Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cyrus Vance

<B>1977</B> ile<B> </B>1980 arasında ABD Dışişleri Bakanı olarak görev yapan <B>Cyrus Vance</B> geçen hafta vefat etti.

Uzun hukuk ve politika kariyerinde belki en fazla hatırlanan olay 1980'de İran'daki 52 Amerikan rehinesi kurtarmak için planlanan askeri operasyona muhalefet etmesi ve bu yüzden Başkan Carter'a istifasını sunmasıydı. Operasyon korkunç bir fiyasko ile sonuçlanınca Vance'ın öngörüsünde ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştı. Vance, Carter kabinesinde Türkiye'de çok iyi tanınan Milli Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski ile sürekli çekişmekteydi. İran konusunda görüşleri hiç uyuşmuyordu.

***

Vance'
ın yaşamı mensup olduğu hukuk firması ile devlet hizmeti arasında geçti. Savunma Bakanlığı'nda uzun süre bakan yardımcısı olarak çalıştı. Diplomasi alanında ise birçok arabuluculuk misyonu yüklendi. Kendisini en son Balkan krizlerinde aktif bir rolde gördük. Fakat ben bugün daha çok Vance'ın 1967 Kıbrıs buhranında başarı ile yürüttüğü barış misyonundan biraz söz etmek istiyorum, çünkü o tarihte Dışişleri Bakanlığı'nda Kıbrıs işlerinden de sorumlu müsteşar yardımcısı idim ve kendisi ile yapılan bütün görüşmelere katılmıştım.

***

1967 Kasım'ında şimdi Güney Kıbrıs'ta kalan iki Türk köyüne Grivas'ın komutasında Ada'ya gönderilmiş olan Yunan kuvvetlerince girişilen saldırı anında çok ciddi bir buhrana yol açmıştı. Türk Hükümeti, Kıbrıs'a askeri müdahale kararını almış, fakat Dışişleri bürokrasisinin ısrarı ile diplomatik bir çözüme kapıyı bir ölçüde açık bırakmıştı. Türkiye'nin istediği anlaşmalarla adada bulunan 950 kişilik Yunan kontenjanının dışındaki 10-12 bin kişilik Yunan kuvvetlerinin derhal geri çekilmesiydi. Yunanistan'a bu maksatla bir nota verilmişti.

***

Buhranın gittikçe tırmandığı bir sırada Amerikan Büyükelçisi bana telefon ederek Başkan Johnson'un krizin çözümüne yardımcı olmak üzere Cyrus Vance'ı atadığını ve Vance'ın ilk önce Ankara'ya geleceğini bildirdi. ‘‘Herhalde bizim iznimizi istiyorsunuz’’ dedim. Cevabı ilginçti: ‘‘Gayet tabii, ancak Vance'ın şu anda Türkiye'ye doğru uçtuğunu da bilmenizi isterim.’’ Bu haberi derhal Dışişleri Bakanı Çağlayangil'e ilettim. Pek beklemediğim bir tepki gösterdi. ‘‘Bakanlar Kurulu toplanmak üzere, orada görüşür kararımızı bildiririz’’ dedi. Toplantının bitiminde beni çağırdı ve ‘‘Amerikan Büyükelçisi'ne söyle, Vance'ı istemiyoruz’’ talimatını verdi. Donup kalmıştım, her zamanki hoşgörüsüne sığınırak itiraz ettim. ABD gibi bir devletin başkanının temsilcisini geri çeviremeyeceğimizi, fakat buraya gelince misyonuna ihtiyaç duymadığımızı kendisine söyleyebileceğimi belirttim. Çağlayangil bir türlü ikna olmuyordu. Bakanlar Kurulu'nda ‘‘Vance bir canlı Johnson mektubudur’’ görüşü hákim olmuş ve büyük infial duyulmuş, yapacak bir şey yokmuş. Neyse, tam o sırada Başbakan Demirel odaya girdi ve ona tartışmamızın konusunu naklettik. Hemen Bakanlar Kurulu'nu tekrar toplayarak meseleyi halletti. Ne var ki 1967'de yine bugünkü gibi profesyonel ABD ve Batı karşıtları vardı. Bazı gazeteler ‘‘Cyrus’’ isminin ‘‘Cyprus’’tan geldiğini, Vance'ın Rum asıllı olduğunu hemen iddia ettiler. Oysa Vance'ten daha tipik ve safkan bir anglo-sakson bulmak gerçekten zordu.

***

Zavallı Vance, penceresiz bir tanker uçağında saatlerce kronik bel ağrılarının verdiği ıstırap içinde kıvranarak nihayet Mürted Havaalanı'na inebildi. Vakit geçirmeden Ankara, Atina ve Lefkoşa arasında yoğun bir mekik diplomasisine girişti. Her yerde inanılmaz güçlüklerle karşılaşıyordu. Ankara'da o zaman Bakanlar Kurulu'nda Demirel'in kontrolde sıkıntı çektiği bir şahinlik havası esmekteydi. Şahinler Yunan kuvvetlerinin çekilmesi için yetinilmesine razı değildiler. Bereket versin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay gerçekleri görüyordu. Bir gün beni yanına çağırarak ‘‘Oğlum, görüyorum savaşa gireceğiz diye endişe içindesin ve haklısın. Bu politikacılar savaş nedir bilmiyorlar. Merak etme savaşa müsaade etmeyeceğim’’ dedi. Sunay'ın müdahalesiVance'ın büyük bir azimle yürüttüğü çabaların sonuçlanmasını sağladı. Yunan kuvvetleri Kıbrıs'ı terk etti. Türkiye bir kurşun atmadan 1974'teki askeri harekátı da kolaylaştıracak diplomatik bir başarı elde etmişti.
X