Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: Ertuğrul Özkök bana karışmıyor

Cüneyt ÜLSEVER

‘ERTUĞRUL Özkök sana karışıyor mu?’ Katıldığım konferanslarda, yerel radyo programlarında, ahbap toplantılarında, yeni tanıştığım insanlarla sohbet ederken karşıma hep bu soru çıkıyor.

Ben de sonunda köşemden bu açıklamayı yapmaya karar verdim.

‘‘21 aydır çalıştığım Hürriyet Gazetesi'nde Ertuğrul Özkök veya bir başkası bugüne dek hiçbir yazıma karışmadı, bir imada dahi bulunmadı.’’

Anladığım kadarıyla, Özkök bir tek gazetecilik mesleği hakkında genelleme yapan eleştirileri sevmiyor.

* * *

Beni göreve davet ettiği gün yaptığımız sohbette, Hürriyet gibi bir kitle gazetesinde amacının adeta bir süpermarket yaratmak olduğunu söylemişti.

‘‘Bu gazetede her görüşte insan olacak, ancak okur istediğini okuyacak.’’

O gün oldukça radikal özeleştiriler de yapmıştı.

* * *

Genellikle okur, benim gazetenin genel politikalarıyla ters düştüğümü düşünüyor ve bir gün atılacağımı veya sık sık ‘‘uyarıldığımı’’ zannediyor. Herkesin zihninde, ister istemez, 28 Şubat döneminde çevik bir paşanın telefonlarıyla işten atılan gazeteciler var.

Bilmem farkında mısınız? O dönemde kimse Hürriyet'ten atılmadı. Bana bizzat rahmetli Yavuz Gökmen, kendisi için de böyle bir talep geldiğini, ancak hem Aydın Doğan'ın, hem de Ertuğrul Özkök'ün böyle bir tavır almaya gerek duymadıklarını söylemişti.

* * *

Bu gazetede çalışmaya yeni başlamıştım. Bir gün gazetenin aynı nüshasında Ertuğrul Özkök'e tamamen zıt düşen bir yazım yayınlandı. Kendisine asansörde rast geldim.

‘‘Sizin tersini yazacağınızı bilmiyordum’’ dedim.

Odama geldi ve ‘‘Ben başyazar değilim, benimle veya başkalarıyla ters düşebilirsin. Zaten biz seni bunun için aldık gazeteye’’ dedi.

* * *

Hizbullah olayından sonra Özkök, ‘‘işte bu çete 28 Şubat'ın haklılığını ortaya koyuyor’’ minvalli bir yazı yazdı. Ben de ertesi gün tam tersini savundum. Fazilet Partisi Başkanı benim yazımı kürsüde aynen okudu. Bir ertesi gün de, Genelkurmay bu siyasal partiye muhtıra verdi. Recai Kutan da ‘‘Okuduğum bu metin bana ait değil, Cüneyt yazdı’’ deyiverdi. Koskoca muhtıra üzerime kalmıştı.

O gece ne kadar tanıdığım avukat arkadaşım, eşim, dostum varsa beni aradı ve nasıl olsa gazeteden atılacağım varsayımıyla bana akıllar verdiler.

Ertesi sabah telefonla bu kez Özkök aradı. İçimden ‘‘Tamam, bu iş buraya kadar!’’ diyerek telefonu aldım. Karşımdaki ses ‘‘Bastır!’’ diye haykırıyordu.

* * *

Hürriyet'i sevmek veya sevmemek sizin hakkınız. Ben şahsen, Hürriyet'te çıkan her yorumu beğeniyorum veya tüm haberleri tarafsız buluyorum dersem, yalan söylemiş olurum. Ancak, Hürriyet bir vakıa! Hatta, sevap ve günahları ile Türkiye'nin köklerine sinmiş bir vakıa, bir kurum. Türkiye'nin nadir kurumlarından birisi.

Dünyada nereye gitsem, Hürriyet Gazetesi'ni tanıyan birilerine rastlıyorum.

Kabul edin, siz de Hürriyet'ten etkileniyorsunuz! Bundan kaçamazsınız.

Önemli olan, gazetenin sadece sizin beğendiğiniz değil, her görüşe yer vermesi.

NOT: Yaz tatili yapamadım, ama kısmetse güz tatili yapacağım. 9 Ekim Pazartesi görüşüne dek bana müsaade.

X