Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Daha iyi bir eğitim sistemi diliyorum

    Fırat GENÇ - Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Zihinsel Engelliler Öğretmenliği Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi
    29.12.2014 - 09:05 | Son Güncelleme: 29.12.2014 - 09:15

    Türkiye’deki eğitim sisteminde her alanda farklı sorunlar var. Öğretmenlerin atanmasından engelli öğrencilere, lisedeki ders içeriklerinden öğrenci haklarına, mezuniyetten burslara kadar... Öncelikle yeni yılda daha iyi bir Türkiye’de yaşamayı diliyorum.

    Ülkemizdeki önemli sorunlardan biri, eğitimin kanayan yarası olduğunu düşündüğüm insanlara ilişkin. Ülke nüfusunun yüzde 12’sini oluşturuyorlar. Bu, azımsanacak bir oran mı? Aslında kimden bahsettiğimi tahmin etmişsinizdir. Engelliler. Engellerini bizim oluşturduğumuz, aslında tek özellikleri bizden farklılıkları olan insanlar. Bizden farklı oldukları için, kendimize göre yaptığımız merdiveni çıkamadıkları için, kendimize göre yaptığımız yoldan yürüyemedikleri için, kendi elimize göre yaptığımız kapıyı açamadıkları için, kendimize göre yazdığımız kitabı okuyamadıkları için engelli saydığımız, “Okusalar ne olur, okumasalar ne olur” diye düşündüğümüz, ülkenin yüzde 12’lik dilimini oluşturan insanlar.

    Her gün belki onlar için olumlu bir çalışma yapılır diye umut ederken, ne yazık ki olmuyor. Her geçen gün özel eğitim alanı ile ilgili yeni bir alan dışı atama dramı yaşıyoruz. Özel eğitim alan öğrencilere herkesin eğitim verebileceği yönünde uygulamalarla karşılaşıyoruz. Bu hem bu branşın öğretmenlerine haksızlık hem de özel eğitim alan öğrencilere.

    Sınıf öğretmenleri gibi eğitim fakültesi mezunlarının kısa süreli eğitim alarak özel eğitim öğretmeni olmasını doğru bulmuyorum. 4 yıl boyunca özel eğitim öğretmenliği okuyanlar boşuna mı bunca emek veriyor? Bu hangi adalet sistemi ile açıklanabilir?

    Parkta, sinemada, üniversitede, okulda, yaşamın her alanında engellilere öncelik verilmeli ve onların yararlanabileceği daha geniş alanlar oluşturulmalı. Örneğin üniversitelerde bazı konferanslar yapılıyor. Engellilere yönelik yapılması gerekenler anlatılıyor ancak üniversitenin kendisi bunları uygulamıyor. Örnek verecek olursam engelliler için sarı şeritlerin olduğu kaldırımlar üniversite kapısında son buluyor. Her fakültede onlar için asansör bulunmuyor. Yani bir şeyi savunurken önce kendimize bakmamız gerekiyor. Biz ne yaptık? Eksikler neler? Daha fazla ne ne yapabiliriz?

    Öğrenciler derste uyuyor

    Derslerde birçok arkadaşım ben de dahil olmak üzere uyuduğumuz oluyor. Hoca sorduğunda “Akşam çalıştık” diyerek kendimizi savunmaya geçiyoruz. Çünkü maddi imkansızlıklar nedeniyle geç saatlere kadar sigortası bile olmayan işlerde çalıştığımız oluyor. İhtiyaçlarımızı gidermek için buna mecbur kalıyoruz. Öğrencilere sağlanan burs ve yurt olanakları yetersiz.

    Maddi durumu elverişli olmayan birçok genç burslardan faydalanamıyor. Bu konuya daha fazla hassasiyet gösterilmeli. Üniversiteler, işveren kurum veya kuruluşlarla işbirliği yaparak öğrencilere sosyal haklarının sağlandığı iş imkânları sunabilmeli. Bir öğrenci yarı zamanlı da çalışıyorsa karşılığında sigortalı olmalı. Üniversiteler kurumları bu yönde teşvik etmeli.

    Gençlerin günümüzde önemli sorunlarından biri de ifade özgürlüğü. Yaptıkları yasal eylemler nedeniyle bile çeşitli soruşturmaya maruz kalabiliyorlar. Haklarını savunacakları platformlar yeteriz. Öğrenci Konseyi Başkanlığı aldığı kararlar hakkında herkesi bilgilendirmeli. Daha fazla öğrenciye ulaşabilmeli. Bu birim kararlarını alırken her öğrenciyi temsil edebilmeli. Kampüs içinde yönetim tarafından alınacak her kararda gençlerin de imzası olmalı. Öğrenciler 4 yıl boyunca eğitim alıyor ama bir defa rektörle konuşma, sohbet etme fırsatı bulamıyor. Yeni yılda gençlerin üniversite rektörlerine daha kolay ulaşmasını dilerim... Yönetim kampüs yaşamına daha fazla katılmalı, gençlerle vakit geçirmeli.

    Mezuniyetten sonra işsizlik sorunu

    Mezuniyetin ardından da gençlerin karşısına işsizlik sorunu çıkabiliyor. Mezunlar yıllar boyunca iş arayabiliyor. Özellikle maddi imkanları olmayanlar için bu süreç daha zor. Bunun nedeninin, üniversitelerin plansız açılması olduğunu düşünüyorum.

    Üniversite mezunlarının sayısı her yıl artıyor ama gelecek planlaması yapılmıyor. “Önce bir okuyalım sonra iş buluruz” mantığıyla işler yürütülmeye çalışılıyor. Mezuniyet sonrası ise ‘okumuş işsizler’ olarak gerçek yaşama atılıyorlar. Öğretmen atamalarında olduğu gibi yeni mezunların büyük kısmı “ihtiyaç yok” denildiği için iş hayatında yer alamıyor.

    Neden böyle? Çünkü Türkiye’nin bence geleceğe yönelik eğitim politikası yok. Eğitim sistemi ve milli eğitim bakanları sık sık değişiyor. Bunun sonucunda projeler yarım kalıyor, yeni gelenler işe baştan başlıyor. Süreç uzuyor, yatırımlar boşa gidebiliyor.

    Yeni yılda bu tür sorunların olmamasını ve eğitim sisteminde istikrarın sağlanmasını bekliyorum. Özellikle eğitim fakültelerindeki derslerin pratiğe yönelik olarak güncellenmesini, akademik bilgi yerine sosyal alanda daha fazla kullanılacak bilgilerin uygulamalı olarak aktarılmasını istiyorum.

    Eğitim içerikleri, araçlar, kitaplar, kaynaklar daha nitelikli olmalı, dünya standarlarına göre ayarlanmalı. Bilimsel, evrensel değerlerden kopmamalı.

    Eğitimde Türkiye’nin geleceğine yön veren kararlar alınırken toplumun da söz sahibi olması gerekiyor. Kararlar, konunun uzmanlarına da danışılarak hayata geçirilmeli.

    Yeni yılda daha iyi bir eğitim sistemine, daha iyi bir Türkiye’ye “merhaba” demek istiyorum...

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı