Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Ya sermaye hareketliliği ya da statüko

Cüneyt ÜLSEVER

SAYIN Serdar Turgut çok önemli bir tartışmaya önderlik ediyor. Bu tartışma ekonomi alanında kafası oldukça karışık, küreselleşmeden ürken insanların hayli fazla olduğu ülkemizde, belki bir nebze olsun bazılarının rasyonel düşünmesine vesile olabilir.

1998 yılı itibarıyla toplamı 643 milyar dolar olan doğrudan yabancı sermayeden Çin'in 45.460 (% 7.06), İspanya'nın 11.307 (% 1.76), Meksika'nın 10.238 (% 1.59) milyar dolar aldığı bir dünyada Türkiye harçlık niyetine 807 (% 0.12) milyon dolar pay alıyor ve bazıları şartlı refleks sonucu bu kırıntı sermayeden ürküyorlar. Adı geçen yılda Polonya 5.129, Romanya 2.063, Mısır 1.076, Çek Cumhuriyeti 2.540 milyar dolarla bile bizden fazla sermaye akımına sahne olurken biz hálá ‘‘öcü geliyor’’ diye dövünüyoruz.

* * *

‘‘6 milyon dışında herkesi dışlayan’’ ekonomik yapının kapalı, rantçı ve devleti soymayı hüner addeden statüko olduğu artık ayan beyan sırıtmıyor mu? Özgürlüğün mayasının her şeyden önce refah olduğu; refahı artırmanın, insanımızı kemiren işsizliğin önüne geçmenin tek yolunun da daha fazla yatırım olduğu ekonominin temel ilkesi değil mi? Sermaye olmadan yatırım olmayacağı, sermayenin de dini imanı olmadığı gibi artık milliyetinin de kalmadığı bir gerçek değil mi? Hele hele teknolojinin ‘‘t’’ harfinden bile yoksun ülkemizde yeni teknolojilere kavuşmanın tek yolu yabancı sermaye değil mi? Yabancı sermayeyi esas istemeyen de statükonun bağrına çökmüş, rekabetten ödü kopan, üretmek yerine Ankara'yı kafakola almayı işadamlığı zanneden yerli sermaye değil mi?

Coğrafyası, demografisi, hatta yakın yıllara dek kafa yapısı bize çok benzeyen İspanya'ya bir göz atalım (Business Week-15 Mayıs 2000. s. 49-52).

Bu ülkede şu anda sermayenin % 60'ı yabancı. Ülke Avrupa'nın yıldızı! 1998 yılında Türkiye 200 milyar dolar GSMH üretirken bu ülke 555 milyar dolar GSMH üretmiş. Bizde kişi başına milli gelir 3160 dolar iken bu ülkede 14.100 dolar. Onlar ortalama % 3 büyürken biz geçen yıl % 6.4 küçülmüşüz. Bu ülke elde ettiği sermaye akımını Latin Amerika'yı ele geçirerek yoğaltıyor. Son beş yılda bu ülkelere 56 milyar dolar yatırmışlar. Bizim 1998 yılında dış ülkelere yaptığımız yatırım miktarı ise sadece 307 milyon dolarcık. Onlar genç yöneticiler çılgınlığı yaşarken biz babaların kucağında istikrar arıyoruz.

* * *

Şimdi soruyorum: Türkiye mi daha fazla özgür, daha fazla demokrat, İspanya mı? Kişi başına 3160 dolar üreten bir ülkede mi yaşamak istersiniz, yoksa 14.100 dolar üretende mi?

Peki İspanya bu seviyeye yükselmek için ne yapmış? Bazılarının ödünü koparan çılgınlığa soyunmuş. Kapılarını tamamen açmak için bütün tedbirlerini almış. Madrid dünya çapında sermaye merkezi olmaya uğraşırken İspanyol bir işadamı ‘‘Ya küreselleşeceğiz, ya da yok olacağız’’ diyor.

Başbakan Jose Maria Aznar yönetiminde ülke önce devletin rolünü tırpanlamış, devlet işletmelerini özelleştirmiş, serbest piyasanın önündeki bütün engelleri kaldırmış, ekonomiyi tamamen liberalize etmiş. Bir zamanlar İspanya'yı kemiren bütçe açıklarını sıfırlamış. Araştırmaya ayrılan bütçe payını GSMH'nin % 0.8'inden % 2'ye çıkarmak için tedbirler alıyormuş.

Allah aşkına; özgürleşme ve refahı yakalama konusunda başka formülleri olanlar, bir zahmet kendi tedbir paketlerini açıklasınlar.

X