Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Tantan ve ekibine güvenmeye devam edelim mi?

Cüneyt ÜLSEVER

18.12.2000 Pazartesi günü yazdığım ‘‘Belli ki İktidar Fena Panikledi’’ başlıklı yazımda; icraatından çeşitli örnekler vererek ve önemle son af tasarısı ile ilgili ihtiyar adam psikozundan dem vurup, iktidarın tüm akli dengelerini yitirdiği görüşünü savunmuştum.

Diğer iddialarım saklı kalmak kaydıyla, Sadettin Tantan ve ekibinin banka operasyonları konusunda, iş bürokrat ve siyasilere gelince durakladıklarına dair görüşümü bugün aşağıda vereceğim gerekçelerle geri aldığımı ilan etmek istiyorum.

Bu ülkede bir şeylerin değişebileceğine inanma isteği, Tantan ve ekibi hakkındaki banka operasyonları ile olumsuz görüşümü askıya almamı ve onlara bir şans daha vermemi söylüyor.

* * *

1) Sadettin Tantan'ın ‘‘Çevik Kuvvet İsyanı’’ ile ilgili ‘‘düğmeye basma’’ tezini, onu bankacılık operasyonlarıyla ilgili girişimlerinde yıldırmak isteyenlerin olacağına iman etmeme rağmen akılcı bulmuyorum.

Çevik Kuvvet'in harekátı tabii ki kanunsuz, gereken yapılmalı. Ama, kışkırtıcı dış mihrak aramak yerine, İçişleri'nin bir özeleştiri yapması bana daha duyarlı bir tavır olarak gözüküyor.

İnsanın aklına, ister istemez, acaba poliste ‘‘emir komuta zinciri’’ büyük çapta zaafa mı uğradı, akıl ve vicdanın kabul edemeyeceği atamalar mı yapıldı, gibi sorular takılıyor.

Hele hele, çekilen fotoğraflarda gözüken polisler hakkında işlem yapılmasını akıl ve vicdan kabullenemiyor. Fotoğrafı çekilemeyen polisler suçlu değil mi?

* * *

2) Ancak, diğer yönde, bürokratlar ile ilgili işlemlerin, son aşamaya varmasa da devam ettiğine dair elime bazı bilgi notları geçti.

Örneğin, Ankara Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 28.12.1999 tarihli ‘‘Egebank Soruşturma Raporu’’nun neden 12.06.2000 tarihine kadar adli makamlara intikal ettirilmediği ve bu raporun hangi birimde bekletildiği soruşturuluyormuş. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) 17.11.2000 tarihinde bu soruşturmaya verdiği cevapta, murakıplar tarafından tespit edilen çeşitli şahıs ve firma adına açılmış hesaplara ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunulduğunu belirtiyor. Ancak BDDK, raporun adli soruşturma bölümüyle ilgili hiçbir işlem yapmamış!

Bu arada Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, söz konusu raporu adli mercilere 6 ay süreyle intikal ettirmeyen bürokratlar ile ilgili soruşturmayı derinleştirerek sürdürüyormuş.

Bu bilgiler, güvenlik güçlerinin ve mahkemelerin ‘‘işin peşinde olmalarına’’ rağmen, Hazine ve BDDK'nın kendi elemanları ile ilgili soruşturmaları savsakladığına dair şüpheler yaratıyor.

Mali bürokrasi kendi adamlarını koruyor mu?

Banka rezaletlerinin bürokrat ayağı bundan mı aksıyor?

* * *

Bu şüpheleri sınamak için BDDK'ya soruyorum:

Örneğin, Yurtbank ile ilgili olarak, tüm yönetim kurulu üyeleri sorumlukları nedeni ile soruşturulurken, bu bankayı devlet adına denetlemesi için yönetim kuruluna atanan ve asli görevi devlet adına bu bankadaki dandiklere engel olmak iken ‘‘olası suçlara’’ diğer üyeler kadar iştirak eden Hazine temsilcisi Metin Aytaç ‘‘soruşturmalarda ayırt ediliyor’’ mu? Diğerleri gibi DGM'de ifade verdi mi, hiç gözaltına alındı mı?

Cevaplar ‘‘hayır’’ ise neden?

X