Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çürük elmalardan isyan günlerine

ÇÖLÜN altından su çıkartıyor ve kentlere taşıyor. Yol, baraj, otel, çarşı, konut yapıyor.

Bizim müteahhitler Libya’da. Orada halen yürümekte olan 230 proje var.

Libya’dan alacağımız para var mı? Var ama, çok değil. Çünkü, dünyanın her yerinde olduğu gibi, Libya’da da hak edişler pek gecikmiyor. İşin belli bir bölümü yapılıyor, parası alınıyor. Para açısından risk hala var, ama o kadar yüksek değil.

Buna karşılık, bize ait ciddi bir makina parkı var. Asıl risk orada.

Bir başka risk, orada bulunan Türklerle ilgili. İsyancılar ya da Kaddafi yanlıları, o pek fark etmiyor, yabancı işçilerin kaldığı kampları basıyor, yatak, yorgan, kap, kacak, telefon, gıda maddesi, ne varsa, yağmalıyor. Yağmalamanın iyi tarafı, çalışanlara dokunmuyor.
Benzer saldırı sadece Türklere yönelik değil, bütün yabancılar için geçerli.

İKİ BAŞLI

Trablusgarp ve Bingazi. Aşiretler arasındaki paylaşıma göre, Libya yıllardır iki başlı. Diktatör filan ama, Kaddafi bütün aşiretlere yine de, tam hakim olamıyor.
Aşiretler sosyal ve ekonomik açıdan ilkel yaşam sürüyor, şiddete gelince, o yaşam tarzına denk, tam vahşet halinde. Her bölge bir aşirete ait. Aşiretler arasındaki ilişkiler kanlı bıçaklı.

Şu anda aşiretler bölünmüş durumda. Zaten o nedenle, isyancılar ya da Kaddafi yanlıları, diğerine karşı tam üstünlük sağlamakta zorluk çekiyor. Aynı nedenle, isyan 2000’li yılların en kanlı olaylarına sahne olabilecek türde.

Uzlaşma uzun süreceğe benziyor. Bu süreç iç savaşın kaynağı.

KONYA’DA UÇUŞ

Türkiye 1970’lerde böyle bir ülkede ihracatı ve yurt dışı müteahhitlik hizmetlerini öğreniyor.

Öğrenme süreci sancılı. Örneğin, Türkiye’den giden elmalar Libya rıhtımlarında çürüyor ve kokuyor, ama Libyalılar buna pek itiraz etmiyor.

Türkiye’nin Libya’daki stajı kırk yılda çok gelişiyor, çağdaş hizmet ve yapılara uzanıyor. Siyasi olarak aramızda bir kaç anlaşmazlık var, yine de çabuk
unutuluyor.

Birinde Başbakan Ecevit Libya pilotlarının Konya’da eğitim uçuşu yapmasını istiyor. Dönemin MGK’sı karşı çıkıyor, sonra Ecevit Kaddafi’yi ikna ediyor, v.s.
Libya Halkını acı günler bekliyor. İsyan nasıl olsa tutacak, ama belli ki, çok kan akacak.

Bosna’daki gibi Libya’ya müdahale

MÜDAHALENİN ayak seslerini ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dan duymak mümkün:

“Kabul edilemez vahşeti durdurma zamanı geldi.”

Devlet otoritesi ortadan kalkıyor, insanlar birbirini öldürüyor, insanlığa karşı suçlar işleniyor. Böyle dönemlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi devreye giriyor.

Dün ilgili kişilerle konuşuyorum, “Birleşmiş Milletler Barış Gücü muhtemelen Libya’da bir göreve hazırlanıyor”. Bunun Güvenlik Konseyinden geçmesi gerek. Konseyde kararlar oy birliği ile alınıyor. Rusya ve Çin’in tavrı belli değil. Bir ret oyu bile, müdahaleyi durduruyor.

Böyle durumda elde bir başka kurum var, NATO. Bosna’daki müdahale gibi.

Can güvenliği ve petrol kuyuları tehlikede. Libya’ya dış müdahale sürpriz sayılmayacak.

Başbakan’a ‘Mağdur’ brifingi

12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat’ta ordudan ve askeri okullardan atılanların özlük haklarının iadesi için bir girişim var. Onlar mağdur. Dün bunu ayrıntılarıyla yazıyorum.

O afla ilgili yasa önerisini CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır hazırlıyor. Çakır dün Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile görüşüyor. Genelkurmay taraftar
görünmese de, siyasi iktidar böyle bir af için kararlı.

Bugün büyük olasılıkla konuyla ilgili Başbakan Erdoğan’a brifing veriliyor. Erdoğan bu işe yatkın. Yasa ise, Mecliste haftaya görüşülecek.

İşte, özgür üniversite

DEVAMSIZLIK, başarısızlık, sınavda kopya çekmek gibi nedenlerle üniversite ile ilişki kesilmesini anlamak mümkün.

Afiş asmak, bildiri dağıtmak, üniversite yönetimini protesto etmekten dolayı üniversite ile ilişki kesilmesini anlamak mümkün değil.

Üniversite değil, sanki kışla. YÖK Başkanı Yusuf Ziya döneminde üniversiteler öyle özgür ki, 2007-2010 arasında üniversitelerden 131 bin 452 öğrenci atılıyor. Bu bir rekor. Rekor Yusuf Ziya’ya nasip oluyor. Atılmalar yukarda belirttiğim nedenlere dayanıyor. 131 bin rakamı resmi açıklama.

Bildiri dağıtmak ya da yönetimi protesto etmekten dolayı okuldan atılmak, ancak tek tip insan yaratmak amacına dönük olabilir. O da, hiç bir demokratik ülkede yok.
Demokratik ülkelerde çok seslilik geçerli. Çok seslilik bugün hiç bir kurumda bize teyet geçmiyor.

X