"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Dağın son günleri

Çok değil bundan 10 sene önce...<br>“Neden dağa çıktılar?” sorusu sorulamazdı.

Sorulsa bile verilen yanıtlar hep aynı olurdu:
- “Bölücü oldukları için çıktılar” denirdi.
- “Dış güçlerin oyununa geldikleri için çıktılar” denirdi.
- “Aslında dağa çıkanlar Ermeni” bile denirdi.
Biraz insaflı olanlar, en fazla, dağa çıkmakla ekonomik sıkıntılar arasında bir bağlantı kurardı.

AYNI YANITLAR

Çok şükür... Çok şükür...
Artık, “Neden dağa çıktılar?” sorusu sorulduğunda...
Topu taca atmadan konuşabiliyoruz.
Sansürsüz, korkusuz, açık açık...
Gerçekleri söyleyebiliyor, yazabiliyoruz.
Hatta birkaç marjinali dışarıda bırakırsak “Neden dağa çıktılar?” sorusuna bir süredir hepimiz aynı yanıtları veriyoruz.
Diyoruz ki:
* Zulme uğradılar.
* Dilleri yasaklandı.
* Faili meçhullere kurban gittiler.
* Güvenlik politikalarına maruz kaldılar.
* Köyleri boşaltıldı.
* Dışkı bile yedirildi.
* Etnik kimliklerine baskı uygulandı.
* Yok sayıldılar.
* Diyarbakır Zindanı’nda yapılmayan zalimlik kalmadı.

ÇÖZME İRADESİ VAR

Ama durun bir dakika!
Bir süredir...
Bu adı geçen büyük zulümler gündemde midir?
* Faili meçhuller devam mı ediyor? 
* İşkence mi var? 
* Köyler bombalanarak boşaltılıyor mu? 
* Etnik kimliği bastırmak için bin türlü oyun oynanıyor mu? 
* Sürgünler söz konusu mu?
* Güvenlik politikalarına mı abanıldı?
Bunların hiçbirine olumlu cevap vermek mümkün değil.
Yetersiz de olsa, tatmin edici olmaktan uzak da olsa...
Bir süredir...
Müzakere var, anlama çabası, çözme iradesi var, tartışma özgürlüğü var.

EN BATIDAN EN DOĞUYA

Sorunlar yok değil.
Ancak...
Bu sorunların hiçbiri, ‘dağa çıkmayı ya da dağda kalmayı haklı çıkaracak’ boyutta değil.
Ve bundan daha önemlisi...
Toplumda sorunun çözülmesi doğrultusunda müthiş bir beklenti var.
En batısından en doğusuna, en ulusalcısından en dindarına kadar toplumun bütün kesimlerinde bir ‘barış’ umudu var.
PKK-MİT görüşmelerinin infial yaratmaması başka türlü nasıl
açıklanabilir ki?
Kısacası...
Bugün için “Hâlâ neden dağdalar” ya da “Hâlâ neden dağa çıkıyorlar?” sorusunun yanıtı yok.
Esaslı zalimliklerin tümü geçmişte
kaldı.
“Hatip Dicle’yi aday yapmadılar da ondan...” ya da “KCK tutuklamaları tam gaz devam ediyor da ondan...” türü cevaplar, dağa çıkış için esaslı bir gerekçe olamaz / olamıyor.
Müzakere masasının terki bile dağı meşru kılamaz.
İşte bu yüzden...
Kim ne derse desin...
Şiddet hangi boyuta gelirse gelsin.
Bilinmelidir ki:
Dağın son günleri yaklaştı.


İbo’nun kadınları

Biri çıkar, “Ben en çok Damla’ya üzüldüm” der.
Biri çıkar, “Sel gider, kum kalır” der.
Biri çıkar, “Tekkeyi bekleyen çorbayı içer” der.
Biri çıkar, “Ayşegül çok bekledi ve hak etti” der.
Biri çıkar ağlar, biri çıkar öfkeyle haykırır...

DEĞER Mİ

Hanımlar! Hanımlar!
Ne oluyor yahu!
Onur, gurur, haysiyet falan yok mu?
Neden İbrahim Tatlıses ‘hak edilen’ bir adam oluyor da, Ayşegül ‘hak edilen’ bir kadın olamıyor?
Para, şöhret, güç karşısında bu denli zillete düşmeye
değer mi?
Yeter artık...
Tantanayı kesip dağılın lütfen.

Sevmediğim gelenekler

BİR: Kürtlerde ‘Dengbej’ olayı...
İKİ: Karagöz...
ÜÇ: Köy odalarında erkekler arasında oynanan ‘eşek şakası’ olarak değerlendirilebilecek şakalar.
DÖRT: Âşık atışmaları...

Yazmam artık bunları


* Ben artık, “Siz şimdi bu vicdansızlıkları yapıyorsunuz ama bir zaman gelir size de benzer vicdansızlıklar yapılır” türü yazılar yazmayacağım. Çünkü dokunaklı olabileceğini düşündüğüm bu tür cümlelerin, muhataplara zerre miskal işlemediğinin farkındayım.
* Ben artık, “Geçmişte size yapılan kötülüklerin aynısını şimdi siz başkalarına yapıyorsunuz ve çok ayıp ediyorsunuz” türü yazılar yazmayacağım. Çünkü etkileyici olabileceğini düşündüğüm bu cümlelerin, muhataplarda sıfır etki yarattığının farkındayım.
* Ben artık, “Senin yaptığının aynısını, sana yapsalar hoşuna gider mi?” türü yazılar yazmayacağım. Çünkü empati duygusunu ayaklandıracağını sandığım bu tür cümlelerin, muhatapta kıl kıpırdamasına bile yol açamadığının farkındayım.

X