Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Mesut Yılmaz aklanacak mı?

Cüneyt ÜLSEVER

Sayın Mesut Yılmaz kendisinden çok emin. ‘‘Komisyonlarda aklanayım, hükümete girmeyi sonra düşünürüm’’ diyor. Böyle düşünmek en doğal hakkı. Ancak, Ankara'da edindiğim intiba soruşturma komisyonlarının siyasal bir karar alacağı ve Yılmaz'ın siyaseten aklanacağı duygusu veriyor. Sanki ele alınan konular geçiştiriliyor ve hükümet ortağı partilerin komisyonlardaki temsilcileri sonucu baştan belirli bir oyunun aktörleri durumundalar. İnsan, ister istemez Yılmaz-Çiller ikilisinin karşılıklı birbirlerini aklamalarını hatırlıyor. Ben şahsen merak ediyorum; bugüne dek bu tip sisli pazarlıklara alet olmamış MHP komisyonlarda ne yapıyor? Aşağıda hatırlatacağım bazı olgulara komisyonların nasıl bir tavır alacağını ise çok merak ediyorum.

1) Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz, 30 Haziran 1998'e dek ekonomiden sorumlu devlet bakanı Sayın Güneş Taner'e, Korkmaz Yiğit'in Türkbank ihalesine girmesi konusunda, ‘‘Bu adamın mafya ile ilişkisi olduğu söyleniyor’’ diye karşı çıkıyor. O tarihte Korkmaz Yiğit, Cindoruk ve Kamhi vasıtasıyla Yılmaz'dan randevu alıyor ve onu mafyayla ilişkisi olmadığı konusunda ikna (!) ediyor. Bu görüşmede Yiğit ortaya nasıl kanıtlar koydu?

2) İhalenin yapılmasından bir gün önce, 3 Ağustos 1998 günü, Emniyet Genel Müdürlüğü bir bilgi notuyla, ihalenin yapıldığı 4 Ağustos 1998 günü de resmi bir yazıyla Başbakanlığa Yiğit'in mafya ilişkileri olduğu iddiasını taşıyan 2 evrak yolluyor. Bu iki evrakın ikisi birden Başbakanlık'ta kayboluyor! Kim kaybetmiş, ikisi birden nasıl kaybolmuş? Hadi bu evrakı Başbakan görmemiş, Yiğit'le konuştuktan sonra onun gerekçelerini emniyetle neden teyit etmek ihtiyacını duymamış?

3) 4 Ağustos 1998 tarihli evrak, aynı zamanda Merkez Bankası Başkanı Sayın Gazi Erçel'e de yollanıyor. O da ‘‘Nasıl olsa başbakan biliyor, ne yapılacaksa o yapsın’’ diye tavır alıyor, daha doğrusu hiçbir tavır almıyor. Ancak, arada ihaleyle ilgili bir muhatap daha var, Hazine Müsteşarlığı. Hiç olmazsa evraktan haberi olmayan bu kurumu uyaramaz mıydı?

4) Korkmaz Yiğit'in o dönemde sahibi olduğu Kanal-6'nın yönetim kadrolarını Mesut Yılmaz ve ANAP mı oluşturdu? Kimler, kimlerin vasıtasıyla bu kanalda göreve atandı? Korkmaz Yiğit'i Milliyet'i almaya kim ikna etti?

5) Korkmaz Yiğit, Türkbank'ı almak amacıyla kredi bulması için, kendisini Güneş Taner'in bazı özel banka yetkilileriyle görüştürdüğünü söylüyor. Bu ifade doğru mu?

6) Alaattin Çakıcı 14 Temmuz 2000 tarihinde verdiği resmi ifadede Türkbank olayına karışmadığını söylüyor, ancak ‘‘...Refahyol hükümetinin yıkılması için Mesut Yılmaz ve Eyüp Aşık'a yardımcı oldum. İşbirliği yaptım. Bu konuda yardımcı olduğum kamuoyuna yansıyan kasetlerden bellidir’’ diyor.

Erol Evcil yine aynı tarihli resmi ifadesinde, ‘‘...Çakıcı bana telefonla ‘Eyüp Aşık seninle banka hakkında görüşecek' dedi, ben de kabul ettim, kendisiyle İstanbul Plaza Otel'de görüştüm. Mesut Yılmaz ve Eyüp Aşık'la (tekrar) görüştüm. Bu konuları aynen anlattım. Ayrıca bu konuşmalar dışında bir de yumruk olayında Mesut Yılmaz'la görüştüm, ‘Bana bu yumruk olayını Alattin Çakıcı'yla görüş, kimin yaptığını öğrensin ve hesap sorsun' dedi. Nisan veya mayıs ayları idi. Alaattin Çakıcı bana telefonla ‘Flash TV'de konuşma yapacağım' dedi. Ben de bu konuşmaya gerek yok, diye cevap vermiştim. Ancak bana, ne pahasına olursa olsun bu konuşmayı yapacağım, demişti. ‘Eyüp Abi'ye ve Mesut Yılmaz'a söz verdim, konuşacağım dedi' ve konuştu’’ diyor.

Bu ifadeler doğru mu? Komisyon, Flash TV'nin o zamanki sahibinin ifadesini de aldı mı? Bu kişi şimdi ne iş yapar?

Herkesin merak ettiği bu tip sorulara Yüce Meclis'in komisyonları, vicdanları rahatlatacak, kamuoyunu ikna edecek cevaplar bulmak zorundadır. Yoksa büyük vebal altında kalırlar.

X