Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Türkiye'nin hasımları mı sorunları mı var?

Cüneyt ÜLSEVER

Yukarıdaki sorunun doğal cevabı, her ülke gibi Türkiye'nin de hem hasımları, hem de sorunları olduğudur. Ancak, kanaatime göre Türkiye bu iki kavramı karıştırıyor. Üstelik bunu inanılmaz güçte bir paranoya ile yapıyor. Hal böyle olunca da Türkiye içte ve dışta sadece hasımları olan talihsiz ve çaresiz bir ülke görüntüsü veriyor.

‘‘Hasım’’ kelimesi ‘‘sorun’’ kelimesinin içerdiği uzlaşma ve çözüm kelimelerini içermediği içindir ki Türkiye yenmek ve yenilmek kavramları arasına sıkışıp kalıyor. Köşegenli kavramlar da ülkeyi büyük bir karamsarlığa itiyor. Ülke dönüp dolaşıp, bir sarmal içinde, tekrar tekrar paranoyasını beslemekten başka hiçbir olumlu çözüm üretemez hale geliyor.

Her aykırı görüşe veya menfaatleri bizimle çelişen her ülkeye hasım gözüyle bakan ülkemiz hiçbir sorununu halledemeyen zavallı bir ülke haline geliyor.

Baksanıza, maaşallah beraber yaşamak zorunda olduğumuz tüm komşu ülkeler hasmımız! Sanki bu ülkelerin kendi sorunları yok, sanki onlar da bizim gibi uluslararası konjoktürden etkilenmiyorlar. Bu ülkeler kendi işlerini güçlerini bırakmışlar, sadece Türkiye'ye nasıl madik atarız diye hesaplar yapıyorlar. Üstelik sanki bu ülkeler blok halinde kararlar oluşturuyorlar. Bu ülkelerde bizde olduğu gibi muhalefet yok. Farklı görüşler hiç yok.

‘‘ABD'yi mi seçelim, Avrupa Birliği'ni mi?’’ Ülkenin aklı evvelleri oturup ‘‘ya birisi, ya ötekisi’’ türünden tartışmalar yapıyorlar. Kimse Avrupa ile Amerika'nın çelişen menfaatleri kadar birleşen menfaatleri olduğunu düşünmek dahi istemiyor. Avrupa'ya küserek veya ABD'yi dışlayarak herhangi bir blokun güvenilir müttefiki olamayacağımızı kimse akıl edemiyor.

Avrupalı kalleşler ‘‘Apo'yu asmayın!’’, diyormuş. Peki ABD niye bize Apo'yu sağ teslim etti?

IMF de neyin nesi? Madem hasım, niye ona dert anlatmaya çalışırız ki? Üstelik heyetin başkanı da İtalyan. Şayet, Türkiye kendi kendisine ekonomik krizine bir reçete yazacak olsa, bu metin IMF'in dayattığı(!) metinden farklı mı olacak?

Uluslararası tahkim (hakemlik) ülkenin bağımsızlığı ile çelişirmiş. Bu safsatayı yayan beyinler hukuk kavramını bilmezler mi? Haklarımızı koruma mücadelesinde kendilerini bu kadar mı zavallı hissederler ki uluslararası olan her şeyden ödleri kopar?

Gelelim iç meselelere. Allah aşkına ‘‘Apo’’ sadece ülkemize karşı yürütülen uluslararası bir komplonun sonucu olabilir mi? Efendilere göre PKK ekonomik sorunların sonucu imiş. Doğu Anadolu da Güneydoğu kadar fakir, niye Erzurum'dan terörist çıkmıyor? Kürtler zaten eşit vatandaşmışlar. Bu Kürtler bu kadar salak mıdırlar ki durumun farkında değiller, özgürlüklerini yaşayacakları yerde bela arıyorlar. Taleplere yüz verilirse iş toprak bütünlüğünün parçalanmasına kadar gidermiş. Kimin elinde bölünme talebini doğrulayan ampirik bir çalışma var? Niye serbest irademizle bir arada yaşamanın çarelerini aramayız ki?

Niye bu ülkede Kürt ve İslam'i yaşam meselelerinin ekonomik itilmiş ile sosyolojik kakılmışın bir bileşkesi olduğunu görmek istemezler?

İç düşman, dış düşman, vatan hainleri, devlet düşmanları, işbirlikçiler vb tartışmaları ile haşır neşir olan ülkemizde yakında Türk'e dostluk yapacak Türk kalmayacak!

Ancak, yine de bir Türk dünyaya bedeldir, inkár edecek hain beri gelsin!



X