Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Gül gonca açtı, necm-i Fazilet'in huzuru kaçtı!

Cüneyt ÜLSEVER

BEN en iyi şartlarda Gül harekátının yüzde 30 oy alacağını zannediyordum. Toplam delege oylarının yüzde 42'sini aldılar. Bu sonuç bir zaferdir ve Türkiye'de herkesin üzerinde durması gereken sosyolojik bir gelişimin dışa vurumudur. Fazilet'i uzaktan aydınlatan necm (yıldız) ağır yaralıdır ve bir gül goncasının ona ettiklerini 2.5 darbe etmemiştir.

Ötesi; alınan netice ülkemiz için en hayırlı sonuçtur.

Sayın Erbakan'ın ülkede misyonu, protestocu ve dinsel ağırlıklı kitleyi sistem içinde ve itirazı sistemi sarsmayacak bir kıvamda tutmaktı. Şayet Abdullah Gül ve ekibi Fazilet'i ele geçirselerdi; bu ‘‘itiraz’’ kendisine başka mecralar aramak durumunda kalacaktı. Türkiye'nin tarihsel olarak doğudan batıya giden serüveninde, doğuda kalmak isteyenlere de bir yer sunabilmesi, ülkenin huzuru ve dengeleri açısından gerekli. Belki bu netice ile ülke küçük ama dinsel tonu abartılı bir partiye yeniden kavuşmuş oluyor.

Zaten, Milli Görüş misyonu sadece muhalefet etmek için terkip edilmiş bir harekettir ve 1995'te iktidara gelmesi, ülke kadar hareketi de şaşkına çevirmişti. Hareket, iktidar olmak için dizayn edilmemişti. Refahyol hükümeti, uğradığı haksızlıklar ne olursa olsun, sadece sosyolojik itilmişe görüntüyü muhafaza eden popülist mesajlar vermiş, ekonomik kakılmış ile ilgili ise parmağını dahi oynatacak mecali olmadığını göstermiştir. Ayrıca, Mesut Yılmaz-Tansu Çiller ikilisinin cılız ve ahlaken sorunlu siyasetleri de Refah Partisi'ni ‘‘beni iktidara kim itti?’’ psikozuna sokmuştu. Bu dönemde yapılan bir kamuoyu araştırmasında, kitleler bu partiyi seçme nedenleri içinde birinci sıraya ‘‘Denemek için’’ şıkkını koymuşlardı. Erbakan küçük ve muhalefette etkin parti misyonunu tehlikeye soktuğu için cezalandırıldı! Şimdi misyonuna geri dönerek tekrar sisteme avdet edebilir.

* * *

Öte yanda, tarihsel bir çıkışı göze alan Abdullah Gül, kongrede yaptığı kısa konuşmayla son yılların en muhteşem kitle hitabeti örneğini veren Bülent Arınç ve insanlarımızın parti farkı gözetmeksizin ısrarla siyasete davet ettiği Recep Tayyip Erdoğan ise şimdi yine muhafazakár ancak zamanın şartlarıyla yoğurulmuş yeni bir bireyselleşmiş muhafazakárlığa önayak oluyorlar.

İtirazını geçmişi yád ederek seslendiren muhafazakárlık ile itirazına gelecekte deva arayan muhafazakárlık artık Türkiye'de farklı sesler, hatta farklı katmanlar. Yeni muhafazakárlık kesinkes dindar ama sistemle olan münakaşasında Bedir Zaferi'ne nostaljik göndermeler yapmak yerine Kopenhag kriterlerine sarılmayı tercih ediyor. Fazilet'te siyaset yapsa dahi Erbakan kadar Özal'ı da yád ediyor.

Taraflar ne niyette olurlarsa olsunlar, artık bu iki farklı muhafazakár taamın aynı kapta pişmesi mümkün değil. Üstelik yanlış da! Her ikisinin de lezzeti farklı, işlevi farklı. Beraber pişerlerse iki lezzet birbirine karışacak, ikisinin de artık farklı olan müşterileri kendi ağız tatlarını bulamayacaklar. Ülke de farklı misyonların hizmetinden eksik kalacak, dengeler yeniden bozulacak.

Üstelik bireyselleşmiş muhafazakárların merkez sağ partilerde de yandaşları, akıldaşları ve tabanı var.

Açan gonca, merkez sağı gül bahçesine çevirmeye aday olabilir.

X