Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: ‘Kendini yeniden üretmek’

Cüneyt ÜLSEVER

Terminoloji Karl Marx'a ait. Marx, ekonomik sistemlerin kendilerini yeniden üretme becerileri olmadığı veya bu becerileri kaybettikleri zaman çökmeye mahkûm olduklarını söyler. Ona göre kapitalist üretim tarzı kendini yeniden üretme becerisine sahip değildir; bunun için de çökmeye mahkûmdur. Marx'ın bu öngörüsü bugüne kadar doğrulanmadı, tersine yaşadığı her krizden kapitalist sistem kendi yaralarını sararak, kendini yenileyerek çıkmasını bildi.

Ancak, bana göre Marx öngörüsünde haklı olmasa dahi, ortaya attığı kavram, eksik olmakla beraber, doğru ve yol gösterici bir kavram.

Kendini yeniden üretemeyen sistemler çökmeye mahkûmlar!

Şahsi kanaatime göre, Marx'ın eksik yönü, bir mühendis edası ile, sistemlerin varlığını idame ettirme veya ettirmeme hesabının matematiksel düzlemde yapılabilirliği (planlama) iddiasında olması.

Halbuki, sistemlerin kendilerini yeniden üretme konusunda, ekonomik yapının yanında, iki çıkış noktası daha var:

a) Değişime uyum gösterme yeteneği.

b) Yanlış projelerde ısrarlı olmama.

Bu iki koordinatta başarılı olan sistemler, zaman zaman krize girseler dahi, sistem değiştirmeye ihtiyaç kalmadan krizden kurtulmayı becerebiliyorlar. Tersine kendini yeniden üretmeyi sadece mühendislik hesaplarında arayan sistemler işin içinden çıkamıyorlar.

Mühendislik sistemleri, eli mecbur, çözümü kitapta yazdığı gibi değerlendiriyorlar ve işin içinden sadece kitabı doğru okuyan elitin çıkabileceğini savunuyorlar.

Bu tip sistemeler de, ister Marx'ın kurguladığı sosyalizm iddiasında olsunlar, ister Kuran'ı rehber ilan etsinler, elitlerin her şeyi bildiği kapalı toplum olmak zorundalar. Zira, sistemi matematiksel olarak ayakta tutmanın başka imkánı yok!

Tersine, a) değişime uyum gösterme ve b) yanlış projelerde ısrarlı olmama becerisi, tüm insanlarına çözüm üretme şansı veren, uygulanan projeleri denetleme hakkı tanıyan sistemlerde yeşeriyor. Böyle toplumlar da açık toplum oluyorlar. Böyle toplumlar da kaçınılmaz bir gerçeklik olan krizlerden, sistemi değiştirmeden kurtulmayı beceriyorlar.

İran rejimi de bir mühendislik modeli olarak çatır çatır çatlıyor! Zira, kapalı toplum. Çözümler sadece rehberlerin tekelinde, doğru sadece bir kitapta yazılı! Hatta, kitabın çözme iddiasında olmadığı konular dahi kitap çerçevesinde yorumlanıyor.

Yine Marx'a dönelim ve onun ekonomik determinist yaklaşımına pay verelim. İran rejimi elindeki petrol rezervlerini dahi modernleştirerek kullanmaktan aciz bir sistem. Eldeki en önemli ekonomik gösterge % 35 oranında işsizlik. Bırakın özgürlük taleplerini, insanına ekmek yedirmeyen bir sistemin kendini yeniden üretmesi mümkün mü?

20. yüzyılın tüm kapalı toplumları, İran'ı, Çin'i, Küba'sı, Irak'ı, Suriye'si, Arabistan'ı vb. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde çökecekler.

Zira, bu sistemler kendilerini yeniden üretemiyorlar.

X