Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Muhalefet nihayet meydanlara indi

Cüneyt ÜLSEVER

Bu ülkede iktidarı sürdürebilmek için belki Ankara yeterli bir alandır. Ancak, bu ülkede muhalefet yapabilmek için meydanlara inmek şarttır. Zira maalesef, bizim halkımız kendi sesini Ankara'ya duyurma konusunda fazla başarılı değildir. Hele hele bu durum nüfusun % 50'sinden fazlasını oluşturan köylülük kesimi için daha da fazla geçerlidir.

Muhalefeti meydanlarda sürdürme konusunda ise bu ülkenin yetiştirdiği bir deha vardır: Sayın Süleyman Demirel! Muhalefette yaptığı mitingleri iktidar eli yüreğinde takip ederdi.

Ülkenin üzerine 18 Nisan seçimlerinden beri ölü toprağı serilmişti. Siyaset adeta Ankara ile medya arasında icra edilen ortak bir meslek haline gelmişti. Nihayet, DYP bu ölü toprağını kenara itti ve meydanlara indi. İyi de yaptı! Dilerim bu başlangıç; milleti siyasetin içine çekme konusunda 18 Nisan sonrası bir milat oluşturur. Perşembe günü İzmir Torbalı'da gerçekleştirilen mitingde meydanı dolduran halk, adeta seçimlerden 10 ay sonra ilk defa ‘‘Nassınız? Eyi misiniz?’’ diye sorulmasının hazzını yaşadı. Sadece ‘‘hatırlarının’’ sorulması dahi, Torbalı meydanını dolduran ve fukaralığı; bırakın üzerlerindeki giysileri, suratlarındaki bedbin çizgilerden haykıran insanları coşturdu, sevindirdi. ‘‘Nasılsınız, iyi misiniz?’’

Türkiye ekonomik alanda çok zor bir dönemeçte. ‘‘Acı reçete’’ yutmak için vakit sadece çok geç! Türkiye sonradan selaha çıkabilmek için iki yıl ıstırap çekmek zorunda. Hükümet ister istemez, bu acı reçeteyi millete içirmek durumunda. Ancak hükümet, teknik detaylarını dikkatli kurduğu programında bir temel konuyu göz ardı ediyor: Milletin, kendisinden fedakárlık beklemek için, onayını almaya cesaret edemiyor. Böyle herkesin canını sıkacak bir program için toplumsal mutabakat şart. Ancak, hükümet bu konuda ne işçi sendikaları, ne de halk yığınları ile yüzleşmek için istekli. O halde bu görevi muhalefet yapmak zorunda. Tabii ki, o da yüzleşmeyi denetim görevi ile birlikte yapacak.

‘‘1996 yılında 1 kilo pamuk ile 1 litre benzin alırken, şimdi 2 kilo pamuk ile 1 litre benzin alabilmekten’’ bizar Torbalı halkına Sayın Tansu Çiller sahip çıktı. Yaptığı konuşmada girdi fiyatlarının köylülüğün aleyhine işlediğini anlattı. Bu çıkışı ile epey alkış da aldı.

* * *

MHP'li dostların dikkatini çekmek isterim. Ekonomik ağırlıklı konuşmasında yer yer siyasi konulara da değindi. Bu konuda en coşkulu alkışları da ürkek parti, erkek parti irdelemesinde topladı!

Sayın Çiller, mazot gibi girdilerin piyasa koşullarında belirlenmediğinden, enerji ürünlerini hükümetlerin en kolay dolaylı vergi toplama yöntemi olarak gördüğünden ve vergiyi bindirdiğinden şikáyetçi. Destekleme alımları ise girdilerdeki fiyat artışlarını karşılamıyor. Ona göre bu durum haksız rekabet yaratıyor. Bunun için köylülüğe prim uygulanmasından yana.

Ancak, memnuniyetle gördüm ki, aynı Çiller globalleşmenin dayanılmaz gerçekliğinden, serbest piyasa ekonomisinin erdeminden de dem vuruyor. Bu konumda birkaç ay evvel genel kurulda yaptığı konuşmadan daha gerçekçi. Bu kez ustasının sevdiği popülizme fazla cevaz vermedi. Ancak, prim ödemelerinin köylü üreticiye nasıl aktarılacağını açıklamadı.

Bu ülkenin gerçek bir transformasyon yaşayabilmesi için devlet-köylülük ilişkisinin, gelir dağılımını daha beter hale getirmekten başka işe yaramayan destekleme alımları ucubesinden, daha açık söyleyelim rüşvetinden kurtarılması lazım. Öte yanda fukara köylüyü gelir endeksi temelinde desteklemeye devam etmek sosyal dokunun korunması için elzem. Hükümetin bir toprak reformu hazırlığı içinde olduğu biliniyor.

Muhalefet de hem meydanlara inmeli, hem somut projeler üretmeli.

Transformasyon, millet işin içine çekilmeden katiyen başarılı olamaz!

X