerine, buradan tasarruf edilecek parayı Türkiye’de bir hayır kurumuna bağışlamak.

    “Böylece dünyanın sonunun gelmediğini herkes görür” diyen Tzimitras, bu sözlerin “bir akademisyenin naifliği” olarak görülebileceğini düşünse de, böyle bir girişimin sonuç getireceği konusunda iyimserliğini de kaybetmiyor.

     

    Bilgi Üniversitesi’nde Türk-Yunan ilişkileri üzerine dersler veren Tzimitras artık bir şekilde “hem oralı hem buralı” olmuş. İki topluma da içeriden bir gözle baktığında Ege’de bir türlü tam olarak çözüm sağlanamamasını kamuoyunun meselelere katılımının farklı düzeylerde olmasına bağlıyor:

     

    “Yunan kamuoyu olaylara fazla müdahil. En ufak bir şeyde sokaklara dökülüp protestolar düzenliyorlar. Türk kamuoyu ise tam tersine, böyle durumlarda ya hiç tepki göstermiyor ya da tepkisi sınırlı kalıyor. Dolayısıyla iki hükümet birbirinden tamamen farklı hareket etmek zorunda kalıyor.”

     

    “BİR SINIRI ÇİZMEKTEN ACİZ MİYİZ?”

    Atina hükümetlerinin herhangi bir girişim için harekete geçmeden önce bu Yunan kamuoyuna anlatmak zorunda kaldığını ifade eden Tzimitras, “Eğer bu aşılabilirse, aslında çözülemeyecek sorun yok. Çünkü yaşanan sorunlar büyük oranda teknik meseleler. Yunanistan’la Türkiye kara sularının sınırını çizmekten aciz mi?” diye soruyor.

     

    Ancak Tzimitras’a göre asıl sorulması gereken soru “böyle teknik meseleleri ulusal davalara dönüştüren şeyin ne olduğu”. Kendi sorusuna verdiği cevap da karşılıklı olarak biriktirilen negatif imajlar, yanlış algılar ve şüpheler.

     

    “ÇOK ÖNEMLİ OLSA ŞİMDİYE KADAR ÇÖZÜLÜRDÜ”

    İki ülke arasında kriz yaratan mevzuların bazılarının köklerinin 40 yıl öncesine kadar gittiğini hatırlatan Tzimitras, “Demek ki bunlar aslında çok önemli meseleler değil. Zira gerçekten o kadar önemli olsaydı, 40 yıl boyunca öyle ya da böyle, sorunlar en kötü ihtimalle savaş yapılarak çözülürdü. Anlaşmazlıkların 40 yıl boyunca sürmesi bu iki ülke insanlarının aslında birlikte yaşayabilecekleri anlamına geliyor” diyor.

     

    “Bugüne kadar uygulanan, meseleler üzerine tek tek eğilip ilişkilerin genelinin düzelmesini bekleme stratejisinin başarısız olduğunu gördük. Artık çözümün yolu, işbirliği yapmak için karar almaktan geçiyor. Çünkü işbirliğine odaklandığınız zaman çözüme de otomatikman ulaşmış oluyorsunuz” diyen Tzimitras, 1999 yılında başlayan yakınlaşma girişimlerinin artık doygunluk noktasına ulaştığını ve bundan sonra çok fazla getirisi olmayacağını düşünüyor.

     

    ORTAM ÇÖZÜME MÜSAİT

    Ancak Tzimitras’a göre bu girişimler temel olarak alınıp yeni adımlar atılabilir zira şu an üş sebepten dolayı buna çok uygun bir ortam var:

     

    Birincisi Yunan hükümeti yakınlaşmayı kendisi gündeme getirdi. Bunun başarılabileceğine inanıyorlar ve bunu kanıtladılar.

     

    İkincisi, Türk hükümeti Yunanistan’ı ne bir düşman ne de bir öncelik olarak gördüğünü açık bir şekilde ortaya koydu. Türkiye kendisini hem dışarıda hem de içerinde yeterince güçlü hissediyor.

     

    Üçüncüsü de Yunanistan şu an derin bir ekonomik kriz içinde. Bu sadece bir engel değil aynı zamanda ülkenin pozisyonunu yeniden değerlendirmek, öncelikleri yeniden belirlemek ve örneğin savunma bütçesini sınırlandırmak için çok önemli bir fırsat.

     

    Ya da Tzimitras’ın ifadesiyle, “İnsanlar fakirlik seviyesinin altında yaşarken, gerçekleşmeyecek bir krize yatırım yapmanın anlamı yok. Ekonomik krizi bir meşruiyet faktörü olarak kullanarak ‘yeter’ deme zamanı geldi.”

     

    seturan@hurriyet.com.tr

    http://twitter.com/sevinturan

     

    Sevin Turan

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı