"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

‘D-Fens’ Foster sendromu

WILLIAM ‘D-Fens’ Foster, Michael Douglas’ın 1993 yapımı ‘Falling Down’ filminde canlandırdığı kahramanın adıydı.

‘Kahraman’ derken, ‘D-Fens’ Foster kabul görmüş kriterlere uygun bir kahraman değildi. Müthiş bir trafik sıkışıklığının ortasında kalan ve sistemi o anda çökerten Foster, para üstü konusunda problem yaratan marketçiyi, mönü fotoğrafıyla alakasız hamburgerler kakalamaya çalışan fast-food’çuyu filan dağıtıyor, bir nevi medeniyet gömleğini çıkartıp, Terminatör gömleğini giyiyordu.

* * *

Hayat akıp giderken insanoğlu ruhunu kemiren pek çok tuhaf durumla karşılaşabiliyor. Minik minik ısıran, sinirleri sistematik şekilde dağıtan arızalara pompalı tüfekle karşılık veren ‘D-Fens’ Foster’ın en azından benim gözümde bir kahraman olduğunu vurgulamam gerekiyor.

‘Hayatın dertleri zehir, pompalı tüfek panzehir’ gibi tedirgin edici bir görüşü savunmuyorum tabii.

Ama açıkçası bazen çok sinirlenip, gözlerimi kapattığımda ‘gökyüzünden alevlerle inen künklerin saldırısına uğrayan İSKİ binası’, ‘iki kulağına da biteviye çalmakta olan korna monte edilmiş taksi şoförü’ gibi ilginç temalı filmler çekebiliyorum kafamın içinde.

* * *

Evin temizleneceği güne su kesintisiyle başlayan, 12 kez filan aradıktan sonra ulaşılan görevliden ‘Bilmiyoruz ne zaman gelir arkadaşım’ cevabını alan biri olarak ‘D-Fens’ Foster’a günün ilk saatlerinde sempati beslemeye başlıyorum.

Sonra Gümüşsuyu’ndan taksiye biniyorum, şoföre ‘Şişli lütfen’ diyorum, şoför ‘Tarif edersen gideriz abicim’ demesiyle ‘Acaba D-Fens Foster tişörtü bulur muyum?’ diye düşünmeye başlıyorum.

Dikkatimi gazete okumaya verip William ‘D-Fens’ Foster Sendromu’ndan uzaklaşayım diyorum. Orada bir ay öncesine kadar ‘Birbirimiz gibi bir şey görmedik. Böyle bir aşk olamaz. Aşktan da üstün bir şey bu... Kuduruyoruz yani sizin anlayacağınız aşktan’ diye konuşan fakat sonra ayrılan bir çifti görüyorum. Hayat bu, olur böyle şeyler tabii.

Ama hangi noktada insan ayrıldığı kadın için ‘Röportajda ‘Beni temiz bıraktı’ deyip teşekkür etmiş. Arkadaşlar takılıyorlar, ‘Aseksüel misin?’ diye. Beni konuşturmasınlar. Elimde öyle deliller var ki; açıklarsam Türkiye’ye giremezler. Sorunlu, ilaç kullanıyor... Bir kez intihara kalkıştı... Benden önce biriyle beraberken başkasıyla olmuş. Belki beni de aldatmıştır’ diye konuşacak hale gelir.

Böyle konuşan birine ‘Git yüzünü yıka açılırsın’ veya ‘Arkadaş çevreni değiştir, espri yapamıyorlar galiba’ filan demenin faydası olmayacağını biliyorsun.

* * *

Sonra bir kez daha şantiyeye dönmüş İstanbul sokaklarında değme Playstation oyununa taş çıkartacak bir heyecan kasırgası eşliğinde eve dönüyorsun, kapıyı kapatıp derin bir nefes alıp veriyorsun.

Ve camı açıp ‘William ‘D-Fens’ Foster çok yaşa!’ diye üç kez bağırıyorsun. Pompalı tüfek alıp sokağa çıkacak halimiz yok ya...
X