Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Her şey, ama her şey açığa çıkmalı!

Cüneyt ÜLSEVER

Kamuoyuna yansıyan şu üç haberi alt alta sıralayalım: 1) Süleyman Demirel: ‘‘Devlet her zaman rutini takip etmek zorunda değildir. Yüksek menfaatleri icap edince rutin dışına çıkabilir... Devletin rutinin dışına çıkma hakkı var.’’

2) ‘‘Batman silahlarını dönemin tüm sorumluları biliyordu... Yasal dayanağı olmayan birliğe silah ithali Başbakanlık belgesinde...’’

3) ‘‘İthal edilen silah sayısının, Jandarma ve Emniyet'in elindeki silah sayısından fazla çıkması...’’

Bu üç haber parçası, bir dönemi özetliyor!

Devlet, kullandığı özel yöntemle PKK'ya karşı verdiği mücadelede büyük oranda başarılı olmuştur, ancak hukuk dışına da çıkmıştır.

Şu anda ise bu dönemi kapatmak, bir genel temizlik yapmak için önümüzde önemli bir fırsat var. Bu fırsatı tepersek yazık olur. Kutsal devlet arkasına sığınmaya yeltenecek olanları ‘‘aman devlet yıpranmasın’’ sığlığında ele alır ve gün yüzüne çıkarmazsak, bumerang geri döner ve tekrar vurur.

‘‘Devlet her zaman rutini takip etmek zorunda değildir!’’

Allah aşkına kim bu devlet? Ortada kendi kendine karar alan bir manevi şahsiyet mi var? Devleti insanlar yönetir ve günahıyla sevabıyla devletin eylemlerinden onlar sorumludur. ‘‘Devletin manevi şahsiyeti’’ adına konuşmayanlar, sadece ve sadece kendi günahlarını gizlemek durumundadırlar.

Ben, şahsım adına ‘‘Devlet her zaman rutini takip etmek zorunda değildir’’ cümlesini devletin en başındaki insanın ağzından duyunca, ‘‘Ben her zaman rutini takip etmek zorunda değilim’’ olarak algılıyorum.

Nasıl olur da üç-beş seçilmiş ile atanmış kendi kendilerine, ancak devlet adına ‘‘şimdi rutin dışına çıkma zamanıdır’’ diye karar alabilirler, TBMM'yi bile dışlayabilirler? Hadi rutin dışına çıktılar diyelim, sonradan bunun hesabını vermek zorunda değil midirler?

Milliyet Gazetesi'nde yayımlanan ‘‘Başbakanlık belgesine’’ bakıyorsunuz. ‘‘Karma Özel Harekát Birliklerinin!’’ uçakla silah ithal etmesi için verilen izinden Genelkurmay Başkanlığı, hükümet, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, velhasıl asker-sivil tüm yetkililer haberdar edilmiş. Üstelik devlet yarattığı Frankeştayn'ı denetleyememiş, silahların bir kısmını da kaybetmiş!

Şimdi bu makamlar, bu eylemlerinin hesabını vermeyecekler mi? Neyi neden yaptıklarını, yaptıklarını neden gerekli gördüklerini anlatmayacaklar mı? Millet ‘‘rutin dışı eylemlerin’’ fayda-zarar hesabını yapamayacak mı?

‘‘Rutin işler dışına çıkanların muhakkak bir bildiği vardır, kısın sesinizi; yarın öbür gün yine rutin dışı eylemler gerekebilir’’ mi diyeceğiz?

Rutin dışına çıkanlar, en azından milletin parasını kullanmışlar, belki de millet evlatlarının canıyla oynamışlardır. Bunun hesabı sorulmayacak mı? Bir helalleşme yapılmayacak mı?

‘‘Devletin manevi şahsiyeti zedelenmesin!’’ Bu kadar pis kokunun kol gezdiği bir ortamda devlet bunun hesaplaşmasını yapmazsa, işte o zaman yaralanır. Kendi içinde hukuk dışı uygulamalara alet olanları temizleyecek kurumlar, esas o zaman daha itibarlı hale gelirler.

Üstelik, eski dönemi yıkama fırsatının yakalandığı bu dönemde görev yüklenenlerin büyük çoğunluğu, eski dönemin pisliklerine bulaşmamış insanlar. Şahısları adına ürkecekleri bir durum yok? Tersine, yıkanmamış kurumların üzerinde oturmaya devam ederlerse, eninde sonunda onlar da şaibe altında kalabilirler.

Eski dönemin aktörlerini yargısız infaza mahkûm etmek durumunda da değiliz. Onların sadece hesap verme dönemidir. Hesaplarını verirken; bu ülkeden ne götürdükleri yanında, bu ülkeye ne kattıklarını da anlatmak en doğal haklarıdır.

Hesaplaşma dönemi yaşanmadan yeni ve temiz bir döneme geçmemiz imkánsızdır!

X