« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Daha ne bekliyorsunuz?

Artık yeter... ‘‘Spor dostluktur, kardeşliktir’’ sözleri ile kimseyi kandıramazsınız. Futbolda neredeyse kan gövdeyi götürecek, basketbolda durum farksız.

Doğan HAKYEMEZ
SON GÜNCELLEME
Ama sizler, sadece yemeklerde buluşup, beylik sözler ediyor, küfürü ve olayları sözde kınıyorsunuz.

Sizlere sesleniyorum.... Ey kulüp başkanları, hakemler ve güvenlik güçleri... Tehlike bağıra bağıra, ayan beyan ‘‘Geliyorum’’ diyor sizler kafanızı kuma gömmüş, sadece izliyorsunuz.

Kulüp başkanları geçtiğimiz hafta kulüpler birliği toplantısında ‘‘Küfüre karşı tavır alalım. Küfür başladı mı, stadı ya da salonu terkedelim’’ diye karar aldınız.

İlk kez evet ilk kez bu karar beni umutlandırdı. ‘‘İşte şimdi asıl savaş başladı’’ dedim. Ama yanıldım.

Hem de fena halde yanıldım.

Aradan 1 hafta geçmeden, basketbol salonlarına, taş, şişe yağdı. Ağıza alınmayacak küfürler edildi. Yöneticiler taşlandı.

Ne başkanlardan, ne hakemlerden ne de emniyet güçlerinden tek bir kararlı ses çıkmadı. Bir iki anons o kadar...

Başkanları geçtim... Ya hakemlere ne demeli.

Bu ülkede sadece hakemlerin ve federasyonların mı onuru var. Sadece onların anneleri, bacıları mı kutsal.

Sporcuya, yöneticiye, rakip takıma, rakip takım başkanına küfür serbest. Hakemler onlara edilen küfürler için kıllarını kıpardatmıyorlar.

Ama iş kendilerine yada federasyona gelince hemen anons kararı alıyorlar. O anons bari bir işe yarasa...

Olmaz.. Böyle şey olmaz. Küfür başladıysa ve bitmiyorsa, boşaltın salonu... Elinizde bu yetki var. Neden kullanmıyorsunuz.

Ya emniyet güçleri... Olaylar doruğa ulaşana kadar neden müdahele etmiyorlar. Mutlaka birilerinin yaralanması mı gerekiyor.

Terörün kökünü kazıyan, emniyet maalesef küfür karşısında çaresiz kalıyor.

Seyirciye, sporcuya ve yöneticiye atılan o taşlar bir gün can alacak. İnşallah o günü görmeden aklımız başımıza gelir.

GELECEĞİ PLANLAMAK

2010 yılı... Hanginiz o yıl Türkiye'de neler olabileceğini hayal edebiliyorsunuz?

Politikacılar mı?...

Hayır...

Kulüp başkanları ya da kulüplerimiz mi?

Maalesef hayır...

Geleceğinizi bugünden planlamazsanız, hedeflerinizi büyük tutmazsanız başaramazsınız. Başarmak için önce hayal edecek, planlayacak, ve sonra çok çalışacaksınız. Tıpkı Basketbol Federasyonu'nun yaptığı gibi..

2010 yılında Dünya Basketbol Şampiyonası'nı ülkemizde düzenlemek bazıları için bir hayal ama bizim için başarılması mümkün olan bir hedef.

Efendim, Basketbol Federasyonu'nun görev süresi 4 yılmış ve bu şampiyonayı ülkemize almaya ömrü yetmezmiş.

Olsun. Ne farkeder ki... Sistem doğru kurulur ve çalışırsa, gelecek federasyon bunu gerçekleştirir. Kimin federasyon başkanı olacağı önemli mi?

Bakın beyler... Biz 2001 Avrupa Şampiyonası için 1991 yılında çalışmaya başlamıştık. Sonuçta bugünlere geldik. Şimdi 2010 için kolları sıvadık.

Neler mi yapıyoruz.

Önce 12 Dev Adam Basketbol Okullarını açıyoruz. İlk anlaşmayı İstanbul'daki Avrupa Koleji ile yapıyoruz. Ardından Anadolu'ya yayılacağız. Buradaki pırıl pırıl tesislerde yarının İbrahimler'ini, Hidayetler'ini yetiştireceğiz.

Kulüplerin basketbol okullarından elde ettiği gelirlerin artması için elimizden geleni yapacağız. Ama teknik olarak belli bir standarta çıkması için de yardım edeceğiz

2002 Dünya Şampiyonası'nda, 2010 için çalışmaya başlayacağız. Burada elde edeceğimiz sportif başarıların yanı sıra lobi faaliyetlerine girişeceğiz.

Buraya Türkiye'nin önde gelen başarılı isimleri ile adeta bir çıkarma yapacağız. Sanatçısı, siyasetçisi ve sporcusu 2010 için çalışacak.

Ardından 2003 Avrupa Şampiyonası'na katılıp ilk 4 içine gireceğiz ve 2004 Atina Olimpiyatları'nda Türkiye'yi temsil edeceğiz.

2010 projesinin, sadece ilk 3 ayağını sadece kaba hatları ile sizlere anlattım.

Hayali bile insanı heyecanlandırıyor. Darısı hayal bile edemeyenlerin başına...

Bunları da Beğenebilirsiniz