Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Kiralar Meclis'te belirlenemez

Cüneyt ÜLSEVER

Enflasyonla ciddi bir mücadeleye girişen hükümetin amacı, enflasyonu aşağıya çekmek kadar, piyasaları da kendi iç dinamikleri çerçevesinde yeniden düzenlemeye yönelik olarak algılanıyordu. Bu cesur mücadele çerçevesinde Merkez Bankası'nın yayınladığı ‘‘program’’ çok önemli.

Beklentimiz, ülke ekonomisinin, enflasyonun dizginlendiği bir ortamda, üretime öncelik veren bir yapıya kavuşması. Ancak, bu hedef için kimse dikta ekonomisine prim vermiyor, akıl, izan sahibi herkes piyasanın kendi dinamiklerinin yönlendireceği bir yapılanma istiyor.

Piyasalarda bu yönde bir olumlu beklentinin hákim olduğu sırada, TBMM Adalet Komisyonu'nda alınan bir karar ise insana bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dedirtiyor!

Komisyon, kira artışlarının sınırlandırılmasıyla ilgili bir kanun tasarısını Genel Kurul'a sevk etmiş. Kanun, Genel Kurul'dan geçerse, yürürlük tarihinden sonra yapılacak kira sözleşmelerinde kira artışı en çok yüzde 25 olacakmış.

Hoppala! Neye niyet, neye kısmet!

Bir ülkede fiyatların oluşmasına müdahale edildiği zaman, o ülkenin başına hangi belaların geleceğine dair en iyi örneklerden birisi 1980 öncesi Türkiye ekonomisidir. O zaman yaşanan kıtlıkların, üretim kaybının, işsizliğin ve alıp başını giden karaborsanın ana kaynağı, hükümetlerin ‘‘madem ben kanun çıkarılmasına önderlik ediyorum, o halde ekonominin kanunlarını da ben düzenlerim’’ mantığıdır. Sayın Demirel ile Sayın Ecevit'in adlarıyla simgeleşen bu dönem, onlar açısından da hayırla anılmasa gerek! Nitekim, Sayın Ecevit'i geçmişten öğrenen lider olarak algılıyorduk.

Kanun vasıtasıyla kiraları belirleme niyeti, sadece ve sadece kiraların hukuk dışında belirlenmesine yol açar!

Zira, artık dünyada herkes biliyor ki, ekonominin kanunları meclislerin erklerinin üzerindedir. Meclisler sadece, ekonominin kanunlarının hangi seviyede hukuksallık kazanacağına karar verirler. Ekonominin hukuksallıktan kaçan bölümü ise her zaman hükmünü icra eder. Adalet Komisyonu bu gerçeği yine de görmüş ki, ‘‘rayiç bedelin altında kalan kira sözleşmelerinde bu durum göz önüne alınır’’ diyor. Zaten bunu söylediği andan itibaren de kendi önerdiği kanun tasarısını geçersiz hale getiriyor.

Rayiç bedeli kim tayin eder? Piyasa!

Rayiç bedele açık kapı bırakan kısıtlayıcı kanun da ya kendisini inkár edip piyasa kanunlarına ayak uyduracaktır, ya da hükümet ‘‘rayiç bedel belirleme komiserleri’’ tayin edecektir.

Piyasa aktörlerinin Merkez Bankası'nın ilan ettiği programa uyum göstermesini arzu eden hükümet, bir an önce işçi sendikaları ve işverenler ile bir araya gelip, başta kendi tasarruf tedbirleri olmak üzere taraflardan ortak tedbirler sözleşmesi elde ederse daha akıllıca bir iş yapar. Tarafların eşit bir şekilde gönüllü sorumluluk yüklenmediği hiçbir program, káğıt üzerinde mantıklı gözükse de uygulamada başarılı olamaz.

Fiyatları TBMM değil, piyasa belirler!

X