Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: İstikrar illa statükoyu korumak mıdır?

Cüneyt ÜLSEVER

Hafta sonu yaptıkları toplantıda, koalisyon ortakları liderler, ‘‘Cumhurbaşkanlığı sorunu’’ üzerinde 5'er yıllık süreçlerde, iki dönem üst üste seçilmeye açık kapı bırakan bir muatabakat sağladılar.

Adı ne şekilde konursa konsun, bu formül Sayın Süleyman Demirel'in görev süresini uzatmak için bulunan kişiye özel bir formüldür.

Sayın liderler, Demirel'in ikinci kez seçilmesine yol açacak formülü istikrar arayışı, daha doğrusu istikrarı korumak adına savunuyorlar. Ayrıca haklı olarak, Sayın Cumhurbaşkanı'nın önemle Türki Cumhuriyetler'de kurduğu başarılı ilişkilerin, gelecek dönem için öneminden dem vuruluyor.

‘‘İstikrar’’ bizim gibi kerameti kendinden menkul ülkelerde gerçekten korunması zor bir denge. Türki Cumhuriyetler'in, Türkiye'nin menfaatleri açısından önemi de tartışılmaz derecede aşikár. Hatta, önemle ABD'nin, bizimle olan ilişkilerini büyük çapta, bizim bu bölgedeki etkinliğimiz çerçevesinde tanzim edeceği de söylenebilir.

Ancak, Türkiye'nin istikrarı hep statükoda araması beni çok rahatsız ediyor. Demokrasi tartışmalarında da ‘‘bizim kendimize ait koşullarımız var’’ teraneleriyle bu ülkeyi demokrasinin evrensel boyutlarından uzak tutmaya çalışan zihniyet de hep statüko içinde istikrar arar.

Ben ise istikrar için aranan formulün daha büyük istikrarsızlığa yol açmasından korkuyorum!

Liderler, cumhurbaşkanını halkın seçmesinden kaçınıyorlar ama Meclis'in iki dönem üst üste aynı kişiyi cumhurbaşkanı seçmesine razılar.

Peki, ikinci kez seçilme şansına sahip bir cumhurbaşkanı, Anayasal görevlerini nasıl yerine getirecek?

Anayasa'nın 104. maddesi, cumhurbaşkanının ‘‘görev ve yetkilerini’’ tanzim ediyor ve diyor ki:

‘‘Cumhurbaşkanı, devletin başıdır. Bu sıfatla ..... Anayasa'nın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Bu amaçlarla görevleri ..... kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM'ye geri göndermek, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak, ..... kanunların vb, ..... Anayasa'ya şekil veya esas bakımından aykırı olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi'nde dava açmak, ..... TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek, başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek, ..... vb.’’

Anayasa açık bir şekilde cumhurbaşkanını, TBMM'nin denetlenmesinde, devlet ve millet adına yetkili kılmış! Cumhurbaşkanının bu görevleri gereği gibi yapabilmesi için de bir mütemmim cüz olarak Anayasa'ya cumhurbaşakanının bir kereye mahsus seçilme esası konmuş.

TBMM tarafından iki kez seçilmeye açık bir cumhurbaşkanı, Anayasa'nın 104. madde ile yüklediği görevleri ilk döneminde nasıl yerine getirecek?

Körler ile sağırların birbirini ağırladığı bir ortamda cumhurbaşkanlığı makamına neden ihtiyaç olsun ki?

İstikrar arayanların gelecekteki muhtemel istikrarsızlıkları da gözetmesini dilerim! Aksi halde bu ülke, sorunlarını kartopu etkisiyle erteleyerek büyütmekten başka becerisi olmayan bir ülke olmaya devam eder.

X