"Nedim Bubik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Bubik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Bubik

Dağda Ölen Herkesin Şarkısı

Alacakaranlık şehvetinde, sesleniyorum gri şelaleden size

Ey buğulu yurdun, iyi, güzel, sıcak, insan, sevgi kardeşleri
Ey yurttaşlık dersi, milli güvenlik ve utanca dönme isteği
Yeminle, temiz bir kalple oturuyorum, işte tam önünüzde
Biliyorum, hepimiz, kendimizde çok yaralanmış bir suretiz
Biz, karşılıksız aşklarda gibi, bahtsızlaşan cömert çığlığız
Bu haldeyken işte, hepimiz, hepiniz, birlikte tekliğimiz gibi
Durgunlaşan, rahatsız, sönen bir zihinle karışıyorum hayata
Masa başı bir telaşla mesela, içimde sarp kayanın yamacına
Uyanık bir mekânda, zamansızlaşan tüm öğle vakitlerinde
Sonsuzun tüm gözlerinde, enginde ve tüm açık denizlerde
Sızlanıyorum uzaklaşırken, anlaşılmayı bekleyen dünyadan
Her şey ve inançlarım; kedilerim, sızlanan benden kaçarken
Barikatlarda büyüttüğüm ışık, sevgim uysal, sessizce ağlıyor
İçimdeki şarkı küskün, ölüm çok sade, kabulümüz eşit, yalın
Sevgilim, oysa ben seni, üstelik ne çok sevmeye gelmiştim
Oysa şimdi belki, şu an gençlerimiz vuruluyor dağlarımızda
Doğa söz vermişti, solacak kış gurbeti, çiçekler açacaktı oysa
Direkleri kırılmış, alınları yıldızlı, anacığının acı kuzucukları
Kim bilir mahzun yüzlü çocuklar ne hissediyor son soluğunda
Şiddetin, hüznün eksilen kollarında, çığlar birikiyor ülkeme
Merhametli feryat dinmiyor, közlenmeyen o büyük sofrada
Sevgilim, bazen bir generalin kucağında uzanıp ağlıyor ölüm
Bazen dağda yolunu yitirmiş, patikada kimsesiz bir güvercin
Sevgilim, beyaz bir hale sızıyor bu çocukların dudaklarından
Gözlerinde keşfedilmemiş, uzun namlulu, masum bir korku
Bekliyorlar hepsi, sırayla, sabah kızıllığında, kara kefenlerini
Elleri soğukta, çatlamış, tetikte kanlı, ah delikanlı, dev elleri
Kime anlatırız, nasıl, bu ıssız, çöl yolculuğunun hikâyelerini
Sevgilim, kalplerimiz; hepimizin gizli, şefkatli, büyük Allah’ı
Ey hayat, kim dinleyecek onları, nereye yağacak kar, olacaklar
Acaba hangi cennette arıtacağız, genç ölülerin kırık yüzlerini
Nasıl affedecekler, dilsizleşen ağzımızda sessiz bizi, hepimizi
Yangın ışıltısındaki dumanlar, toz bulutları, kararan ne varsa
Artık eskiyen acılarımızın çarpımının yaşı, bu yeryüzü kadarsa
Ey insan, kardeş, ey asker, ey dağ çocuğu; aç ruhuna kalbini
Ah ülkem, ölüm nedeniyle kapalıyız; indir bütün kepenklerini

* * *

Bu dizeler, 2011 Yunus Nadi Şiir Ödülü alan, “Kapıyı çalıyorum” adlı şiir kitabından. Sevgili Ünal Ersözlü’nün kitabı. Nasıl dökülür böyle dizeler? Doğrusu, ben şaşırdım. İçimden geldi, paylaşmak istedim. İyi de ettim, değil mi?

X